Makale

MÜSLÜMAN DÜŞÜNÜR: ROGER GARAUDY

MÜSLÜMAN DÜŞÜNÜR: ROGER GARAUDY

20. yüzyılın Fransız Müslüman düşünürü Roger Garaudy’i çevirmen Cemal Aydın’a sorduk…

Sizi daha çok Roger Garaudy’den yaptığınız çevirilerle tanıyoruz. Batı’da ve İslam dünyasında entelektüel alanda katkılarıyla bilinen Garaudy ile tanışma hikâyenizden bahseder misiniz?

Roger Garaudy 1960’lı yılların başından itibaren kitapları Türkçeye çevrilmeye başlamış efsane bir adamdı. O kadar dikkat çeken biriydi ki 1970’li yıllarda bir gazetemiz onun Sosyalizmin Büyük Dönemeci kitabını okurlarına kupon karşılığı dağıtarak tirajını artırmıştı. İlk çevrilen kitabı ülkemizde, benim daha sonra çevirdiğim İslâm Medeniyetinin İnsanlığa Katkısı adıyla değil de Sosyalizm ve İslamiyet başlığıyla yayımlanmıştı. Keşke yazarın ve benim koyduğum başlıkla çevirselerdi, 60’lı yıllarda Garaudy okumuş olurdum. İşte böyle efsane bir adamın Müslüman olduktan sonra İstanbul’a geldiğini duyunca hemen yanına koştum, birkaç konferansında tercümanlığını yaptım, o tanışmamızdan sonra da dostluğumuz kendisi vefat edinceye kadar devam etti.

Garaudy’nin İslam’la tanışmasını anlatır mısınız?

İkinci Dünya Savaşı’nda Garaudy, Hitler’in ordularına karşı en ön saflarda çarpışmış, devlet madalyası ve kahramanlık nişanı almış korkusuz biriyken Fransa hükûmetinin Hitler’le anlaştığını öğrenince, hemen kışlanın tuvaletlerine “Kahrolsun faşistler!” yazar. Kendisini yakalayıp o zamanlar Fransa’nın sömürgesi olan Cezayir’deki Celfe çölünde etrafı dikenli tellerle çevrili bir kampa sürerler. Bir gün komünist yoldaşlarının kampa getirildiklerini görünce onları karşılamak için arkadaşlarıyla birlikte komünist marşları söylerler. Kamp komutanı bunları susturamayınca kurşuna dizme kararı alır. Emrindeki askerlere ateş emri verir fakat askerler kırbaçlanmalarına rağmen asla ateş etmezler. Garaudy, askerlerin neden ateş etmediklerini birkaç gün sonra Cezayirli bir astsubaya sorup öğrenir. Meğer o Müslüman askerler silahsız birine ateş etmenin insanı ebediyen cehenneme sokacağına inanan dindar gençlermiş. Bunu öğrenir öğrenmez İslam’ı araştırmaya başlar.

Batı’nın sorunlarını aşması için başka medeniyetlerle diyalog kurması gerektiğini düşünen Garaudy’nin, Milletlerarası Medeniyetler Diyaloğu Enstitüsünü kurduğunu görüyoruz. Bu enstitünün kuruluş gayesini açıklar mısınız?

Garaudy, Batılıların “Dünyada en iyi ne varsa, hepsi Batı’nın eseridir, o yüzden bütün dünya milletleri Batı medeniyetini kabul etmeli ve Batılılara benzemelidir!” tezine isyan ettiği için o enstitüyü kurdu. Batılılara “İslam olmasaydı, sizler çok daha uzun süre Orta Çağ karanlığında kalırdınız!” mesajını verdi. Batı medeniyetinin, Endülüs İslam medeniyeti sayesinde ortaya çıktığını ispatlayıp geniş kesimlere bu hakikati kabul ettirdi.

1982 yılında Müslüman oluyor ve bunu gazetede dünyaya ilan ediyor. O dönemde nasıl yankı buluyor Garaudy’nin Müslüman oluşu?

Garaudy o dönemde sadece Fransa’da ve Avrupa’da değil, bütün dünyada tanınan çok ünlü biriydi. Eserleri kırktan fazla dile çevrilmişti. O yüzden Müslüman olduğunu ilan eden makalesini Fransa’nın en entelektüel gazetesi olan Le Monde yayımladı. O makaleyle birlikte Avrupa ve Amerika’da bütün gözler İslam’a çevrildi. Herkes onun Geleceğimizde İslam Var ve İslam’ın Vadettikleri kitaplarını okumaya koştu. Ne yazık ki geniş kesimlerin İslam’a yönelmesinden korkan odaklar, bu kitapları ve daha sonraki kitaplarını gizli eller yoluyla toplatıp insanlara ulaşmasına engel oldular. Şimdilerde ise Fransa’da hiçbir yayınevi Garaudy’nin kitaplarını yayımlamıyor.

Garaudy’nin ateist bir ailede yetiştiğini, genç yaşta Hristiyanlığı seçtiğini, hemen ardından komünizmle yakından ilgilendiğini biliyoruz. Hatta bir söyleşisinde “Ben İslam’a bir elimde İncil bir elimde Kapital’le geldim.” diyor. Bu sözünden ve geçmişte yaşadığı süreçlerden yola çıkarak Garaudy’nin İslam düşünce dünyasına ne gibi katkıları oldu sizce?

Garaudy, Müslüman aydınlarımızın pek çoğunun hiç yapmadığını yapmış biridir. Dünyadaki bütün dinlerin kutsal kitaplarının hepsini okumuştur. Hatta eski Mısır’ın kutsal kitabı Ölüler Kitabı’nı ve Amerikan yerlilerinin kutsal kitabı Popol Vuh’u bile… Batı felsefesini de komünist felsefesini de en iyi bilen biriydi. İşte böyle bir fikrî donanım ve birikimiyle Garaudy Kur’an’ı okuyunca, Allah’ın Kelamı’nı çok daha iyi anladı. İslam ve İnsanlığın Geleceği, İslam Dünyasının Yükseliş ve Çöküşleri gibi kitaplarında Müslümanların günümüzde nasıl bir yol izlemeleri ve ne yapmaları gerektiği konusunda çok önemli bilgiler ve fikirler verir. Garaudy, sırf yoksulların yardımına koşmak için komünist olmuştu, Kur’an’da zekât ve sadakanın üzerinde ne kadar fazla durulduğuna bakarak gençlik idealinin Kur’an’da doruk noktasına ulaşmış olduğunu gördü.

Batı ve İslam düşüncesine katkıları olan, 20. yüzyılın düşünce dünyasının şahidi olarak nitelendirebileceğimiz Fransız düşünür Garaudy’nin hangi yönünü iyi okumalıyız?

Endülüs’te İslam eserinde anlattığı gibi Garaudy’ye göre eğer Endülüs İslam medeniyeti devam ettirilebilseydi Avrupa’da 16. yüzyılda ortaya çıkan tanrıtanımaz Rönesans’tan üç yüzyıl önce İslam Rönesans’ı doğacaktı. Allah’ı alenen değil, örtülü olarak reddeden Batı Rönesans’ı insanlığı maddeciliğin, nimeti israf etmenin, bencilliğin, şehvetin ve sömürünün çukuruna attı. Batı’nın kendisi de o çukura yuvarlandı. O yüzden bütün insanlık huzursuz. Allah’tan uzaklaştırılan insanlık ister istemez toplu intihara sürükleniyor. Garaudy istiyor ki Yüce Allah’ın insanlar dünyada da ahirette de mutlu olsunlar diye gönderdiği İslam’ı Müslümanlar en güzel şekilde temsil etsinler ve insanlara İslam’ın değerini ve yüceliğini göstersinler. Garaudy’nin dileği özetle şudur: İslam’ın ruhunu iyi kavramış olan ilk Müslümanlar, bir asır içinde bu dini Atlas Okyanusu’ndan Hint Okyanusu’na kadar yaydılar. Geçmiş medeniyet ve kültürlerin eserlerini inceleyip muhteşem bir İslam medeniyeti kurdular. O yüzden pervanelerin ışığa üşüşmesi gibi o dönemlerin insanları İslam’ın aydınlığına koştu. Günümüz Müslümanları o ruhu yeniden kuşanmalı ve Batı medeniyetinin manen mahvettiği insanlığın elinden tutup kurtarmalıdır.

Roger Garaudy kimdir?

1913 yılında Marsilya’da doğdu. 1952’de Sorbonne Üniversitesi’de edebiyat eğitimi aldı, 1954 yılında da SSCB Bilimler Akademisi’nde bilim dalında doktor unvanını aldı. Bir dönem Marksist İnceleme ve Araştırmalar Merkezi müdürlüğü yapan Garaudy, Fransız Parlamentosu’nda milletvekili, Millet Meclisi Başkan Yardımcısı, Milli Eğitim Komisyonu üyesi ve senatör olarak görev yaptı. Fransız Komünist Partisi’nde üst düzey görevlere getirilen Garaudy, 1982 yılında Müslüman oldu. Eserleri kırkı aşkın dile çevrildi, geride 60 kadar eser ve sayısız makale bıraktı. Geleceğimizde İslam Var, İslamın Vadettikleri, İslam ve İnsanlığın Geleceği eserlerinden bazıları. Fransız Müslüman düşünür, 14 Haziran 2012 günü Paris’te 99 yaşında vefat etti.