Makale

YAZMA ESERLERİN GÖZ BEBEĞİ: MUSHAFLAR

YAZMA ESERLERİN GÖZ BEBEĞİ:
MUSHAFLAR

Zeynep YEŞİLDAL AKTAŞ
DİB Yazma Eser Uzmanı

İslam âleminde kitap hâlini alan ilk metin, Kur’an-ı Kerim’dir. Bu yüzden Müslümanlar, onun manası kadar maddi varlığını önemsemiş, yazı ve süslemeler itibarıyla sanatla bezemiş, yüzyıllar boyu zarar görmeden yaşamasını sağlamıştır. El yazması eserlerin her biri ayrı bir hikâye taşımaktadır. Her bir eserin yazım ve yapım aşaması birbirinden farklıdır. Hatta aynı kişi tarafından istinsah edilse bile müstakil bir kimlik taşır. Cildi, yazıldığı hattın türü, kullanılan mürekkep ve tezhip özellikleri ile birlikte bakıldığında her bir eser kendi değerini inşa etmektedir. Nüshanın istinsah yeri, zamanı, müstensihi ve kullanılan materyaller farklılaştıkça nüshalar arasındaki ayrım da değişkenlik göstermektedir. Günümüze kadar ulaşan birçok el yazma Kur’an-ı Kerim’de bu ayrımları açıkça görebilmek mümkündür. Diyanet İşleri Başkanlığı Merkez Kütüphanesinin yazma eser koleksiyonunda da oldukça değerli ve nadide Kur’an-ı Kerimler mevcuttur.

Bunlardan ilki çok önemli bir manevi miras olan IX. yüzyıla ait Kur’an-ı Kerim nüshasıdır. İstinsah edildiği tarih açısından büyük önem taşıyan nüsha 25 varak olarak bir araya getirilmiş, parşömen üzerine kufî yazı türünde, mensur olarak yazılmıştır. Nüshanın sanatsal özelliklerini incelediğimizde harekelerin kırmızı ve mavi mürekkeple yazıldığı görülmektedir. Duraklar altın yaldızlı olup aşr, hizb, secde gülleri sarı ve mavi zemin üzerine altın yaldız süslemeleriyle muazzam bir görüntüye kavuşmuştur. Nüshamız maalesef tam değildir. Elimizde sadece altıncı cüzden bir parça olup Maide suresinin üçüncü ayetinin yarısından başlamış ve kırk sekizinci ayetiyle sona ermiştir.

Bir diğer nüshamız Murtaza Alî b. Muhammed el-’İndî tarafından istinsah edilen Kur’an-ı Kerim’dir. Nüsha büyük ihtimalle XIV. veya XV. yüzyıla aittir; yazı türü, klasik dönemden farklı, tezhibi ve bezemeleri ile oldukça kıymetli ve nadirdir. Bu Mushaf’ın tezhip ve süslemeleri bizzat müstensih tarafından yapılmıştır. Sure başlıkları, cüzlerin ilk kelimeleri kübra sülüs hattı ile yazılmış; Muhammed kelimeleri yeşil zemin ile süslenmiştir, kübra harfli bölümler sarı, yeşil, turuncu zeminle bezenmiştir. 401 varak olan nüsha muazzam hüsnühat örneği teşkil eden sülüs, muhakkak yazı türünde yazılmıştır. Nüshanın sanatsal özelliklerine bakıldığında; Fatiha suresi ve Bakara suresinin olduğu sayfalarda münhani motifli etrafı kırmızı hatâi dal işlemeli bezemeler görülmekte olup unvan, koltuk ve metin bölümleri kırmızı, yeşil renkli dal motiflerle bezenmiştir. Sure başlıkları ve cüz güllerinin yazılı olduğu bölümlerin etrafları farklı renklerde bordürle çevrelenmiş, minare şeklinde ve hatâi bitki, dal motiflidir. Duraklar çeşitli renklerde boyanmış iç içe geçmiş daire ve şeşhâne şekillidir. Güller içinde Esmayıhüsna yazılıdır. Sayfalarda madalyon ve damla şeklinde olup sekiz şeklinde secde gülleri vardır. Eser, Fatiha suresi ile başlamış ve Nas suresiyle bitmiştir.

Başka bir nadide Mushafımız da Ebü’l-Fahr b. Ebi’l-Fazl el-Za’ferânî er-Re’y, tarafından, 15 Cemâziyelevvel 548 (8 Ağustos 1153) tarihinde Rey’de istinsah edilmiştir. Kur’an-ı Kerim ve Farsça tercümesi olan bu nüsha, son derece süslü, tezyinatlı, Selçuklu dönemine ait en nadir nüshalardan bir tanesidir. Ayetlerin altında Farsça tercümeleri vardır. Farsça Kur’an tercümeleri arasında British Museum ve Topkapı Sarayından sonraki en eski ferağ kaydına sahip nüshadır. Reyhânî hat tarzında yazılmış ve 336 varaktır. Nüshanın sanatsal özelliklerine bakıldığında; sure başları, surelerdeki ayet sayıları, surelerin inmiş olduğu yer isimleri altın yaldızla yazılmıştır. Ayet sonu gülleri altın yaldızlı, kırmızı çiçek süslemelidir. Nüshanın her sayfasında birkaç tane hizb süslemeleri olup çiçek desenli, altın yaldızlı ve mavi renkleriyle dikkat çekmektedir. Hizbler, aşırlar, cüzler, yarı cüz, üçte bir cüz, dörtte bir cüz gibi kelimeler son derece nefis süslemelerle işlenmiştir. Nüshanın derkenarlarında çeşitli kıraatlerin okunuş tarzları yazılmış olup ferağ kaydının olduğu bölüm oldukça süslüdür. Nüshanın ilk varakları daha sonradan yazılmış olup hattı XIV. yüzyıla aittir. Nüshanın son sayfasında Ebu Abdullah el-Hüseyn b. Ahmed b. Muhammed b. Mihrân el-Mukrî el-Merkî’nin, 15 Zilhicce 560 (23 Ekim 1165) tarihinde bu nüshayı okuduğuna ve tashih ettiğine dair bir kayıt vardır. Cildi son derece nefis ve nadide süslemelerle yapılmıştır.

XV. yüzyıla ait bir diğer değerli Mushaf da Herat okulunun cilt özelliklerini taşımaktadır. Son derece süslü, tezyinatlı ve cilt olarak nadir rastlanan nüshalardandır. Selçuklu dönemi örneklerinden bir tanesidir. 313 varak olan bu nüsha Muhakkak yazı türünde yazılmıştır. Nüshanın Fatiha suresi ve Bakara suresinin olduğu sayfalarda altın yaldızlı rûmi Hendese, çiçekli, zincirli desenler, lacivert ve yaldızlı olup bütün sayfalarında bulunmaktadır. Ayet sonu gülleri altın yaldızlı mavi çiçek süslemeli, sure başlıkları serlevhalı altın yaldızlıdır. Sure isimleri, ayet sayıları altın yaldızla yazılmıştır. Hizibler, aşırlar, cüzler, yarı cüz, ayetlerdeki durak işaretleri kırmızı mürekkeple yazılmıştır. Nüshanın son sayfalarında son derece nefis sultâni süslemeler ve rûmi hendese bezemeleri mevcuttur. Cilt özellikleri ile dikkat çeken nüshanın son derece nefis ve nadide süslemeli deffeleri, sırtı, mıklebi ve sertabı kahverengi deridir.

Reyhânî yazısı ile Selçuklu dönemine ait nadir eserlerden birisi de 1300 tarihli Kur’an-ı Kerim’dir. 567 varak olan nüshanın bazı varaklarında sure başlıkları altın yaldız zemin üzerine kufi yazı ile yazılmıştır. Sure isimleri, surelerdeki ayet sayıları, surelerin inmiş olduğu yer isimleri beyaz ile yazılmıştır. Cüz, hizb, secde gülleri bazı varaklarda ve derkenarda tezhipli gösterilmiştir. Nüshanın başından Fatiha ve Bakara suresinden ilk on ayet daha sonra yazılmıştır. Nüshanın istinsah tarihi eksik kalan sayfaların da tamamlandığı tarihidir. Fakat nüsha bu tarihten çok daha eskidir. Çünkü reyhânî yazı türü XVI. yüzyıldan önce kullanılan bir yazı çeşididir. Ön deffesi, sırt sertabı kahverengi, arka deffesi ve mıklebi kırmızı deri bir cilttir.

Son nüshamız beş adet cüze nakşedilmiş bir Kur’an-ı Kerim’dir. Sülüs-nesih yazı türünde kaleme alınan nüsha, yazı, kâğıt, okunaklılık bakımından oldukça güzel ve değerlidir. Nüshada cüz numarası ve çiçek motifli pençberk duraklar altın yaldızlıdır. Cüzün 1, 4 ve 7. satırları iri sülüs, 2, 3, 5 ve 6. satırları nesih ile yazılmıştır. Kapaklarındaki şemseler geometrik desenler kullanılarak yapılmıştır.

Bir müminin yolunu, yönünü, istikbalini, hedefini ve gayesini belirleyen Kur’an-ı Kerim lafzıyla ve manasıyla her an gençliğini ve tazeliğini muhafaza etmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı Merkez Kütüphanesinde de manevi mirasımız olan pek çok nüsha bulunmaktadır. Rabbim yolumuzu ve yönümüzü Kur’an’dan ayırmasın.