Makale

SELÇUKLU SULTANI ANADOLU FATİHİ ALPARSLAN’IN 1064 KARS İLİ FETHİ ÜZERİNE TÜRK PROFESÖRLERİNİN TETKİKLERİ

SELÇUKLU SULTANI ANADOLU FATİHİ ALPARSLAN’IN

1064 KARS İLİ FETHİ ÜZERİNE TÜRK PROFESÖRLERİNİN

TETKİKLERİ

— I —

Alparslan, çocukluğundan beri kabiliyet ve kahramanlıklariyle babası Çağrı Beg’in veliahdi ve Merv meliki olmuş; amucası Tuğrul Beg’in (7 Ey­lül 1063’te 70 yaşında iken oğulsuz olarak Rey şehrinde) Ölümü üzerine de ayni kudret ile rakiplerini yenerek, Selçuklu İmparatorluğu’na sahip olmuş idi. Artık memleket dahilinde ciddî bir engel kalmadığından, Kutalmış’ın bertaraf edilmesinden bir veya iki ay sonra, 1064 Şubatında, “Rûm Gazâsı” maksadı ile, ordusu ile birlikte Rey’den Azerbaycan’a hareket etti...

Nahçıvan’a geldikten sonra ordusunu, inşa eylediği gemilerle Aras Nehrinden geçirdi. Oğlu MELÎKŞÂH’ı, Veziri Nizâmülmülk ile umumî ka­rargâhta bırakıp bazı civar kalelerin fethini emrettikten sonra, kendisi Gürcü (Hazar, Abhas) beldelerine hareket etti.

NÎZÂMÜLMÜLK, MELÎKŞÂH ile birlikte (Nahçıvan’ın) şimal-garp tarafında (Bizans elindeki) SURMARİ KALESİ’ne vardılar. Türk göçleri tarihinde hâtırası bulunan ve Osmanlı tarihçileri tarafından KAYI BOYU’nun bir müddet yaşadığı rivayet edilen SÜRMELİ - ÇUKURU kolaylıkla fethedip, Nahçıvan Emîrinin idaresine verdiler. Oradan, rahip ve kesişle­rin merkezi ve hristiyanların ziyaretgâhı olan ve bu hüviyetiyle de farsça MERYEM-NİŞİN adı ile kaydedilen (Gümrü’nün yukarısında ve Arpaçayı solundaki) müstahkem bir Kale üzerine yürüdüler. Demir ile bağlı taşlardan yapılmış surları ve su üzerinde bulunması, fethini zorlaştırıyor­du. Bu sebeple NÎZÂMÜLMÜLK, gemiler yaptırıp hücuma geçti. Çetin çar­pışmalar esnasında çok şehid verildi; hattâ 12 yaşındaki Şehzâde, suya düş­mek suretiyle ölümden kurtuldu. Nihayet, surlarda açılan gedikler saye­sinde bu dinî merkez alındı; halkın bir kısmı Müslüman oldu...

Alparslan, Melikşah’ı ve Vezirini Nahçıvan’da bıraktıktan sonra Gür­cistan’a girdi; Kangami, Kartli ve Cavakhet (Tiflis - Çoruh arası) böl­gelerini sür’atle istilâ ile, birçok şehir ve kaleleri fethetti. (Çıldır Gölü şimalişarkî kıyısındaki) Akhalkelek üzerine yürürken, Melikşâh ve Nizâmülmülk de kendisine yetişti. Sultan, Veliahd yapmak istediği Melikşâh’ın fetihleri müjdesine çok sevindi. Akhalkelek’in önünde 1064 Haziranında ordugâh kuran Stıltan, şiddetli hücumlar ile Kaleyi aldı. (Borçalı bölgesi­nin merkezi) Lori/Taşir Kıralı Davit oğlu Giorgi’ye haber göndererek onu huzuruna getirtti; kızını ve yıllık vergi vermek suretiyle, onu tâbiiyetine aldı. Sultan’ın ihsanlarına kavuşan Kıral, memleketi Lori’ye döndü. Türklerin AKŞEHİR ve İranlıların SAPÎD-ŞEHR adı, gürcüce AkhalKelek’in bir tercümesidir. İslâm müellifleri, bu Kale ile Kars arasında bulunan Lori bölgesi (Barçalı) halkının İslâmiyeti kabul ettiğini söylerler. Alparslan’ın haremine giren Kralın kızı, Veziri Nizâmülmülk’e tezvîc edilmiştir.

(Adı geçen Kangami, Kartlı ve Cavakhet ülkeleri hâkimi) Abhaz Kı­ralı Bagrat, hiç görünmeden Kafkas Dağlarına kaçtı. Alparslan, Akhalkelek fethinden sonra, Bagrat Kırallarının merkezi olan ANI üzerine yürü­dü. Türk akınlarının başlaması dolayısiyle Bizans İmparatorluğu, şarka doğru genişleme siyasetine devam ile, 1045 senesinde bu müstahkem hu­dut şehrini (Bagratlılar’dan) almış idi. Arpaçayı (Ahurian) üzerinde bu­lunan ANI şehrinin nüfusu, kilise ve manastırları hakkında İslâm ve Er­meni kaynaklan çok mübalâğalı rakamlar veriyor. (Selçuklu Kutalmış’ın 1053 sonlarında) Kars fethinden sonra yakınlarına kadar geldiği bu şehri kuşatan Alparslan, surlarının metaneti dolayısiyle hayli uğraştı, inşâ ey­lediği ahşap bir kuleye yerleştirdiği mancınıklarla surları dövmeye baş­ladı. Nihayet yanları surlardan geçerek, 16 AĞUSTOS 1064’te, Anado­lu’nun bu müstahkem kapışım açtı. Kiliseler yerine cami inşâ etti. Er­meni kaynaklarına göre, “FETHİYYE” adıyla câmie çevrilen Katedral­deki gümüşten) büyük haçı, Nahçıvan-Câmiine eşik yapıldı. Fakat, ya­bancı dinlere hürmeti bilinin Alparslan ve diğer Türk Sultanları için böy­le birşey, bir efsaneden ibarettir. ANI ŞEHRÎ, bir müddet sonra (Divin’deki) Şeddâdî Emîri Ebûlesvâr’ın oğlu Manuçahr’ın idaresine verildi.

(Anı’da bulunan) Alparslan, Kars’ta hüküm süren (Bagratlı) Prensi Abbas Şehinşah’ın oğlu Kagık’a adam gönderip, huzûruna çağırdı. Bagratlı Prensi, Türk Elçisini siyâh elbiseleriyle kabul ederek: “Tuğrul Beg’in ölümünden beri matem” tuttuğunu beyan ile yaranmak istedi ve Sultan’ı Kars’a dâvet etti. Ordusu ile (1064 Ağustosu sonlarında) Kars’a varan Alparslan, Kagık’ın ziyafetini, hediyelerini ve arz-ı tâbiiyetini kabul etti. [Fakat Gagık, bir müddet sonra memleketini (Kars şehri ile Salim - Sa­rıkamış) imparator Konstantin Dukas’a terkederek (1064 güzü sonla­rında) mukabilinde Zamantı (Pınarbaşı) havalisini aldı.] SULTAN, bu büyük zafer ve fetihlerden sonra, 100.000 kişilik ordusu, 50.000 esir ye pek çok ganimet ile (başkent) Rey’e döndü. Alparslan bu zaferleri fetih - nâmeler ile komşu ülke ve hükümdarlara bildirdi. Halîfe Kaim bi-Emrillâb, Sultân’ı tebrik için (Bağdad’dan) Elçi ve mektup göndererek, kendilerine EBÛ’L-FETH (Fetih-Babası) unvânını verdi. Bu fetihler, İslâm dünya­sında büyük bir sevinç yarattı.

Prof. Dr. Osman TURAN

— II —

Hâlen üzerinde yaşadığımız Anadolu yarımadasının, dedelerimiz Sel­çuklu Türkleri tarafından son defa kat’î olarak Türk - Vatanı hâline ge­tirilmesi, çok mutlu bir hâdisedir; daha doğrusu, hâdiseler silsilesinin pek mutlu bir neticesidir...

Bugünkü Türkiye şuurlarım aşarak Anadolu’ya girme şerefini kaza­nan ilk Selçuklu hükümdân, Tuğrul Beğ (1037-1063) ’dir. (1054 yılında) birçok yerleri alır; fakat Malazgird’i iki defa kuşatırsa da, alamaz (ka­rışıklık içindeki Irak’a gider, Abbassî Halifeliği merkezi Bağdad’ı, koyu Şiî Büveyhoğulları’nın elinden kurtarır).

Bu safhada en başarılı seferleri, Büyük-Selçuklu İmparatorluğunun ikinci hükümdarı Alparslan (1063-1072) yapar. 1064’te ilk seferinde, oğlu ve Veliahdı Melikşah da vardır. Oğlu, Ağrı Dağı ile Aras arasındaki bu­gün KARS’ın ARALIK, IĞDIR: ve TUZLUCA ilçeleri sayılan bölgelerini (Sürmeliçukuru’nu) fethe çalışırken; Alparslan, müstakbel fetihlere giriş­meden önce arkayı emniyete almak için, (Bizans’ın müttefiki ve onun gibi Ortodoks olan) Gürcistan ile Güney-Kafkasya’nın fethine girişir.

O zamana kadarki (1018 yazında Alparslan’ın babası Çağrı-Beg’in Van Gölü çevresine yaptığı akınlarla başlayan) seferler, daha ziyade ge­çici akınlar mahiyetindedir. Selçuklu orduları ganimetler elde ettikten sonra, Anadolu dışındaki ülkelere dönerlerdi. Şimdi ise, seferlerin, mâhi­yetini değiştirmeye başladığı görülüyor. Alparslan’ın 1064’teki Gürcistan Seferi, değişen siyasetin ilk belirtisidir. Nitekim Alparslan, TİFLİS güney-batısını ve Borçalı-Çayı başlarındaki LORE şehrini fethettikten son­ra, tekrar Anadolu’ya döner. (Çıldır Golü kuzey doğusundaki Ada ile kıyıdaki) AKALKALAK’ı alır. Oğlunu da beraberine alarak, doğunun en müstahkem mevkilerinden olan (ve 20 yıldır Bizanslılar elinde tahkim edilip, garnizon yerleştirilerek Valilik merkezi yapılan) büyük ANI şeh­rini, Bizans’ın bütün müdafaa tedbirlerine rağmen, 16 AĞUSTOS 1064 günü fethederek, devletine katar. Arkasından mahallî KARS (Bagratlı) BEGLİĞÎ, kendiliğinden Selçuklulara tâbiiyetini arzeder (sınır, Sarıka­mış’la Pasin arasındaki Soğanlı Dağları ve Allâhüekber’e dayanır).

(Sürmeliçukuru, Çıldır Gölü çevresi, Anı ve Kars şehirleri’nin Sel­çuklular eline geçmesi ve İslâm-Türklerin buralara asker ve âileleriyle yerleşmesiyle) 1064 Ağustosunda böylece KARS İLİ’nin SELÇUKLULAR tarafından fethinin tamamlanması hâdisesi, ANADOLU’nun TÜRK-VATANI hâline gelmesinin başlangıcı olması itibariyle çok önemlidir ve üze­rinde ne kadar durulsa, azdır. Nitekim bunun önemi, daha o zaman takdir edilmiş; Türk ve İslâm dünyasında KARS İLİ bölgesinin büyük merkezi ANI ŞEHRİ’nin fethi, sevinçle karşılanmıştır. Bizim bu fethin önemini yeniden anlamamız için ise, aradan 900 yıl geçmesi gerekmiştir!..

Görülüyor ki, VATAN-KURMAK kolay değildir. Kurduktan sonra, korumak ve (Atatürk’ün yaptığı gibi) kurtarmak da kolay değildir. Kur­mak için, nice Türk kam dökülmüştür. Korumak ve kurtarmak için de, pek çok Türk kanları akıtılmıştır. Fakat, itiraf edelim ki, KURMAK, KO­RUMAK ve KURTARMAK’tan daha kolay değildir...

Prof. Dr. Mehmet Altay KÖYMEN

—III—

(İlk Selçuklu hükümdarı) Sultan Tuğrul Beğ’in çocuğu olmamıştı. Bundan dolayı o, kardeşi Çağrı Beğ’in oğlu (ve Alparslan’ın üvey kardeşi) Süleyman’ı Veliahd göstermişti. (Selçuklular’dan Kutalmış, başkent Rey şehrini işgal ederek adına hutbe okutmuş, Resul-Tigin de taht iddiacıları arasına katılmıştı. Merv’den hareket eden Alparslan’ın adına, kendisine bağlı Selçuklu Er-Sığun ile kumandanlar’dan Erdem, Kazvin şehrinde hut­be okutup, onu hükümdar tanıdıklarım ilân etmişti Bütün rakiplerim ye­nerek, saltanat kavgalarını kaşanan ALPARSLAN, Rey’de 27 Nisan 1064’te tahta çıktı, 36 yaşında idi.

Sultan Alparslan 1064 baharında Azerbaycan’a hareket etti. Kendisi Arran’da LORİ küçük Ermeni Kırallıığını itaate aldıktan sonra GÜRCİS­TAN’a girerken, yanında bulunan oğlu MELÎKŞÂH ile Vezir NÎZÂMÜL-MÜLK de Aras Nehri boyunca SÜRMARİ/SÜRMELÎ-ÇUKURU’nu ve ki­liseleriyle meşhur müstahkem MERYEMNİŞÎN Kalelerini ve civarlarını zaptettiler. Oğlunun muvaffakiyetlerinden çok memnun olan Alparslan, onları da yanına alarak (Akal-Kalak adı ile de tanınan) SAPÎDŞAHR’ı, hü­cum ile ele geçirip, müteâkıben Bagrat ‘hânedânı’nın paytahtı olup, Bi­zans’a bağlı bulunan ve Rumlar tarafından müdafaa edilen, surlariyle meşhur ANI’ya yürüdü ve şiddetli hücumlar ile bu şehri 16 AĞUSTOS 1064’te zaptetti. Sonra, huzûra gelip, tâbiiyet arzeden (Bagratlı) Prens Gagik ile birlikte KARS’a girdi.

ANI’NIN FETHİ, İslâm dünyâsında büyük sevinç yaratmış, her ta­rafa fetih-nâmeler yazılmış, bizzat (Bağdad’dan) HALİFE, Alparslan’ın muvaffakiyetini belirten, ona ve mücâhitlerine teşekkür eden bir beyan­name neşretmiş, SULTAN’a ABÛ’L-FATH (Fetih-Atası) unvanını ver­miş ve “yirmi dört sancağın fethi”, birçok ganimet ve binlerce esir alınmakla neticelenen (1064’teki) bu büyük sefer, Bizans İmparatorluğu’nu Alparslan ile anlaşma teşebbüsüne mecbur etmiştir.

Prof. Dr. İbrahim KAFESOGLU