Makale

FITRAT HADİSİ

FITRAT HADİSİ

Dr. Öğretim Üyesi Emine Demil
Nevşehir Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

“Her doğan fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” (Buhâri, Cenâiz, 92)

Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre, Resu- lüllah (s.a.s) şöyle bu­yurmaktadır: “Her ço­cuk ancak fıtrat üzere dünyaya getirilir. Bundan sonra annesi babası (Yahudi ise) onu Yahudi yapar, (Hristiyan ise) onu Hris­tiyan yapar, (Mecusi ise) Mecusi yapar. Nitekim kusursuz doğan bir hayvan yavrusunda siz ku­lağı, burnu, ayağı kesik olanını hiç görüyor musunuz? Bundan sonra Ebu Hureyre şu ayeti oku­du: “Sen yüzünü, Allah’ı birleyici olarak doğruca dine çevir; Al­lah’ın yaratma yasasına (uygun olan dine dön) ki, insanları ona göre yaratmıştır. Allah’ın yarat­ması değiştirilemez. İşte doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Rûm, 30/30; Mâlik b. Enes, I, 24i; Ahmed b. Hanbel, II, 275; el- Buhârî, I, 456; IV, 1792; Müslim, IV, 2047; İbn Hibbân, I. 336- 337, 339-341)

Hilkat halk kökünden geldiği gibi, fıtrat da fatr kökünden hâl ismidir. Sonra hak dini kabul etme istidadını ifade etmek için, “Her çocuğu annesi fıtrat üzere dünyaya getirir.” meşhur hadi­sinde geldiği üzere özel isim ya­pılmıştır.

“Yaratılış, belli yeteneklere ve yatkınlığa sahip olma” manası­na gelen fıtrat, insanın özünde­ki cevheri ve insanın kendisi için gerekli bütün vasıflarla mükem­mel bir şekilde donatılmasını, Allah’ın insan tabiatına bah­şettiği yaratanını tanıma eğili­mini, ruh temizliği gibi olumlu yetenek ve yatkınlığını ifade eder. Buna göre fıtratla “Hakkı benimseme istidadı, Allah’ı ta­nımayı (marifetullah) insanların gönüllerine yerleştirme” kaste­dilmektedir.

İnsanın fıtrat üzere doğması, her çocuğun mükemmel bir yaratılışla dünyaya gelmesi, ya­ratılış özelliği itibariyle ve iste­yerek hakkı kabul etmeye hazır hâlde yaratılmış olmasıdır. Bu bağlamda her çocuk günahsız, tertemiz doğar ve iyiliğe yönel­me eğilimindedir. Kendisine aksi bir yönlendirme bulunma­dığı takdirde tevhide, eşi ve ben­zeri bulunmayan yüce yaratıcısı­na inanmaya her daim hazırdır.

İnsan temiz ve selim yaratılmış­tır. Fıtrat, insanların yaratılıştan getirdikleri safiyettir. İslam bu safiyeti maddi ve manevi te­mizlikle korumaya çalışır. Ken­disine emanet olarak verilen görüntüsünün güzelleşmesi veya vücudunun temizlenmesi için yapacağı her türlü temizli­ğin karşılığında aynı zamanda manevi bir karşılık da söz ko­nusudur İslam’da. Bunlar aynı zamanda ahlakın da güzelleş­mesine vesile olan maddi ve manevi temizlik kaideleridir.

Allah’ın güzel surette yarattığı insanoğlu, bu hasletlere riayet ettiği ölçüde kendisine lütfedi­len yaratılışının güzelliğini ko­ruyabilir.

Fıtrat bir tohumdur. Fıtrat to­humunu küfür toprağına ekti­ğinizde onun karanlığında gö­mülü ve örtülü kalır; filizlenip meyve vermek istediğinde ge­rekli ısı, ışık ve yağmuru alamaz. Burada şunu belirtelim ki bu fıt­rat bozulmadığı, tahrip edilme­diği ve yanlış bir yönlendirme olmadığı takdirde, kişiyi hakka ulaştıracak bir cevherdir. İşte bu nezih fıtrat, doğru bir eğitim, iyi bir terbiye ve güzel bir çevre ile insanı rıza ufkuna doğru terakki ettirecektir.

İnsan belirli bir çevrede doğar, bütün tavır ve hareketleri, inancı ve yaşantısı bu çevre içinde şekillenir. Bu bağlamda Hz. Peygamber (s.a.s) “Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan ve Mecusi yapar.” buyurarak ço­cuğun, içinde doğduğu ailenin inancıyla ve yönlendirmesiyle yetişeceğini belirtmektedir. Ay­rıca hadiste anne ve babanın dinî yaşantısındaki etkin rolüne işaret edilmekte, din eğitimi ve öğretimi konusunda anne baba­ya büyük görevler düştüğünün de altı çizilmektedir.

Hadisteki “Yahudi, Hristiyan ve Mecusi yapar.” ifadesinin geniş anlamı ise, bunlardan her bi­rinin çocuklarını kendi eğitim sistemiyle gelenek, görenek ve inanışlarına uygun bir biçim­de yetiştirmeleri ve kişiliklerini kazandırmalarıdır. Bu hususta Hz. Peygamber (s.a.s), çocuk­ların fıtratlarının çevreleri ile bütünleşmeye müsait ve kabili­yetlerinin, kendilerini etkileyen kültüre göre şekillenebilecek esneklikte olduğunu vurgula­maktadır. Bu ifade, çocuklardaki temiz yaratılışın ve iman yatkın­lığının çocukluk yıllarında çeşitli etkilere göre değişmeye elverişli olduğunu göstermektedir.

Son olarak İslâm dininde terte­miz ve hakka yönelmeye meyyal bu fıtratın korunmasının ehem­miyetine işaret edilmektedir. Al­lah Resulü de fıtratın korunması gerekliliğini vurgulamış, yatma­dan önce şu duanın yapılmasını tavsiye etmiştir: “Allah’ım! Ken­dimi sana teslim ettim. İşimi sana havale ettim. Azabından korkup, sevabını umup sırtımı sana dayadım. Senin azabın­dan korunmanın ve güvende olmanın tek yolu, ancak sana, rahmetine sığınmaktır. İndirdi­ğin kitabına ve gönderdiğin Ne- bi’ye inandım. Beni öldürürsen (bozulmamış) fıtrat üzere öldür. Bu kelimeleri son sözlerim eyle.” (Buhârî, Deavât, 6).