Makale

TARİH VE KÜLTÜR ŞEHRİ: GAZİANTEP

TARİH VE KÜLTÜR ŞEHRİ: GAZİANTEP

Eda Saklı Köksal

Memleketin her şehri bir mektup gibi sırrını bize ayan ederken okumamak olur mu hiç? Bu kez Gaziantep’in sırlarına vakıf oluyor, tarihine tanıklık edip sofrasına kuruluyoruz.
Sabah erken saatlerde vardığımız Antep’te gezimize başlamadan güzel bir kahvaltı yapmak istiyoruz. Gaziantep’te güne beyran çorbası ve kuzu ciğeri (kebap) ile başlanıyor. Ardından da bol fıstık ve kaymaklı katmer geliyor. Caddelerden gelen kokular, damaklara şenlik bir bölgede olduğunuzu asla unutturmuyor. Beslenmenin geleneklerden koparılmadığı şehirde, çağın getirdiği fastfood alışkanlıklarının barınacak yer bulamamasına da ayrıca seviniyoruz.
Gaziantep’in tarihi ve turistik mekanlarına birlikte göz atalım...
Zeugma Mozaik Müzesi ve Belkıs/Zeugma Antik Kenti
Gezimizin ilk durağı, dünyanın en büyük mozaik müzesi olan Zeugma Mozaik Müzesi oluyor. İçerdiği eserler; döneme, toplulukların yaşamlarına, sanat anlayışlarına ışık tutuyor. Bu eserlerin en meşhuru, bildiğimiz ismiyle Çingene Kız Mozaiği.
Ziyaret ettiğimiz diğer bir nokta ise Zeugma Antik Kenti. Kazılar esnasında ulaşılan bullalar (mühür baskılar), Nizip tepelerinde bulunan Zeugma’yı eşsiz kılarken bu konudaki Dünya Rekorunu Gaziantep’e taşımış.
Gaziantep Arkeoloji Müzesi
Müzede Alt Paleolitik Dönem’den Cumhuriyet Dönemi’ne kadar ışık tutan birçok eser, zemin kattan başlayarak tarihsel dönemlere göre sıralanmış. Teşhir; Jeolojik Dönem fosil, kayaç, nesli tükenen Maraş fili iskeleti ile başlıyor. Neolitik Dönem’e ait taş heykel, Kalkolitik ve Eski Tunç Çağı buluntuları, Anadolu uygarlıkları damga ve silindir mühürler, Dülük Antik Kenti buluntuları, Pers Dönemi, Kommagene Krallığı takıları, Klasik/Helenistik ve Roma Dönemi kireç taşından yapılmış heykeller, mezar stellerini, ardından İslam ve Osmanlı medeniyeti eserlerini de gözlemlerken tarihsel gelişimin şahidi olduk.
Gaziantep Kalesi
İlk olarak Roma Dönemi’nde höyük üzerinde bir gözetleme kulesi olarak yapılan kale, bugünkü biçimini Bizans İmparatoru Justinyanus döneminde M.S. 6. yy’da almış. Şehrin merkezine hayli yakın bir konumda olan kale içerisinde millî mücadeleye ait sahneleri canlandıran heykeller, anıtlar, görsel ve işitsel materyaller bulunuyor. Evliya Çelebi Seyahatname’si, bize, Antep Kalesi’nin 24 burcu olduğundan bahsetse de o günden bugüne ancak 12 burç ayakta kalabilmiş.
Emine Göğüş Mutfak Müzesi
Vaktimizin sınırlı oluşu rotamızı belirlerken etkili oluyor. Kaleye hayli yakın mesafede olan müzelerden Emine Göğüş Mutfak Müzesi’ni ziyaret etmek üzere yola koyuluyoruz.
Mutfak kültürünün bir miras olarak aktarıldığı Gaziantep’te her yemeğin ayrı bir emek ve hikâye barındırmasında şüphesiz kullanılan aletlerin katkısı büyüktür. Göğüş Mutfağı da geçmişten günümüze mutfak araç gereçlerini, yiyeceklerin saklanma ve pişirme yöntemleri aktarmanın yanı sıra ailenin bir sofra etrafında toplanması, yuvalama yapan hanımların imeceyi yaşatması, közde pişen kahveyi beklerken edilen hoş sohbetleri yansıtmasıyla gezerken vaktin nasıl geçtiğini anlayamadığımız bir müzeydi.
Bakırcılar Çarşısı
Gaziantep’e uğrayıp görmeden gidilmeyecek yerlerin başında gelir çarşılar. Bakırcılar Çarşısı da onların en kıymetlilerindendir. 19. yy’da yapıldığı düşünülen, düzgün kesme taş ve ahşap işçiliğinin önemli örneklerinden olan çarşı, ziyaretçilerine kemerli girişleri ile bir başka dünyanın kapılarını açıyor. Bakır işlenirken oluşan ritmik sesi dinlemek için bile gidip görmeye değer. Oradan ayrılınca yürüme mesafesindeki Tahmis Kahvesi’nde bir menengiç kahvesi içiyoruz. İşletmeden menengiçin kahveye dönüşümünü dinliyor, dostlarımıza da tattırmak üzere aldığımız sıvı haldeki menengiçten kahve yapımını öğreniyoruz.
Rumkale
Dar olan vakitlerde rotaya sığdıramadığımız nice eser olabiliyor. Rumkale de onlardan biri. Kalede bugün kilise, manastır, sarnıç gibi yapılar gözlenebiliyor. Hıristiyanlar, İncil’in bir kopyasının Yohannes tarafından bir dönem burada muhafaza edildiğine inandığı için ayrı bir önem veriyor bu kaleye.
Dülük Antik Kenti
Dülük ve Dülük Mitras Tapınağı, kayaya oyulmuş oda mezarları ihtiva ediyor. Mezarların içerisinde, dinî ve mitolojik konulu kabartmaları olan lahitlere, Alt Paleotik Dönem’e ait çakmaktaşı aletlere ve bu aletlerin yapıldığı atölyelere rastlanmış. Antik kent gezileri, meraklısı için oldukça cazip ve ilgi çekici olabiliyor.
İslam Bilim Tarihi Müzesi
Şahinbey Belediyesi tarafından yaptırılan müze, İslam kültür coğrafyasındaki bilimsel faaliyetleri, icatları, keşifleri, alanında birçok ilki ve yeniliği barındıran bir müzecilik anlayışıyla interaktif içeriklerle ziyaretçilerine sunmuş. Burada astronomi, coğrafya, denizcilik, fizik-mekanik, tıp ve kimya alanlarında çalışmalar yer alıyor. Antik çağın gereksinimleri üzerine düşündükten sonra bilimsel gelişmelere tanıklık etmek hele de İslamiyet çatısının altında olan ilkleri öğrenmek, vizyonumuzu genişletip bazı yanlış ezberleri bozmak için hayli önemli.
Namaz vaktinin girmesiyle birlikte, yemek yiyeceğimiz mekâna da yakın olan Boyacı Camii’ne yöneldik. Yemeğin ardından ise mücadelenin izlerini taşıyan Ömeriye Camii, barok tarzıyla dikkat çeken Ali Dola Camii ve evvelinde kilise olan Kurtuluş Camii’ni ziyaret ettik.
Boyacı Camii
Caminin en önemli özelliklerinden biri, yerden tasarruf etmek amacıyla minberin bir ray vasıtasıyla duvara gömme olarak inşa edilmesi. Cuma günleri bu raylar üzerinden çekilerek minber açılıyor, imam hutbeyi okuduktan sonra tekrar itilerek yerine konuluyor.
Ömeriye Camii
Hz. Ömer (r.a.) ya da torunu Emevi Halifesi Ömer b. Abdülaziz tarafından yaptırıldığı rivayet edilen, Gaziantep’in en eski camisi olan Ömeriye Camii (Ömeryn), minare korkulukları ile oyma taş işlemeciliğinin en iyi örnekleri arasında. Minare, gövdesinde Antep savunmasından kalma mermi ve şarapnel yaralarını taşıyor.
Alaüddevle (Ali Dola) Camii
İsmini Dulkadiroğlu Beyliği’nin son beyi olan Alaüddevle’den alıyor. Mimarı Armenek, ustabaşısı da Kirkor olan cami, mihrabın üçgen formunun barok özellikler taşıması ile dikkat çekiyor.
Kurtuluş Camii
1892 yılında Valide Meryem Kilisesi olarak inşa edilmiş, daha sonra hapishane olarak kullanılmış ardından cami olarak ibadete açılmış. Gotik üslubu yansıtan mimarisi ve büyüklüğü ile tarihteki yerini korumuş. Kilise iken kullanılan çan Gaziantep Müzesi’nde muhafaza edilmiş ve çan kulesi de minareye çevrilmiş.
Hışva Han
Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırıldığı bilinen Hışva (Pamuk Kozası) Han, şehrin en eski hanlarından olmakla birlikte siyah beyaz kesme taş ile yapılmış, tek süslemesini cümle kapısında taşıyan sade bir handır. Restore edilerek otel, restoran ve dükkân olarak hizmete açılmıştır.
Yesemek Açık Hava Müzesi
Milattan önce, Yakın Doğu’nun en büyük taş ocağı ve heykel atölyesi olan bu bölge, aslan sfenksi, savaş sahnesi kabartmaları gibi hem sanatsal hem de mimari unsurları bünyesinde barındırıyor.
Kültür öğelerinin hepsini tanımaya vaktimiz ve sayfalarımız yetmese de dönüş vakti gelip çatıyor. Göremediğimiz güzellikler, damağımızdaki tat, yüreğimizdeki sıcaklık bizi buraya tekrar getireceğe benziyor. Elbette ki şikâyetçi değiliz. Çağıran Antep olsun yine geliriz.

NE YEMELİ?
Söz konusu Gaziantep olunca cümlelere sığdırmak zor olsa da ala nazik, yenidünya kebabı, yuvalama, küşleme, sebzeli kebap, baklava ve kahke listenin başına yazılmalı.
NE ALMALI?
Yöreye özgü sedef ve bakır işlemesi objeler, yemeniler, kutnu kumaşı, Antep kilimi, Antep işi çeyizlikler, kuru sebze, menengiç kahvesi, fıstık ve baklava alınabilir.