Makale

GEÇ GELEN BULUTTA YAĞMUR ÇOK OLUR

GEÇ GELEN BULUTTA YAĞMUR ÇOK OLUR

Gülşen Ünüvar
Pedagog

Bilirim bir an önce kavuşmak istersin dileğine. Fazla beklemeden varmak istersin emeline. Hem çabuk olsun, hem en iyisi. İşte böyle acelecidir kimisi. Hâlbuki sabır götürür seni en kârlı sonuca. Başta anlayamazsın bunu, sonraları çıkar karşına. Ham kirazın tadına baktın mı hiç mesela? Ya da en fazla ne kadar leziz olur, henüz ermemiş muşmula? Demlenmeden tattan tuzdan uzaktır bal bile. Bekleyerek kıvamına erer, emek emek örülen peteğinde. Bugün toprağa ekersin tohumu, hemen yarın ürün beklersin. Bugün dikersin fidanı bahçene, yarın kocaman ağaç görmek istersin. Zannedersin ki geçiyor hayat, ben kaybediyorum. Bir an evvel olsun olacak olan, işin sonuna kalıyorum… Hani her şeyin bir birikme süresi vardı, hatırla! Su hendeğe dolmadan nasıl akar ovaya. Bazı şeyler bekledikçe bereketlenir. Verimi artar, pazarın hareketlenir. Sakın ha ümidini kesme, yıl geçse de nasibin seni bulur. Geç gelen bulutta yağmur çok olur. Sona kalırım, pişman olurum diye hayıflanma. Ne bir gün önce ne de sonra, zamanını bekler her şey, kahırlanma!

Lazım olmayagörsün, değere biner otun kökü bile. Onu da almaya kalksan vermezler bin naz bin niyaz ile. Bakarsın ortada durur, dönüp bakmazlar yüzüne. Kimsenin ihtiyacı yoktur o an öyle bir şeye. Varlığından bile haberdar değilizdir hatta. Eksikliğini hissetmeyiz durup dururken ortadan kalksa. Ama ihtiyaç olmayagörsün, mumla ararız. İsteklisiyizdir, pamuklara sarmalar sararız. Buğday başak verince, orak pahaya çıkar. Orak da pahaya çıkar, biçeceği ekin de… Evinde bol bol bulunan soğan öylece durur rafta. Gurbette acıkmayagör, bakmışsın bal ile aynı safta. Çatı kirişlerinde köşe bekleyen ot pürç. Şifa aramaya çıkınca derdine derman, bünyene güç. Diyeceğim o ki kıymetli olur her lazım gelen, lazım geldiği zamanda. Eğer imkânın var ise tedbirini erken al, fırsatını kolla.

Yaşanan bir tatsızlığı öyle sürdürüp gitme. Mümkünse hemen unut, inadımı güderim ben deme. Gör, gördüğün hoşuna gitmez ise yürüyüp geç oradan. Kin gütmemizi, olayı büyütmemizi ister mi hiç Yaradan? Beğenmediğimiz olayların üzerinde gereksiz yere durmamalıyız. Boş yere hayıflanıp da kendi kendimizi kurmamalıyız. Hoşgörüden yana ne güzel kelam etmişler. Sür git dememişler, gör geç demişler. Yoksa boş yere çabalar, kendine eder insan. Olayların etrafında devir daim eder, kalkamaz durumun altından. İyisi mi anlayışlı yaklaş sen, olmuşu büyütme. Daha da etrafa yayıp içinden çıkılmaz bir durum hâline getirme. Devam ettirirsen hoşnutsuz bir durumu, sürer gider. Ne sonu gelir o zaman ne de etkisi geçer. Hem kendin yıpranırsın hem de etrafındakileri üzersin. Gel sen olgun ol; eğri, sana bakarak düzelsin.

Uzaktan bakınca ne kadar da yolunda görünür başkasının hayatı. Yediği önündedir güya, yemediği kendi sebatı. Hiç dertleri yoktur mesela böyle görünen insanların. Zannederiz ki bal ile kaymak her daim misafiri sofralarının. Onlar hep güler, eğlenir. Evet, yorulurlar ama layıkıyla dinlenirler. Gün olur gezerler diyar diyar. Gün olur en güzel hikâyenin en güzel yerinde kalırlar. Ama gel gör ki öyle değildir işin aslı. Sen nereden bileceksin karşıdan, hangi dağ daha yaslı! En yakını dahi bilmeyebilir. Varıp yanına bakacaksın, kimin derdi diğerinden yücedir. Karşıdan izlemekle anlaşılmaz insanoğlunun hâli. Sen bir zannederken kederini, onunki çıkar kırk dokuz, belki elli. Yolu araba gider, çilesine katlanır teker. Kayış bilir, tutan ne çeker. İşte böyledir bazen, doğru kişiye doğru odaklanamayız. Bakış açımız körelir, geçerli sonuçlar saptayamayız. Yakından bakmak yerine uzağa gideriz. Uzaktan ahkâm kesmesi kolaydır, işi kolay ederiz. Tekere sor, araba ne çeker. Kayışa sor, tutan nasıl iter. Yaşanan sıkıntının büyüklüğünü, çeken bilir. Derdimize alaka, umulur ki en yakınımızdan gelir.

Yazdık çizdik, diyeceklerimizin sonuna geldik. Kâh sitem ettik kâh oluruna gittik. Kâh söyledik kâh dinledik. Yorulmak, üşenmek nedir bilmedik. Dilimiz döndüğünce arz ettik hâlimizi. Mümkün olduğunca ayana çıkardık kendimizi. Olması gerekeni, olduğu gibi gösterdik. Her şey dört dörtlük, kusursuz olsun, isterdik. Ama öyle değil yaşam denen çizgi. İyisi de kötüsü de kendi ritminde bir ezgi. Öğretmek değil niyetimiz, ne haddimize! Zaten bildiğimiz gelir oturur geçip giden vaktimize. Her kişinin bir tarzı bir huyu vardır neticede. Aksini göstermeye çalışmak, eğreti durur insanın suretinde. Velhasıl kelam, ne söylüyorsa dilin, onu göstersin özün. Yanmadan nasılsan, öylece kalsın közün. Bir başkasına benzemeye çalışma. Kendinin farkında ol, uymayacak şeylerle yarışma. Göreceksin ki böyle çok daha kendin olarak yaşayacaksın. Daha çok saygı duyulacak, daha fazla takdir alacaksın. Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi hâlini bilse hoş değil mi? Hoş elbette! Kendini bilen, en büyük iyiliği eder kendine.