Makale

CANI CANLA ÖLÇMELİ, İNSAF ETMELİ

CANI CANLA ÖLÇMELİ, İNSAF ETMELİ

Gülşen Ünüvar
Pedagog

Canla başla sarılmalı insan her işine. Sonuna kadar devam etmeli, yorulsa bile. Başlamak, yarısıdır bitirmenin. O hâlde azimle başla, keyfini sür sonunu getirmenin. Zorluklarla karşılaşacaksın elbette, sakın ha yılma! Başladığın işi layıkıyla yerine getir, yarıda öylece bırakma. Üstlendiğin sorumluluğu yerine getirmek bir erdemdir. Kararlıca yola çıkmak ve yolu kararlıca yürümek serdendir. Yüzüp yüzüp kuyruğuna geldik derler ya hani. İşte o yüzmeler ne meşakkatlidir, ne çok yorar seni. Attığın her kulaç, canından can götürür. Nefessiz kalırsın, başın göğsünü süpürür. Dev dalgalarla karşılarsın kimi zaman. Daha da bir zorlanırsın, daha da bir el aman! Pes etmek olmaz, bunca çabaya hürmeten. Onca yolu azimle yürümüşsün, sonu görünmemesine rağmen. Kendi rızan ile başladığın işi mutlaka bitirmelisin. Sorumluluk bilincini daima ön planda tutup yılgınlığın üstesinden gelmelisin. Saatlerce yüzüp tam kıyıya varacakken sakın ha durma! Deriyi yüzüp kuyrukta bıçak bırakma. Sonunu gör mutlaka yaptığın her uğraşın.

İyi niyetle yaklaşmak gerekir olaylara. Güzel veya çirkin demeden tarafsızca bakmalı konulara. Bir müşkülü olana hiç düşünmeden el uzatmalı. Zorda kalanın yardımına karşılık beklemeden koşmalı. Ancak iyilik yapayım derken zarar vermeyelim karşımızdakine. Yaralarını iyileştireceğiz derken yara açmayalım iyice. Üzüntüsüne ortak olmak isterken daha beter üzmeyelim. Taşları ayıklayalım derken yanlışlıkla pirinçleri süzmeyelim. Dikenleri ayıklamakken amacımız, gülü kırmayalım. Önünü açalım derken karıncayı yuvasından alıkoymayalım. Oldu da istemeden zarar verdik bir başkasına. Tuz yerine biber kattık çorbasına. Bilmeden yapılan hatalar, düşmanlık olarak algılanmaz. İnsanı mahcup eden kusurlar, kötü niyet sayılmaz. Ama biz yine de dikkatli olalım. Bir faydada bulunmak istiyorsak itinayla yaklaşalım. Çapağını alırken gözünü çıkarmayalım. Saçını tarayalım derken telini koparmayalım. Dostun malına zarar vermek aklımızdan bile geçmez. Bir yabancı dahi olsa, bizden ona zarar gelmez. Göz de mühimdir bizim için kaş da. Tarak da mühimdir, saç da. Gönlünü almaya çalışırken bir patavatsızlık edenedir sözümüz. Aman ha, çapakla uğraşırken ziyan olmasın gözümüz.

Elimizde olanla yetinmemekten geliyor başımıza ne gelirse. Evimizdekini beğenmeyerek başlıyoruz işe, hiç düşünmüyoruz ya o da giderse! Bazen mesleğimizi eleştiriyoruz bazen yaşadığımız şehri. Bazen arkadaşlarımızı hor görüyoruz bazen ailemizi. Başkalarının sahip olduğu imkânlar nedense daha iyi görünüyor. Sanki gurbette yaşamak insana hep daha itibarlı geliyor. Bazen örnekler farklı çıkıyor karşımıza. Bakmışız kıskanılan küçük bir ayakkabı ya da sıradan bir toka. Duyduğumuz özentiler ve merak, bambaşka bir rota çiziyor bize. Gidiyoruz nihayet, o en çok gitmek istediğimiz yere. Bakıyoruz ki yol başka, iz başka. Görüyoruz ki görünen başka, giz başka. Umduğunu bulamamak, hayal kırıklığına uğratıyor kişiyi. Pişmanlık duymak, geri döndürmüyor maalesef hiçbir şeyi. Yeni fırsatlara ulaşma hayalleri, elde hazır olanı da götürüyor. Bir de bakmışsın arkanda bıraktıkların seni beklemiyor. Zamanında beğenmediğin, horladığın imkânların yerinde yeller esiyor. İnsan işte, kötü tecrübeleri yaşamadan aklı başına gelmez! Gurbet taşına yaslanmayan, evindeki hasırın kıymetini bilmez. Gün gelir ne hasır kalmış elde ne ev. Sen sen ol elindekinin kıymetini bil, sahip olduklarına daima şükret ve sev!

Her şeyi bileyim, her konuda konuşayım dersen olmaz. Her kapıyı çalıp her gördüğünle oturursan vaktin kalmaz. Kim nerede, kiminle, ne yapmış? Üzerine ne giymiş, saçına ne takmış? Kim kimden daha konuşkanmış? Komşu komşunun hakkında ne demiş? Kimin düğününe kim gitmiş, kim gitmemiş? Edilen sohbetin sonu kime dayanmış? Kimin derdi sorulup kimin niyeti sınanmış? Fazla merak, seni zorda bırakır. Gün gelir devran döner, eninde sonunda başını ağrıtır. Çıkar birisi bir gün hesap sorar. Düşünülmeden edilmiş sözlerinde art niyet arar. Hafif düşünceler, hafif yarenliklere yelken açar. Olumsuz konuşmalar, etrafa kötü koku saçar. Ne mi yapmalı? Düşüncelerimizi, dilimizi ve dahi hâlimizi temiz tutmalı! Olgun tavırlarınla oturur kalkarsan bu durum ruhunun da hoşuna gider. İnsan kendinden mesul, ancak kendi dünyasında kalmalı. Rahat yaşamak istersen; baş ağır, kulak sağır olmalı. Ancak bu demek değildir ki duyarsızlaşalım etrafımızdaki durumlara. Hayır, kastım üzerimize vazife olmayan olaylara. Dengeyi iyi kurmak lazım gelir. Kendini bilen, bu sözün hikmetini de bilir.

Kendini bilmek demişken olgunluk ne güzel bir duruştur. Sadece güzeli düşünmek, ne ulvi bir varıştır. Tavır ve davranışlarımız aynamızdır aslında. Ruhun ne ile meşgulse o görünür aynada. Gülüyorsa için, neşelidir gözlerin. Art niyetliyse özün, zarara gider ellerin. Güzel insan olmak zor değildir aslında. Püf noktası, nefsini terbiye etme faslında. Her ne yapıyor isen en iyisini yap mesela. Mesela en iyi öğretmen ol, masum bir çocuğa. En anlayışlı müşteri ol, saatlerce sıra beklediğin yerde. En merhametli insan ol, en aciz insan karşısında... Kendinden yola çıkmalısın her şeyden önce. Nasıl ki senin canın acıyor, birisi çıkıp hâlin ne demeyince. En zor anında yaşadıklarını hiç unutma! Bir selama bile hasret olduğunu hatırla. Kişi kişinin hâlini kendinden bilmeli. Canı canla ölçmeli, insaf etmeli.