Makale

KÜLTÜRÜN TARİHLE BULUŞTUĞU ŞEHİR: Manastır

KÜLTÜRÜN TARİHLE BULUŞTUĞU ŞEHİR:
Manastır

Ramazan Arslantaş
Diyanet Haber Editörü

Herhâlde öncelikle “Manastır mı, Bitola mı?” sorusuna cevap vererek başlamam gerekiyor. Aslında her ikisi de doğru.
“Bitola” Sırpça ve Makedonca bir isim, “Manastır” ise kentin Rumca ve Arnavutça ismi. Ancak fark sadece dillerdeki söylenişinden kaynaklanmıyor.
Tarih boyunca ticari, askerî ve kültürel bir merkez olan bu şehre Manastır ismi ilk defa, şehirde o yıllarda bulunan manastırdan dolayı Osmanlı tarafından veriliyor. Ve şehir uzun yıllar bu isimle tanınıyor. 1382 yılından 1912 yılına kadar 530 yıl boyunca Osmanlı hâkimiyetinde kalan Manastır, Osmanlı hâkimiyetinden çıktığı 1912 yılından sonra ise daha çok Bitola olarak anılıyor.
Pelister Dağı eteğinde, Dragor Nehri’nin hemen kıyısında yer alan Manastır, Makedonya’nın başkent Üsküp’ten sonraki ikinci büyük şehri. İkinci büyük şehri dediysem öyle kocaman, milyonluk ana kentler gelmesin aklınıza. Yaklaşık 100 bini bulan nüfusuyla huzur ve sakinliğin adresi Manastır.
Büyük kentlere özgü koşturmacayı göremezsiniz burada. Metropollerin trafik, kalabalık, hava kirliliği, karmaşa ve stres gibi önemli sorunları bu şehre yabancı. Tam aksine tarih kokan cadde ve sokaklarının yanı sıra doğal güzellikleri ile sadece “gezip görülecek” değil aynı zamanda “yaşanacak” yer burası…
Tarihî yapıları ve festivalleriyle ünlü olan Manastır, Makedonya’nın güneyinde, Yunanistan ile sınır komşusu.
Avrupa ülkelerinin 1800’lü yılların sonundan itibaren açmaya başladığı diplomatik temsilciliklerin birçoğu hâlâ o yıllarda inşa edilen tarihî binalarda hizmet vermeye devam ediyor. Çok sayıdaki bu temsilcilikler dolayısıyla şehir, “Konsoloslar Şehri” olarak da biliniyor.
Şehre ilk yerleşimin, Ege Denizi’ni Adriyatik’e bağlayan eski Roma Yolu üzerinde bulunan ve milattan önce VI. yüzyılda Makedonya Kralı II. Filip tarafından inşa edilen Heraklea Kasabası’na dayandığı belirtiliyor.
Manastır’a ilk Osmanlı akınının ise Umur Bey’in 1332’deki seferiyle gerçekleştiği ancak şehrin I. Murad döneminde 1382-1383’te, bazı rivayetlere göre ise 1385’te fethedilerek Manastır adının verildiği kaydediliyor.
Hâkimiyetinde kaldığı dönemde Osmanlı’nın Balkanlar’daki en önemli ticaret merkezlerinden biri hâline gelen Manastır, Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine Sırp kuvvetleri tarafından işgal ediliyor ve şehirdeki 530 yıllık Osmanlı hâkimiyeti sona eriyor.
Osmanlı Devleti zamanında şehir İslami geleneğe dayalı mimari ile donatılıyor ve buna bağlı olarak büyük değişimler gösteriyor. Yolu Manastır’a düşen seyyahlar, Osmanlı döneminde 147 vakıf eserinin varlığından söz ediyor. Ancak ne yazık ki günümüzde bu eserlerin büyük bir kısmı ya ciddi oranda tahrip olmuş ya tamamen yıkılmış ya da amacının dışında kullanılıyor.
Osmanlı’nın aynı zamanda III. Ordu karargâhı olan ve o dönemdeki en önemli ekonomik merkez hâline gelen Manastır’a XVII. yüzyıl ortalarında uğrayan Evliya Çelebi; Seyahatname’sinde yirmi bir mahalle, 3 bin ev, 900 dükkân, büyük bir bedesten, yetmiş cami/mescit, medreseler ve bir hukuk fakültesi ile burayı büyük bir şehir olarak tanıtıyor.
Yapılan araştırmalarda XVII. yüzyılda Manastır’da dokuz medresenin varlığından söz ediliyor. Bu medreseler arasında Kadı Mahmud, Koca Kadı, İshak Çelebi, Haydar Kadı, Sungur Çavuş, Şerif Bey, Tevfîkiye ve Feyziye medreseleri en çok tanınan medreseler arasında gösteriliyor.
Çok kültürlü yapısıyla dikkat çeken Manastır, sayıları azalsa da günümüzde Osmanlı döneminden kalan tarihî eserleri bünyesinde barındırmaya devam ediyor.
Müftü Camii, Hacı Bey Camii, Hoca Kadı Camii, Sungur Çavuş Bey Camii, Yeni Cami ve İshak Çelebi Camii günümüzde ibadete açık olan camiler arasında yer alıyor.
107 yıl önce kapısına kilit vurulan Haydar Kadı Camii ise Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılan yenileme çalışmasının ardından 2016 yılında ibadete açıldı.
ROTAMIZ YÜKLENİYOR…
İshakıye Camii ve Külliyesi
Manastır’da dikkat çeken en önemli Osmanlı eseri, İshakıye Camii ve Külliyesi. Bugün sadece İshak Çelebi Camii olarak anılıyor. Yapıldığı dönemde cami, mektep, medrese, zâviye, imaret ve tabhâneden (mutfak, kiler, yemekhane, ahır, helâlar ve iki ev) meydana geldiği ifade edilen külliyeden, bugün sadece cami varlığını sürdürüyor.
İçerisinde bulunan sülüs hatla yazılmış kitabeye göre cami, II. Bayezid devrinde 1508 yılında şehrin tam da ortasında inşa ediliyor. Külliyenin kurucusu, İsa Fakih’in oğlu İshak Çelebi.
Taş ve tuğla örülü duvarları ile bir hayli heybetli bir dış görünüşe sahip olan cami, 2015 yılında TİKA tarafından restore edilmiş.
Manastır Askeri İdadisi
530 yıl boyunca Osmanlı hâkimiyetinde kalan bu şehri önemli kılan bir diğer konu da Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitim aldığı Askeri İdadi’nin burada bulunuyor olması.
Mustafa Kemal Atatürk, 1986 yılında askerî eğitim almak için Manastır’a geliyor. Manastır Askeri İdadisi’ni başarıyla tamamladıktan sonra İstanbul Harp Okulu’nda eğitimine devam ediyor.
1847 yılında kurulan Manastır Askeri İdadisi, Atatürk dışında Millî Mücadele yıllarında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda rol alan önemli isimlerin eğitim aldığı bir yer aynı zamanda. Günümüzde Manastır Kültür Müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlayan idadi, Makedon kültürüne ve tarihine dair çok sayıda fotoğraf, belge, kıyafet ve objeyi bünyesinde barındırıyor. Müzede ayrıca bölgeye ait arkeolojik eserler ve kalıntılar da sergileniyor.
Bunun yanında, Müze’nin ikinci katında Atatürk’e ait bir anı odası da bulunuyor. Anı odasında Atatürk’ün balmumu heykeli ile bazı kişisel eşyaları, hayatı, katıldığı savaşlar, veciz sözlerini içeren bilgiler, fotoğraflar ve Atatürk hakkında Türkçe ve diğer dillerde yayımlanmış kitap, broşür ve dergiler sergileniyor.
Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan Güneşin Adı: Mustafa Kemal isimli kısa film de burada izlenebiliyor. Ayrıca Büyük Taarruz, Sakarya Meydan Muharebesi ve Çanakkale Savaşı ile ilgili Türkçe, İngilizce ve Makedonca dillerinde anlatımlara da yer veriliyor.
Stara Çarşısı
Osmanlı döneminde 3 bin sanatçının tezgâhını açtığı ifade edilen bu tarihî çarşıda günümüzde sadece 70 farklı dükkân varlığını sürdürebiliyor.
Eski bir Türk pazarı olan çarşı, şehrin diğer yerlerine göre her ne kadar daha hareketli olsa da Osmanlı dönemindeki kalabalık ve coşkusuna bir daha kavuşamıyor.
Çarşının bir bölümünde şehrin önde gelen zanaatkârlarının yer aldığı bir kapalı çarşı da bulunuyor. Başka bir bölümünde ise Türkiye’deki semt pazarlarını anımsatan görüntülerle, köylerden gelen üreticiler yanlarında getirdikleri ürünlerini satmaya çalışıyor.
Manolya Meydanı
Şehrin en önemli meydanı olan Manolya Meydanı’nda kilise, cami, saat kulesi gibi tarihî yapılar bir arada bulunuyor. Çok sayıda insanın günün her saatinde kafelerde ya da ağaç gölgelerinde oturup bir taraftan sohbet ederken diğer yandan kahvelerini yudumladıklarını görebilirsiniz.
Şirok Sokağı
Şehri gezmekten yorulduysanız bir kahve eşliğinde yorgunluğunuzu atabileceğiniz en güzel mekânlara sahip Şirok Sokağı. Burası sadece bilinen anlamda bir sokak değil. Şehrin neredeyse bir başından bir başına kadar uzanan, insanların yoğun olarak bulunduğu bu sokakta, her türlü alışverişinizi de yapabilirsiniz. Öte yandan birbirinden farklı mimarisi ile turistlerin ilgisini çeken renkli binaları, çok sayıda fahri konsolosluk binasını ve Osmanlı döneminden kalan tarihî yapıları burada bir arada görebilirsiniz. Şirok Sokak, sadece yayalara açık olan ve kenar mahallelerden şehrin merkezine kadar uzanan bir sokak. Bir buluşmanız varsa muhtemelen muhatabınız bu sokakta sizi bekliyor olacak.
Yeni Cami ve Saat Kulesi
Sirok Sokağı’nın yanı başında, Dragor Nehri ve Stara Çarşısı yakınlarında yer alan Yeni Cami, dönemin Manastır Kadısı Mahmud Efendi tarafından 1552’de şehrin merkezinde inşa ediliyor. Geçtiğimiz yıllarda yenileme çalışması yapılan cami, günümüzde ibadete açık bulunan camiler arasında yer alıyor.

NASIL GİDERİM?
Türkiye’den Manastır’a kara ve hava yolu ile gitmek mümkün. Her iki durumda da öncelikle başkent Üsküp’e gitmeniz gerekiyor. Üsküp ile Manastır arasında otobüs seferleri bulunuyor ve yaklaşık 2,5 saatlik bir otobüs yolculuğu sizi bekliyor.