Makale

RAHMET ve ÇOCUK

RAHMET ve ÇOCUK
Arş. Gör. Ayşe Sağlam
Amasya Üniversitesi
“Bazen (kıraati) uzatma niyetiyle namaza başlıyorum da bir çocuğun ağlayışını duyunca annesinin onun ağlamasıyla ne çok tedirgin olduğunu bildiğimden namazımı kısa tutuyorum.” (Buhârî, Ezân, 65.)
mac:Devam Eden Projeler :diyanet:2020:10.Ekim:Links:hadislerle aile arapça.psd

Rahmet iklimi donatınca âlemi, bu iklimin en nadide goncaları çocuklar olmuştur. Bu goncalara dulda olan mekânların adına mescit, mescitlerden yükselen cıvıltıların oluşturduğu ümrana rahmet medeniyeti denir. Dünya ve ahiret saadetinin sırlarının anlatıldığı, kıyama duran Peygamber’in (s.a.s.) ashabıyla namazgâhının adıdır mescitler. Yaradan’ın karşısında başlar eğilmiş, yeryüzü toprağı üzerinde insana kendini hakiki yurdunda hissettiren tek yerde; secdede gönüller sükûn bulmuştur…

Resulüllah (s.a.s.) kıraati uzun tutma niyetiyle kıyamda iken her ne zaman bir çocuk hıçkırığı duysa, annesinin yavrusuna olan kaygısı adına namazını hafif kıldırırdı. Peygamber gönlünü çocuk hıçkırıklarına raptedenin adıdır rahmet. O rahmet ki mescitleri çocuklar için en ferah mekân eylemiştir. Huzur ikliminin goncaları olmaya müsaade edilsin ki huzur medeniyetinin neferleri yetişsin diye… İşte bu güzide harekette hem çocuğun hem de annenin ruh hâline verilen özel değer gösterir kendini. Zira o, güçsüzlerin, zayıfların ve ihtiyaç sahiplerinin de peygamberidir.

Bir medeniyetin harcı güçle karılırken merhametle de yoğrulur. Rahmet ederken eğiten, eğitirken sevdiren, sevdirirken sükûn veren, sükûn verirken ahlak kazandıran… Allah’ın Resulü (s.a.s.) bir peygamber, bir baba, bir komutan, bir arkadaş ve bunun gibi pek çok rolü yanında nihayet bir eğitimcidir. Minik canları huzur iklimiyle tanıştırıp sevdiren ve onlara kendilerini en güvenli mekânlarda olduğu hissini veren rahmet medeniyetinin rahmet peygamberi. Hz. Zeynep’ten olan kız torunu Ümâme’yi omzunda taşır vaziyette namaza duran, rükûya varacağı zaman indirip kıyama kalkacağı zaman tekrar omzuna bindirerek namazını tamamlayan ve bu şekilde cemaate imamlık eden bir peygamber (Buhârî, Salât, 106). İbadet etmek gibi kulluk vazifesinin zirvesi olan bir işle meşgulken bile çocuklara rahmetinden bir an olsun imtina etmemiş; bu suretle manevi gelişimlerinin en güzel ve en güvenli ortamda filizlenmesini sağlamıştır. Çocukların maneviyat eğitimlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için mescitlerin doğdukları andan itibaren onlara açık olduğunu, huzur ve sürur verdiğini, sevgi ve taltif göstererek hissettirmiştir. Zira çocukların akıllarının donatılması, ruhlarının beslenmesi ancak bu şekilde mümkün olur. Bu nedenledir ki Hz. Peygamber (s.a.s.) hiçbir anne babanın çocuğuna güzel terbiyeden daha güzel bir bağışta bulunmadığını belirtirken (Tirmizî, Birr ve Sıla, 33.) ahlak eğitiminin gereğine vurgu yapar.

Rahmet Peygamberinden çocukların eğitimi için gerekli olan sevgi ve ilgiyi nasıl gösterdiğine ilişkin pek çok haber gelmektedir. O (s.a.s.), bir ortama girdiğinde çocuklara selam verir (Müslim, Fedâilu’s-Sahabe, 145.), güzel sözlerle hitap eder ve onlarla şakalaşırdı (Buhârî, İlim, 18). Sevgisini izhar etmek için çocukların yanağına dokunur (Müslim, Fedâil, 80.) ve onları öperdi (Buhârî, Edeb, 18). Bir seferinde Temîm kabilesinden Akra’ b. Hâbis, Resulüllah’ın (s.a.s.) torunu Hasan’ı öptüğünü görünce: “Benim on çocuğum var ancak hiçbirini öpmedim.” demiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.) ona bakmış ve “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” şeklinde karşılık vermiştir (Buhârî, Edep, 18).

Resulüllah’ın (s.a.s.) hayatında çocuklara olan engin müsamahasının pek çok örneğine şahit oluyoruz. Enes b. Mâlik “Resulüllah’a (s.a.s.) on sene hizmet ettim. Vallahi bana bir kez olsun öf bile demedi. Herhangi bir şeyden dolayı ‘Niçin böyle yaptın?’ ya da ‘Şöyle yapsaydın ya!’ diye azarlamadı.” demiştir (Müslim, Fedâil, 51). Kainatın Efendisi çocuklara kızmaz, yaramazlıklarını görmezden gelir (Buhârî, Edeb, 39), yapmış oldukları hataları şefkat ve öğütle düzeltmelerine fırsat verirdi (Ebû Dâvûd, Cihâd, 85).

Hz. Peygamber’in çocuklarla kurduğu sevgi ve merhamet dolu ilişkinin çocukların iç dünyalarını nasıl şekillendirdiğine dair örnekler ziyadesiyle mevcuttur. “Çocuğunun senin üzerinde hakkı vardır.” (Müslim, Sıyâm, 183.) buyruğunca bu hakkın sadece yaşam için gerekli maddi ihtiyaçların karşılanması değil; bilakis çocukların yetişmesi için ihtiyaç duyduğu değerler olan sevgi, ilgi, merhamet, hoşgörü, güvenin de sağlanması kastedilir. İşte bu değerler sayesindedir ki Hz. Peygamber’in (s.a.s.) asrında yaşayan çocuklar saadet içinde yaşamışlardır. Kendisinden sonraki nesillerin çağlara şekil veren çocukları hep bu sevinç çağının muştularıdır.

Ailenin en küçük fertlerinin sağlıklı bireyler olarak topluma kazandırılması bir medeniyet inşası için en elzem olgulardan biridir. Bu itibarla henüz saf tutma çağına gelmemiş canların mescitlerle buluşması ve bu kavuşmadan mutlu olmaları, manevi gelişimleri için kaçırılmaması gereken fırsatlardır. Hz. Peygamber (s.a.s.) şiddet ve nefreti değil sevgi ve merhametin yayılmasını emretmiştir. Bahsi geçen hadiste de görüldüğü üzere rahmet, çocuk seslerine karışmış ve ilginin en özeli çocuklara hasredilmiştir. Öyle ki bu hâl namaz esnasında bile böyle olmuştur.