Makale

kırkambar

kırkambar

Mehmet HAN

İSTİM ARKADAN GELSİN

Eskiden kullanılan buharlı gemilerin hareket etmeleri için, kazanın yakılmasından sonra bir süre bek­lenmesi gerekiyordu. Bu süre içinde yeterli ısı elde edilir ve buhar, makineleri çalıştıracak hâle gelirdi. “İstim beklemek” denilen bu süre, geminin büyüklüğüne göre de değişirdi.

Zamanın önde gelenlerinden biri, istimbota binmiş fakat buhar kazanı, henüz harekete yeter ölçüde istim tutamadığından istimbot üç beş dakika kalkamamış. Bu kısa beklemeden sıkılan adam, hiddet­le niçin beklediklerini sormuş. Yanındakilerin, istim bekliyoruz, cevabı üzerine, istimin ne olduğunu bilmediğinden, “Bu ne saygısızlık. Bir istim için bu kadar beklenir mi canım, biz gidelim, istim arkadan gelsin.” demiş.

Bir Ayet

“Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimse­den herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.” (Bakara 2/48)

Bir Hadis

“Kim darda kalan borçluya zaman tanırsa yahut (alacağının tamamını veya bir kısmını) borçluya bağışlarsa, Allah onu, başka hiçbir gölgenin (himayenin) olmadığı kıyamet gününde kendi arşının gölgesinde (himayesinde) gölgelendire­cektir.” (Tirmizî, Büyû’, 67)

Bir İnci

“Uzun, iddialı bir cümleye başlayıp da yarı yolda gideceği yeri unutan, dolayısıyla anlamı bağlayacak uygun yeri bir türlü bulamayan biri gibi yaşıyoruz hayatı çoğumuz. Geriye bakınca içinde bir anlam yetmezliği, bir boşa akıp gitmişlik, filmin ortasında bir uyuyakalmışlık hissetmeyen kim var?”

Gökhan Özcan

Emâ-i Nüsnâ

El-Bâtın: Gözle algılanamayan, zaman ve mekâna nispet edilemeyip her bakımdan tek ve yegâne olan.