Makale

BİTKİSEL HAYAT

BİTKİSEL HAYAT

Vitamin Deposu Enginar

Akdeniz mutfağının lezzetli ve sağlıklı sebzeleri arasında yer alan enginar, zengin içeriği sayesinde sağlıklı beslenmeye özen gösteren bireylerin sofralarından eksik etmemesi gereken bir bitkidir. Yapılan araştırmalara göre fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, potasyum, magnezyum, çinko ve A, B1, B2, B6, C vitaminleri açısından oldukça zengindir. Lif yönünden zengin olduğundan sindirim sistemine yardımcıdır. Yüksek protein içeriği sayesinde kalp kasını güçlendirir, üre seviyesini düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağlar.

Demir bakımından zengin olduğu için, demir eksikliği anemisinde tavsiye edilir. Toksik maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olarak karaciğerin sağlıklı çalışmasını destekler. Yapısında bulunan potasyum minerali, vücuttaki sodyum-potasyum dengesini düzenleyerek tansiyonu dengeler. İçeriğinde bulunan “sinarin”, kandaki kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olur. Sigara içen bireylerde vücutta biriken nikotin seviyesinin azalmasını sağlar. 100 gr pişmiş enginar 53 kaloridir. Bu nedenle kilo vermek isteyenler için tercih sebebidir.

PÜF NOKTASI

Bamyanın Sünmemesi için Ne Yapmalı?

Pişirmesi biraz tecrübe biraz bilgi birikimi çokça marifet isteyen bamyanın, doğru pişirildiği takdirde tadına doyum olmaz. İlk iş, bamyayı seçmekle başlar. Daha lezzetli ve daha az sünen yapısından dolayı irileri değil de daha ufak ve tombul bamyaları tercih edin. Buzdolabında iki günden uzun süre bekletmemeye özen gösterin, mümkünse satın aldığınız gün tüketin. İkinci önemli aşama ise ayıklama. Bamyanın sap kısmını, derine inmeden, alt kısmına darbe vurmadan bıçak yardımıyla huni şeklinde kesmeniz gerekiyor. Üçüncü aşama, limonlu suda bekletmek. Bamyaları doğru bir şekilde temizledikten sonra derin bir kabın içine koyduğunuz limonlu suda yaklaşık 1 saat bekletin. Bamyayı kesinlikle düdüklü tencerede pişirmeyin. Yoksa erir ve süner. Bamyayı ateşe koyduktan sonra kesinlikle karıştırmayın. Ezilen bamyalar piştikçe içindeki sıvıyı dışarı salar.

SAĞLIKLI YAŞAM

Kulaklıkların Uzun Süreli Kullanımı Sağlığa Zarar Verebilir

Kulak kepçesi, dışarıdan gelen sesleri toplayıp dış kulak yolu kanalıyla kulak zarına ulaştırır. Kulak zarı da titreşerek, normal sağlıklı bir basınç ortamında bu sesi kemikçikler vasıtasıyla iç kulağa doğru 27 kat artırarak iletir. Bazı kas grupları ani ses yüksekliği olduğu zaman kulağın zarar görmesini engellemek için kendini kasarak o kemikçiklerin çalışmasını engeller. Bizim için ideal olan 60-70 desibellik ses aralığıdır. Aynı ses kulaklıkla dinlendiğinde 80-90 desibel gibi algılanır. Uzun süreli, yüksek tonda kulaklık yoluyla gelen sese maruz kalmak kulaktaki hücrelerin hasarlanmasına, bu hasarlanma da genelde kalıcı bir işitme kaybına yol açar. Bunun dışında kulağın hava giriş çıkışı kulaklık ya da başka etkenlerle engellendiğinde, mantar ve bakteri oluşumlarına neden olur.

Kulaklıkların 15 dakikadan fazla kullanılmaması şayet ihtiyaç duyulursa araya zaman aralıkları konması gerekir.
ÇEVRE DEDEKTİFİ

Sinsi Zehir Asbest

Bir grup minerale verilen ortak isim olan asbest, yeryüzünün toprak örtüsünde doğal olarak bulunur. İçerdiği mineralin özelliği nedeniyle, asbestin olduğu toprakta bitki yetişmez. Kimyasal maddelere ve aşınmalara karşı oldukça dayanıklı olduğundan günlük yaşamda inşaat yapımında (çimento, sıva, seramik), gemi, uçak ve otomobil sanayisi (balata), inşaat sektörü (çatı kaplama malzemeleri), su boruları, ses ve ısı izolasyon sistemleri (izocam, eternit), yer kaplama malzemeleri ve yapıştırıcıları (marley) gibi 3 binden fazla kullanım alanı vardır. Asbest, kansere neden olabilen bir maddedir. Bu maddenin sebep olduğu en korkulan hastalık ise “mezotelyoma”dır. Özellikle asbestin çok bulunduğu Kütahya, Eskişehir, Afyon, Sivas, Tokat, Kayseri, Elazığ, Diyarbakır, Adıyaman ve Gaziantep’te daha sık görülür. “Akciğer zarı kanseri” olarak da bilinen bu hastalığın kesin bir tedavisi yoktur. Nadiren karın zarı ve kalp zarı kanseri de yapabilen asbest, hemen kansere yol açmaz. Belirti ve bulgular asbest maruziyetinden genellikle 20-40 yıl sonra ortaya çıkar. Ülkemizde 2010 yılında asbest üretimi ve kullanımı tamamen yasaklanmıştır. Ancak daha önce kullanılan ürünler nedeniyle ne yazık ki asbest teması devam etmektedir. Ülkemizde asbest ile temaslı 1 milyon civarında kişinin yaşadığı, yaklaşık 90 bin kişide de temasın hâlen devam ettiği öngörülmektedir. Kentsel dönüşüm nedeniyle yıkım yapılacak olan binalarda, asbest teması için önlem almak gereklidir.