Makale

TAKDİM

Okul Öncesi Din Eğitimi

Bireyin gençlik ve yetişkinlik dönemindeki dinî inanç, duygu, tutum ve davranışlarının temeli büyük ölçüde çocukluk döneminde atılır. Bu dönemde verilecek iyi bir eğitimle çocukta din duygusunun sağlıklı gelişimi sağlanabileceği gibi, baskıcı ya da yanlış bir eğitim metoduyla var olan din duygusunun körelmesine hatta onun dinden uzaklaşmasına sebep olunabilir. Çocukluk döneminin her aşaması dinî eğitim konusunda eşsiz bir değere sahiptir. Okul öncesi dediğimiz ilk çocukluk dönemi de bu noktada kesinlikle ihmal edilmemesi, atlanmaması gereken bir dönemdir. Yetişkin çocukları olan her anne baba bilir ki çocukluk dönemi çok çabuk geçmekte ve sanki daha dün eteklerinden çekiştiren evlatları, nasıl olduğunu bile anlayamadan boylarını geçmektedir. Bu sebeple “Çocuktur, daha anlamaz, biraz büyüyünce dinî bilgileri öğretiriz, ibadetlere de alıştırırız.” anlayışı doğru değildir. Diğer taraftan çocuğun yaşına ve gelişimine uygun olmayacak şekilde dinî bilgi verilmeye çalışılması ve ibadetlere zorlanması da bir o kadar yanlıştır. Dolayısıyla çocuklara yönelik din eğitiminde çocuğa neyi nasıl öğreteceğimizi bilmek kadar onların gelişim basamaklarını ve bu basamakların özelliklerini de iyi bilmek önemlidir.

Bu ay, Diyanet Aile Dergisi olarak “Hiçbir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha hayırlı bir miras bırakmamıştır.” (Tirmizî, Birr, 33) hadis-i şerifinin rehberliğinde, yeni eğitim öğretim dönemini vesile bilerek penceremizi Okul Öncesi Eğitim’e açtık. Esin Türkmen “Çocuk, ailesinde karakterini geliştirecek bilgi, beceri ve davranışları kazanamamışsa yaşamında birçok sorunla karşılaşır.” diyerek bu konuda önemli hususları kaleme aldı. Rümeysa Çayırpınar, gelecek nesillere değerlerimizi aktarmada çocukluk çağının önemini hatırlatıp dikkat etmemiz gereken noktaları “Okul Öncesi Dönemde Çocuklarda Değerler Eğitimi” yazısıyla sundu. Aile Danışmanı F. Betül Yılmaz Eminsoy, “Dokuz Tip Mizaç” yazısında insanların farklı huylara sahip olduğunun altını çizdi ve bunu bilmenin sosyal ilişkilerde sağladığı avantajları bizlerle paylaştı.

Bu sayımızda “Edebiyat bize hiçbir disiplinin veremeyeceği ruhun ayrıntılarını aktarır, ötekini anlamamızı sağlar, başka hiçbir disiplinin yapamayacağı empati duygusu uyandırır ve hayatın çelişkilerini işaret eder. Edebiyatla bir duygumuz olduğunu öğrenir, başka insanlarla pek çok ortak yanımızı keşfeder, acının ortak olduğunun ayrımına varırız.” diyen Necip Tosun ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Portre köşesinde yaşadığı çağın sıkıntılarını eserlerinde ustaca işlemiş olan Cengiz Aytmatov’u ağırladık. Kültür sanat köşemizde, hafızalarımıza derin bir acı olarak kazınan Kerbela hadisesinin edebiyatımızdaki yansımalarını Sema Bayar kaleme aldı.

Eylül sayısında da dopdolu olan dergimizi, burada içeriğine değinemediğimiz daha pek çok yazı ve yazarımızla siz kıymetli okurlarımızın beğenisine sunuyor, yeni eğitim öğretim döneminin tüm öğrenci ve öğretmenlerimiz için başarılar getirmesini temenni ediyoruz.

Dr. Elif Arslan