Makale

kahve molası

kahve molası

Gülsüm Karapınar

TAVAN ARASI

Yaşarsam Eğer

19. yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından Tolstoy, beş yaşındayken annesini kaybeder. Bu onun ölümle ilk karşılaşmasıdır. 9 yaşına geldiğinde babasının vefatı ile bir kez daha yıkılır. Babasının ölümünden dokuz ay sonra yine başka bir ölümle yüzleşir. Bu defa çok sevdiği babaannesini kaybetmiştir. Küçük yaşlarda karşılaştığı bu ölümler, Tolstoy’u derinden etkiler ve onun yaşam/ölüm üzerine cevap arayışında büyük bir rol oynar.

İnsanın kaçınılmaz bir şekilde ölüme mahkûm olduğu gerçeğinden hareketle ölüme karşı savaşmak mümkün olmadığına göre ölümle birlikte yaşamak mümkün olamaz mı, diye sormaya başlar. Kendini ölüme karşı ruhsal açıdan dayanıklı bir hâle getirmeye çalışır. Her gün kendine telkinde bulunur; korkmadan, hiç durmadan ölümü düşünür. Bu durum, günlüklerinde açık ve net olarak görülür. Günlüğündeki her not, üç esrarlı harfle başlar: S.J.V. (Si je vis/Yaşarsam eğer) Tam otuz yıl boyunca bunu kendine hatırlatır, kendini ölümle yüz yüze gelmeye alıştırır.

MERAK EDİYORUM

Deniz ve Okyanus Kıyılarında Neden Köpükler Oluşur?

Doğal suların yapısında çözünmüş tuzlar, proteinler, yağlar, ölmüş algler ve birçok organik madde bulunur. Bu organik maddeler, parçalandıklarında deterjanlarda kullanılanlara benzer özellikte, suyun yüzey gerilimini düşüren yüzey aktif maddeler oluşabilir. Bir tarafı suyu iterken diğer tarafı su moleküllerini çeken bu tür kimya­sal maddeler, genellikle suyun yüzeyini ince bir tabaka şeklinde kaplar ve deniz suları kıyıya çarptığında köpük­lerin oluşmasına neden olur.

Sulardaki organik maddeler genellikle alg ve bitkilerin çürümesi sonucu oluşur. Deniz köpüğünün en önem­li kaynağı alglerdir; alg yoğunluğundaki önemli artış, kıyılarda oluşan deniz köpüğünün miktarını belirgin olarak artırabilir ve oluşan köpük belli bir süre için kalıcı olabilir.

NELER OLUYOR HAYATTA?

14 Yıllık Gazete Arşivi Dijitale Aktarıldı

İstanbul Üniversitesi, 1928-1948 yılları arasında yayımlanan 32 gazeteyi tarayarak 581 bin 106 sayfayı elektronik ortama taşıdı.

2012 yılında başlayan, “Gazeteden Tarihe Bakış” adlı proje kapsamında yıpranan gazeteler elden geçirilerek restore edildi ve 2016 yılında dijital ortama aktarılmaya başlandı. İlk etapta 1928 ile 1948 yılları arasındaki gazeteler ele alındı ve 55 gazeteden 32’sinin dijitale aktarımı tamamlandı. Proje, telif hakları çerçevesinde ilerleyen yılları da kapsayacak şekilde devam edecek. Türkiye’deki tüm ilgili akademisyen ve öğrenciler, internet üzerinden gazetelere ulaşabilecek. Erişime sunulan gazetelerden bazıları şunlar: Açık Söz, Akşam, Anadolu, Aydın, Beyoğlu, Bugün, Cumhuriyet, Doğu, En Son Havadis, Haber, Hakikat, Hâkimiyeti Milliye, Halkın Dili, Halkın Sesi, İkdam, Kurun, Milliyet, Münakaşa, Son Posta, Son Telgraf, Son Saat, Tan, Tasviri Efkâr, Türk Sözü, Türk Dili, Ulus, Vakit, Vatan, Yeni Asır, Yeni Sabah.

TAKVİM YAPRAĞI

Amerika Diyanet Merkezi hizmete açıldı. (2 Nisan 2016)

Titanik battı. (15 Nisan 1912)

Türk Tarih Kurumu kuruldu. (15 Nisan 1931)

İlk yerli kâğıt imal edildi. (18 Nisan 1936)

Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. (23 Nisan 1920)

Kûtü’l-Amâre zaferi kazanıldı. (29 Nisan 1916)

KISA KISA

En Düşük Sıcaklık -67,8°C

Dünya üzerinde kalıcı olarak yaşanan yerler arasında ölçülen en düşük sıcaklık, 1892 yılında Sibirya’nın kuzey doğusundaki Verkhoyansk kasabasında -67,8°C olarak ölçüldü.

Yaşayan En Büyük Organizma

Dünya üzerinde yaşayan en büyük organizma, “armillaria ostoyae” adı verilen bal mantarıdır.

Mantarın kapladığı alan, 9.650.000 m2. Bal mantarları, rizomorf adı verilen bağcık yapılarla birbirlerine bağlıdır ve tek bir organizma olarak kabul edilirler. En büyük bal mantarı, Oregon’daki (ABD) Mavi Dağlarda yaşar.

BİR ACAYİP KELİME

Nomofobi

Özellikle gençler arasında çok yaygın görülen bir korku var: Nomofobi yani cep telefonundan mahrum kalma korkusu. İngilizce “no mobile phobia” kelimelerinden türetilen nomofobi günden güne hızla artıyor. İnternete ulaşma imkânlarının artmasıyla en­dişe verici boyutlara ulaşan bu du­rum, intiharlara bile neden olabiliyor. Peki, nomofobi olup olmadığımızı nasıl anlarız? Nomofobisi olan kişi­ler, internetin olmamasına taham­mül edemez, bağlantısız kaldığında kendini kötü hisseder. İnternet onlar için yaşamın ayrılamaz bir parçası hâline gelmiştir. Kişi, internetsiz bir yerde oturamıyorsa, ihtiyacı olmadığı hâlde telefona sürekli bakma gere­ği duyuyor, giderek dozu artırıyorsa, mahrum olduğu zaman krize girip kavga ediyorsa nomofobi başlamış demektir. Eğer cep telefonunu araç değil de amaç olarak kullanıyorsa, hayatının nesnesi değil de öznesi hâ­line getirdiyse nomofobi ileri aşama­ya gelmiştir ve bir uzmandan yardım alması gerekir.