Makale

ALLAH’I HER ZAMAN HATIRDA TUTMAK

ALLAH’I HER ZAMAN HATIRDA TUTMAK

Mustafa Mehmetoğlu
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzman Yardımcısı

Macintosh HD:Devam Eden Projeler :diyanet:2020:3. Mart 2020:Links:bir ayet bir yorum.psd

“Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istivâ eden O’dur. Toprağa giren ve ondan çıkan, gökten inen ve ona yükselen her şeyi bilir. Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.” (Hadîd, 57/4)

Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ’nın azametini ve kudretini anlatan pek çok ayet bulunmakla birlikte Allah’ın bazı sıfatlarına ve evrendeki mutlak egemenliğine dikkat çekerek başlayan surelerden birisi de Hadîd suresi’dir. Bu surenin ilk ayetleri, hem Allah’ın kâinata olan mutlak egemenliğini ve sınırsız bilgisini aktarmakta hem de insanoğlunun hiçbir şekilde yüce Yaradan’dan uzak kalamayacağına vurgu yapmaktadır. İnsanoğlunun hiçbir amelinin gizli kalmayacağı ve Allah’ın daima kullarına yakın olduğu hakikati “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız. Üstelik biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir.” (Kâf, 50/16-17) ayetinde bildirildiği gibi Hadîd suresi 4. ayetteki “Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.” ifadesinde de hatırlatılmıştır.

Bu ayeti kerime aynı zamanda Allah’ın ilminin sınırsız olduğunu ve her daim Allah’ın bizimle beraber olduğunu zihnimizden çıkarmamamız gerektiğini vurgulaması açısından da son derece kıymetlidir. Bu konuda Efendimiz (s.a.s.) de “Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Kötülüğün peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. İnsanlara da güzel ahlâka uygun biçimde davran!” (Tirmizî, Birr, 55) buyurmuştur. Söz konusu ayet ve hadis birlikte düşünüldüğünde şu esaslar ortaya çıkmaktadır:

Allah’ın her şeye gücü yettiği,

Her zaman bizlerle birlikte olduğu,

Her yaptığımızdan haberdar olduğu,

Bilgisi dışında hiçbir şeyin vuku bulmadığı,

Her an sorumluluk bilincini taşıyarak ve yaptıklarımızın hesabını vereceğimizin şuurunda olarak hareket etmemiz gerektiği,

İyiliklerle hayatımıza devam etmemizin önemi,

İnsanlara muamelemizde güzel ahlakı esas almamız gerektiği.

Aslında ayetlerde vurgulanan temel husus murakabedir. Müslüman bir şahsiyet, hayatının her anında murakabe altında olduğunu bilir.

Allah’ın (c.c.) her şeyi işiten “es-Semî‘”, her şeyi gören “el-Basîr”, her şeyi bilen “el-Alîm”, her şeyden haberdar “el-Habîr” isimlerinin yanı sıra her şeyi murakabe eden, gözetleyip kontrol eden “er-Rakîb” olduğu Kur’an-ı Kerim’de bizlere haber verilmektedir (Mâide, 5/117). “Kulun, sürekli biçimde Allah Teâlâ’nın gözetimi altında bulunduğunun şuur ve idrakinde olması” anlamına gelen murakabe; kulun, Allah’ı görüyormuşçasına hareket etmesine vesile olacaktır. (Buhârî, Îmân, 37) Bu şekilde hassasiyet gösteren kul bilecektir ki kendisi Allah’ı göremiyorsa da Allah onu her an görmektedir. İşte bu bilinç ve hassasiyet ile hareket eden kul, ahiretine günbegün hazırlanmış olacak ve kulluğunun her türlü gerekliliklerini yerine getirecektir.

İnsan, Allah’a karşı itikadi, ameli ve ahlaki noktada bilinçli, kasıtlı ve kendi istitâati ile yaptığı her şeyden sorumludur. Murakabe altında olduğunun bilincinde olduğundan amellerini buna göre şekillendirecektir. Bilindiği üzere mükellef olarak insan, fiilleri yapma ya da fiillerden kaçınma açısından sorumludur. Ana hatlarıyla kendisinin emrolunduğu, iyi, güzel ve temiz işleri yapmak; nehyedildiği, çirkin, kötü ve kirli işlerden de kaçınmak durumundadır. Aksi hâlde iyiler, salihler ve muttakiler zümresine dâhil olamayacaktır. Kitap ve sünnetteki vaatlere değil vaîd ve tehditlere muhatap olacaktır.

Müslüman bir kimse, hadisi şerifte bildirildiği gibi dilinden ve elinden insanların zarar görmediği kimsedir (Buhârî, Îmân, 3). Aynı zamanda Müslüman bir kimse, öncelikle Hz. Peygamber’i (s.a.s.) örnek almalı ve bir sonraki adımda da ondan aldığı örnekliği çevresine sunmalıdır. Hz. Peygamber’in (s.a.s) hiçbir zaman söven, kötü sözler söyleyen ve lânet eden biri olmadığını bilmekteyiz (Buhârî, Edeb, 38). Bütün bunlar düşünüldüğünde Müslüman’ın hedefine ulaşmak için dikenli bir yolda dikenlere basmadan yürümeye çalışan ve çok dikkatli olması gereken kimse olduğu anlaşılmaktadır.

Ayeti hakkıyla hayatına tatbik eden kimse, her zaman Allah’ın kendisini gördüğünü ve girdiği her ortamda amellerine dikkat etmesi gerektiğini bilecektir. Bütün bu saydığımız amelleri ve davranışları hayatının her alanında uygulamaya geçirmesi gerektiği bilincinde olacaktır. Evde, işte, okulda, çarşıda, pazarda, vakit geçirdiği her yerde ve günümüzde önemli bir mecra hâline gelen sosyal medya kullanımında dahi Allah’ın bizleri gördüğünü unutmadan tasarrufta bulunacaktır. Günlük yaşantısında dikkat ettiği hususlara, kaçındığı ve sakındığı haram ve mekruh işlere sosyal medyada da aynı özeni göstererek murakabe bilinciyle hareket edecektir. Biz nerede olursak olalım bilelim ki “Allah bizimle beraberdir.”

Hakiki bir Müslüman, yaşamında doğru sözlü olacağı, yalan konuşmayacağı ve yalana pirim vermeyeceği gibi aynı hassasiyeti sosyal medyayı kullanırken de gözetmelidir. Aynı şekilde adaletli ve hakkaniyetli olmalı, kimseye haksızlık etmemelidir. Gıybet, dedikodu, iftira, laf taşıyıcılık ve ara bozuculuk gibi başka insanların hayatını olumsuz etkileyecek günahlardan sosyal medya da dâhil her nerede olursa olsun sakınmalıdır. Üslubuna ve ağzından çıkacak tüm sözlere dikkat edeceği gibi parmaklarıyla yazdıklarına da dikkat etmelidir. İnsanlarda bir hata, kusur ve yanlış görse bunu ifşa etmeyi değil örtmeyi ve gidermeyi amaçlamalı, mahremiyete dikkat edip harama bakmaktan sakınmalıdır. Başkaları için kötülük murat etmemeli, bilakis kendisi için ne istiyorsa kardeşleri için de onu temenni etmelidir. Bencillik ve nefsani duygularını ön plana çıkarmamalı, iyilik ve güzellikler peşinde koşup kalıcı eserler bırakmalıdır. Başkalarıyla alay etmemeli, insanları hafife almamalı ve onur kırmamalıdır. Büyüklerine karşı saygı ve ihtiram, küçüklerine karşı ise sevgi ve merhamet göstermelidir. Haramlardan ve harama götüren yollardan uzak durmalıdır. Hakiki bir mümin olmanın yolu da bütün bunları sosyal medya da dâhil olmak üzere hayatının her alanına hâkim kılmasından geçmektedir.