Makale

CEMİYET-İ TEDRİSİYE-İ İSLAMİYE’NİN EN ÖNEMLİ ESERİ: DARÜŞŞAFAKA MEKTEBİ

CEMİYET-İ TEDRİSİYE-İ İSLAMİYE’NİN
EN ÖNEMLİ ESERİ:

DARÜŞŞAFAKA MEKTEBİ

Kâmil BÜYÜKER

Osmanlı’da okullaşma düşüncesinin farklı bir aşamaya evrildiği dönem, hiç kuşkusuz 1856 yılında Islahat Fermanı’nın ilan edilmesinden sonraki zamanlardır. Islahat Fermanı’nın yayımlanmasından sonra azınlıklar, çeşitli mektepler açarak çocuklarını okutmaya başlamışlar ve bu okulları bitirenler de ticaret hayatında önemli mevkilere gelmişlerdir. Bunu gören bazı Müslümanlar ise çocuklarını okutup hayata hazırlama yoluna gitmişlerdir. (Songül Keçeci Kurt, Özel İslam Mektepleri, 2013, s. 100.)

Meselesi “eğitim” olan bir dernek

İşte bu arifede yani Sultan Abdülaziz’in devr-i saltanatında, aralarında devrin önde gelen devlet ricalinden Ziya Paşa, Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Vidinli Tevfik Paşa, Sakızlı Ahmet Paşa ve Ali Naki Efendi’nin kurucuları arasında yer aldığı “Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye” adıyla bir dernek kurulur. Dernek 30 Mart 1863 tarihlidir ve padişah fermanıyla kurulmuştur. Derneğin doğuşunda, Kapalıçarşı’da çırakların mesai öncesi kapı önlerinde ve kahvelerde vakit öldürdüklerine tanık olan Yusuf Ziya Paşa’nın bu gençleri eğitme düşüncesi etkili olmuştur. Derneğin hedefi, bu gençlere dinî bilgiler yanında, mektup, senet ve benzeri evrakı okuyup yazacak derecede eğitim vermekti. (Meltem Kocaman, “Darüşşafaka’da Fizik Eğitiminin Başlangıcı”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları, XIV/2 (2013): 87-117.)

Meselesi esasen eğitim olan Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye, 1865 yılında İstanbul Kapalı Çarşı Örücüler kapısındaki binayı cahil kalmış esnaf çocuklarını okutmak üzere tutmuştur. Bir süre burada eğitim devam ederken binanın tamiri sırasında çıkan yangından sonra Beyazıt’ta Simkeşhane’de, Valde Ümmetullah Kadın Mektebi bu çırak çocuklar için okul hâline getirilmiştir. İlk halk okulu olan Valde Mektebi, mekânın zamanla yetersiz kalması üzerine Aksaray’da Çakırağa Camii karşısında Ebubekir Paşa Mektebi cemiyet yönetimine devredilmiştir.

Yetim ve kimsesizlerin tedrisi için açılan “Şefkat Yuvası”

Osmanlı’da açılan bu ilk halk mekteplerinin ömrünü tamamlayıp kapanmasının ardından Paris elçimiz Sakızlı Esad Efendi’nin teklifiyle Darüşşafaka isimli mektebin ilk defa açılması düşüncesi ortaya atılmıştır. Zira Sakızlı Esad Efendi, Paris elçisi iken yurda dönmüş ve cemiyete katılımıyla birlikte Paris’te gördüğü “Prytanée Militaire De La Fleshe” adlı okulun planlarını, programını, hatta öğrenci elbiselerini birlikte getirmiştir. Bu okul, bir fikir olarak kabul edilmiş Darüşşafakatül İslamiyye adıyla kurulmasına karar verilmiştir. Zamanla Darüşşafaka (şefkat yuvası) olarak anılan okulun, 1868’de Sultan Abdülaziz tarafından bağışla satın alınan Fatih’teki arsa üzerinde inşaatına başlanmıştır. Çarşamba’daki binası Türkiye’de okul olmak üzere yaptırılan ilk binalardan biridir. Okulun inşası için gerekli olan tutar, halktan ve devletten toplanan bağışlardan elde edilmiştir. Binanın mimarı Dolmabahçe Sarayı’nın mimarlarından Hovhannes Amira Serveryan’dır. (Derya Baş, İstanbul’un 100 Okulu, İBB. Kültür A.Ş. Yay., 2013, s. 44-45.) Sultan Selim ve Fatih Camileri arasındaki tepe üzerinde yapılmasına karar verilen binanın inşasına 1869 yılında başlanmış, 1873 yılında tamamlanmıştır. Binalar yapılırken kız öğrenci de alınması düşünülmüş ve bu maksatla iki taraflı olarak yapılmış ancak bazı sakıncalar ileri sürülerek bu fikirden vazgeçilmiştir. Okulun ilk kadın Müdiresi Nazıma Antel’dir. (1965-1973) Mektebe kız öğrenci alımı da işte bu tarihlerde gerçekleşecektir. (1971)

Osmanlı’da açılan ilk halk mektebi

Darüşşafaka Mektebi, kuruluş nizamnamesinde dile getirildiği üzere diğer mekteplerden farklı hususiyetler taşır. 16 Kasım 1873’te yayımlanan nizamnamede şu hususlar dile getirilmiştir: Okula on yaşından büyük olmayan yetim ve fakir Müslüman çocuklarının alınmasını, okulun ve öğrencilerinin her türlü masrafının Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye’nin özel geliriyle ücretsiz olarak karşılanmasını, bir idare ve bir de eğitim kurumu oluşturulmasını, ayrıca mektebin ve öğrencilerin durumuyla daha yakından ilgilenmek üzere bir müdür ve bir müdire tayin edilmesini öngörmüştür. Nizamnamede, öğrencilerin askeriye ve resmî dairelerde çalışmalarına imkân verecek şekilde eğitilecekleri ve geceleri okulda yatılı olarak eğitim alacakları belirtilmiştir. (Nuri Güçtekin, İstanbul’daki Hususi Mekteperler, İBB Kültür AŞ. Yay., 2015, s. 107.) Memleketlerinden, ailelerinden ve sosyokültürel ortamlarından büyük ölçüde kopan çocuklar, Darüşşafaka’ya kuvvetle bağlanmış, bu bağlılık okula yüklenen işlev ve hedeflere bağlılık olarak devam etmiştir. Bu yönleriyle Darüşşafaka modeli, klasik “devşirme” yöntemine benzetilmektedir. Okulun ilk mezunları da Osmanlı modernleşmesinde önemli rol oynamışlardır. (Baş, s. 45.)

Darüşşafaka’nın bunun yanında başka hususiyetleri de vardı. Bunlardan birisi, o dönemde İstanbul’da Türkçe eğitimi veren başka bir lisenin bulunmayışıdır. Bu sebeple bazı varlıklı aileler de bu okula yönelmişlerdir. Kısa sürede önemli bir şöhretin sahibi olan Darüşşafaka’ya zaman içerisinde sadece fakir aile çocuklarının değil, başarıları ile kendilerini ispatlayan çocukların da kabul edildiğini görmekteyiz.

Mektebe kayıt konusunda da son derece titiz bir elemeden geçirildiği de kayıtlarda geçmektedir. Kayıt şartlarını taşımayan öğrenciler ailesinin konumu, statüsü, unvanı ne olursa olsun okula kabul edilmemiştir. Örneğin, Dersim Müfettişi Bekir Fikri Bey’in oğlu İbrahim Efendi’nin okula kaydı, şartları sağlamadığı için yapılmamıştır.

Her daim öksüz ve yetimleri himaye etme düsturundan ayrılmayan Darüşşafaka’nın bu ilkesinden taviz vermediği görülmektedir. Öyle ki Trabzon Saray-ı Atik Mahallesi’nden ve mekteb-i ibtidai talebelerinden olup anne babası vefat eden Ali isimli çocuk, himaye edilmek suretiyle okula kaydedilmiştir. (Kurt, s. 108.)

Yine okuldan mezun olanlar için iş istihdamı da söz konusu olmuştur. 1892-93 yıllarında mezun olan Rakım Efendi, 400 kuruş maaşla istihdam edilmiştir. (Kurt, s. 108.)

Tarihin kırılma noktası olan savaşlarda Darüşşafaka da yara almış ve eğitim sekteye uğramıştır. İlk olarak 1877-78 Osmanlı-Rus savaşında İstanbul’da toplanan Rumelili göçmenlerin bir kısmı okula yerleştirildikleri için altı ay kadar okulda ders yapılamamıştır. Çoğu subay olan öğretmenleri cepheye gittiğinden 6. sınıf öğrencileri bir yıl ders görememiştir. Okulun maddi sıkıntıları zaten had safhada iken gelirleri Rumelili göçmenlere harcandığından durum içinden çıkılmaz bir hâl almıştır. 1884 yılında Sadrazam Küçük Said Paşa’nın girişimiyle okulun birtakım ihtiyaçları devlet hazinesinden karşılanmıştır. Aynı yıl Sultan II. Abdülhamid, Darüşşafaka’dan o yıl mezun olan altı öğrenciyi huzuruna kabul etmiştir ve bu gelenek her yıl mezuniyet sonrası devam ederken 1888 yılında II. Abdülhamid, okulu himayesine alarak 458 lira yardım yapılmasını emretmiştir.

Okulun tarihinde Çanakkale Zaferi de önemli bir yere sahiptir. 1916-1918 öğretim yılında lise bölümü öğrencileri askere alınarak Çanakkale’ye gönderilmiş, öğrencilerin neredeyse hepsi burada şehit olmuşlardır.

Darüşşafaka’nın eğitim müfredatı

Darüşşafaka’nın eğitimi sekiz yıl olarak belirlenmiştir. Birinci sınıfın ders programı, öğrencinin rüştiye eğitimini takip edebilmesi için gerekli temel bilgileri verecek şekilde oluşturulmuştur. Son iki sınıf ise yüksek (âli) sınıflardır. 1873-1894 yıllarında mektebi bitirenler yüksekokul mezunu sayılmışlardır. Bu programa 1880 yılından sonra elektrik ve telgraf dersleri eklenmiştir. Telgraf derslerinin eklenmesi Darüşşafaka’ya ayrı bir hususiyet katmış, hatta 1873-1894 tarihleri arasında âdeta Telgraf Fen Mektebi hüviyeti kazanmıştır. Tam olarak hangi yıl uygulamaya başlandığı belirtilmemiş olmakla beraber, Darüşşafaka tarihine ait en temel kaynaklardan biri olan Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye Salnamesi’ne göre kuruluşu takip eden yıllarda ders programı şöyledir:

Birinci sene: Kur’an-ı azimü’ş-şan, şurutü’s salavat, esma-i Türkiyye, hikayat kıraatı, hikayat tahriri, hüsn-i hatt-ı sülüs.

İkinci sene: Kur’an-ı azimü’ş-şan, hüsn-i hatt-ı sülüs, talim-i Farisi, lugat-ı selase, medhal-i kavaid, muhtasar ilm-i hal, hesab, imla-i Türki, tersim-i hutut, muhtasar coğrafya.

Üçüncü sene: Coğrafya-yı umumi, imla-i Türki, Fransızca, hesab, sarf-ı Arabi, Farisi, lugat-i selase, ilm-i hal, resim, rika hattı.

Dördüncü sene: Hesab-ı mükemmel, sarf-ı Arabi ve avamil, Fransızca, terkib-i ibare, mevalid-i selase, tarih-i Osmani, Farisi, hendese-i sathiyye, coğrafya-i Osmani, kavaid-i Osmani, çini ve siyah boyalı resim, hendese ameliyatı, hüsn-i hatt-ı Fransevi.

Beşinci sene: Ulum-i tabiiye, hendese-i sathiyye, cebir, hikmet, kimya, usul-i defteri, coğrafya-yı Osmani, Arabi, maani mantık, kitabet, boyalı resim, hendese ameliyatı, Fransızca.

Altıncı sene: Cebr-i ala, hendese-i mücesseme, kitabet, Fransızca, adab, hikmet-i tabiiye, kimya, tarih-i tabii, tarih-i Osmani, resim.

Yedinci sene: Müsellesat-ı müsteviyye ve küreviyye, kozmografya, usul-i fıkıh, hikmet-i tabiiye, münhaniyyat-ı müstamele, usul-i defteri, mebaniü’l-inşa, kitabet, tarih-i tabii, kimya-yı uzvi, resim, tarih-i umumi, elektrik.

Sekizinci sene: Mecelle, hendese-i resmiyye ve menazır, Fransızca, mebaniü’l-inşa, hikmet-i tabiiye, fenn-i makine, topografya, tarih-i umumi, usul-i defteri, resim, tabakatü’l-arz, elektrik, kimya-yı sınai. (Kocaman, s. 88-89.)

Kimler geldi, kimler geçti…

Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi eğitim tarihinin önemli dönüm noktalarından birisi olan Darüşşafaka’nın Osmanlı döneminde Sultan Abdülaziz, Sultan II. Abdülhamid’in himayelerinde; ardından Cumhuriyet yıllarında da Darüşşafaka’nın doğal başkanı olarak Gazi Mustafa Kemal Paşa, İsmet İnönü ve devam eden devlet başkanları ile bugüne kadar yoluna devam etmesi, kuruluşundaki yetim, öksüz ve kimsesiz çocukların himaye edilmesi gayesinden sapmamasının bir emaresi olsa gerektir. Bir cemiyet ruhu ile yola çıkan, mekteple hüviyeti değişen, lise düzeyini aşıp kolej seviyesinde farklı bir disipline bürünen Darüşşafaka Lisesi, 1994 yılından bu yana Maslak’ta yapılan yeni binasında eğitim faaliyetine devam etmektedir. Darüşşafaka’nın tarihinde dönem dönem pek çok şair, yazar, bilim adamı, sanatçı ve asker gönüllü öğretmenlik yapmıştır. Bunlar arasında Namık Kemal, Vakanüvist Abdurrahman Şeref Bey, Babanzâde Ahmet Naim, Bestekâr Zekai Efendi, Ahmet Mithat Efendi, Tahir Olgun, Ressam Agâh Efendi, Selim Sırrı Tarcan, Yahya Kemal Beyatlı, Yusuf Akçura, Salih Zeki ve Ressam Hoca Ali Rıza gibi isimler yer almaktadır. İsmini tanıyalım veya tanımayalım, öğretmeni, öğrencisi, mezunuyla Darüşşafaka, eğitim tarihimizde önemli bir çığırdır. Bugün bu eser, yaralı minik yüreklerin duaları üzerinde iz bırakmaya devam ediyor.