Makale

XI. ASIRDA BİR DEHA BİRÛNÎ

XI. ASIRDA BİR DEHA BİRÛNÎ

Eyüp DEMİR

DİB Arşiv Uzmanı

Daima “el-Üstad” lakabıyla adlandırılan, astronomi, matematik, fizik, tıp, coğrafya, tarih ve dinler tarihi başta olmak üzere pek çok ilim alanında önemli çalışmalar yapan Birûnî 973 senesinde, bugünün İran sınırları içerisinde yer alan Kas şehrinde doğmuştur. Ailesi hakkında çok fazla bilgi olmayan Birûnî’nin asıl adı Ebu Reyhan Muhammed b. Ahmed el-Birûnî el-Hârizmî’dir. Birûnî, babasını hatırlamamaktadır, annesinin de odun satarak geçimlerini sağladıklarını anlatmaktadır. Yaklaşık 80 yıl yaşayan Birûnî, küçük yaşlardan itibaren ilimle uğraşmaya başlamış, ilim yoluyla insanlığa hizmet idealini benimsemiştir. Onun bu çabaları daha küçük yaşlarda sarayın ilgisini çekmiş, doğu Hârizm Hükümdarlığı mensubu ve bir ilim adamı olan Ebu Nasr Mansur ile tanışmasına vesile olmuştur. (Sayılı, Aydın, Uluslararası İbn Türk, Harezmî, Farabî, Beyrûnî, ve İbn Sina sempozyumu Bildirileri; AYK, Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Ankara, 9-12 Eylül 1985, s.18.)

Ebu Mansur’un evi dönemin âlimlerinin toplantı yeri gibiydi. Bu toplantılar onun daha donanımlı olmasını sağladı. Burada Öklid geometrisi ve Batlamyus astronomisini Ebu Mansur ile birlikte çalıştı. Ayrıca dönemin ünlü âlimlerimden olan Abdussamed b. Samed el-Hâkim’den dersler aldı. Böylece matematik ve astronomi derslerindeki bilgisini daha da arttırıyordu. Birûnî’nin genç muasırı olan İbn-i Sina ile fizik ve astronomi hakkında çeşitli görüşmeleri olmuştur. (Emine Sonnur, Özcan, Bilgi Büyücüsü Birûnî, Ötüken Neşriyat, İstanbul-2007, s.16.) Birûnî’nin bilime yaklaşımı çok geniş kapsamlıydı. Birûnî, bu çok yönlü bakış açısından dolayı hemen her alanda eser vermiştir. Onun ilim alanında yaptığı çalışmaları Avrupa ve Hıristiyan âlemi ancak sekiz asır sonra anlayabilmiştir. Mesela, Amerikalı bir yazar, tarihçi ve filozof olan Will Durant, onun hakkında şöyle demiştir: “Birûnî, bütün yönleriyle tam bir Müslüman âlim tipidir. Filozof, coğrafyacı, dilci, matematikçi, gök bilimci, şair ve fizikçi olup bütün bu alanlarda eserler vermiştir. Bütün bu alanlarda değerli eserler veren Birûnî, İslam dünyasının hiç değilse bir Leibniz’i, bir Leonard’ı olmuştur.” (Will, Durant, İslam Medeniyeti, çev. Orhan Bahaeddin, Tercüman Binbir Temel Eser Yayınları, s.100.) Yine Belçikalı ünlü bilim tarihçisi Sarton, İbn-i Sina ve İbn-i Heysem gibi âlimlerin yetiştiği XI. asrın ilk yarısına “Birûnî Asrı” adını vermiştir. Birûnî, yaptığı bilimsel çalışma ve keşiflerden dolayı bir Orta Çağ değil de Yeni Çağ bilgini olarak kabul edilmiştir.

Birûnî, Me’munoğullarından olan Ali b. Me’mun’un daveti üzerine 1009’da Cürcan’a gitmiştir. Gazneli Mahmut’un Cürcan’ı fethine kadar da burada kalmıştır. Bu sırada Ebu Sehl İsa el-Masihi ile tanışmış, ondan ve diğer âlimlerden Süryanice ve Yunancayı öğrenmiştir. Birûnî, Cürcan’da ilk önemli ve büyük eseri olan “Asarü’l-Bakiye”yi kaleme almış ve bu eseri hamisi olan Kâbus b. Vaşmgir’e ithaf etmiştir. Bu eserde eski milletlerin kronolojisi, bayram günleri ve kültürleri hakkında bilgiler vermiştir. Ayrıca Cürcan’da kaldığı sürede dünyanın genişliği konusunda ilk ölçümleri yapmıştır.

Gazneli Mahmut’un Hârizm topraklarını ele geçirmesinden sonra Birûnî, Gazne’ye gitmiş çok geçmeden de Gazneli Mahmut ile tanışmıştır. Gazneli Mahmut tarafından sevilmiş ve kendisine büyük değer verilmiştir. Gazneli Mahmut’un Hint seferlerine iştirak etmiş, bu seferlerle Hint kültürünü yakından tanıma fırsatı bulmuştur. Bu seferler sırasında “Tahkiku mâ li’l-Hind” ve Sanskritçeden Arapçaya tercüme ettiği “Patanjalı” adlı eserleri kaleme almıştır.

Birûnî, 1051’de Gazne’de vefat etmiştir. Ömrü boyunca çeşitli alanlarda yaklaşık 196 eser kaleme almıştır ve bu eserlerin çoğu günümüze ulaşmıştır. Onun en önemli eserlerinden birisi coğrafi astronomi hakkında kaleme aldığı ve pek çok yenilik ve keşifleri ihtiva eden “el-Kânunü’l-Mes’udî” adlı eserdir. Astronomi hakkında kaleme aldığı “Kitâbu tastihü’s-Suver ve tebtihü’l-kuvar” matematik coğrafya alanında kaleme aldığı “Tahdidu nihâyetü’l-emâkin li-tashih-i mesâkin” kıymetli taşlar hakkında kaleme aldığı “Kitabü’l-cemâhir fî ma’rifeti’l-cevâhir” ona ait önemli eserlerdendir. Örneğin “Kitabü’l-cemâhir fî ma’rifeti’l-cevâhir” eserinde sıcak su ile soğuk su arasındaki ağırlık farkını 0,041677 olarak ölçmüştür. Bu eserde altın, zümrüt ve kuvarsın rölatif ağırlıklarını tespit etmiştir. Önemli eserlerinden biri olan tıp ve eczacılık alanında kaleme aldığı “Kitabü’l-saydala”da ilaçların ve otların isimlerini, başta Türkçe olmak üzere çeşitli dillerde kaydetmiştir. Matematik, astronomi, astroloji, coğrafya alanında yazdığı “et-Tefhîm fî evâ’ili sınâ’ati’t-tencîm” tarih alanında kaleme aldığı “Ahbaru’l-Harizm” ve “Meşâhirü’l-Harizm” bunun yanında Gazneliler tarihine ait “Tarihu eyyâmü’s-Sultan Mahmud” ve daha pek çok eseri vardır.

Birûnî, Kabil şehrinde yaptığı çalışmalar sırasında dünyanın ve gezegenlerin meyilleri dışında, güneşin hareketlerini, yarıçapını, sıcaklığını vs. hesaplamıştır. Birûnî, güneşin ekliptiğinin meylini 995 senesinde 23o 27ı derece ölçmüştür. Bu tahmin günümüzdekiyle neredeyse aynıdır. (Kurnaz, Levent, Astronomi, Aba Yayınevi, İstanbul-2018, s,28-29.) Yine başka bir eserinde dünyanın yarıçapını hesaplamıştır. O bu hesaplama ile Newton ve Picard’dan yedi asır önce onlarla aynı hesaplamayı yapmıştır. Birûnî, yerkürenin başlangıçta sıvı oluğunu kabul etmektedir. Onun daha önceleri ortaya attığı dünyanın dönme fikri, daha sonra yerini göklerin döndüğü fikrine bırakmıştır. Birûnî, 16. yüzyılda ünlü astronom Tycho Brahe tarafından da kullanılan Verniye İlkesi’nin temellerini atmıştır. Buna göre gökyüzünün incelendiği gözlem aletlerinin boyutlarını büyütmek yerine, açı büyüklüklerinin okunduğu cetvellerin çapraz çizgilerle bölümlere ayrılması fikrini geliştirmiştir. (Unat, Yavuz, İlkçağlardan Günümüze Astronomi Tarihi, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara-2001, s.98) Birûnî, coğrafya alanında da çok önemli çalışmalar yapmıştır. O kendi döneminin en önemli coğrafyacılarından biridir. Coğrafya merakı tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Birûnî, Batlamyus ve diğer İslam coğrafyacılarının memâlik ve mesâlik tarzı kitaplarını ile mukayese ederek ve kendi çalışmaları sonucunda büyük bir coğrafya kitabı hazırlamaya başlamıştır. Bu kitapta çapı 6,8 m kadar büyük bir yarım küre yaparak, coğrafi mevkilerin enlem ve boylamlarını bu haritanın üzerine yazmıştır. Ne yazık ki bu eseri ziyan olmuştur.

Birûnî, Türklerin Müslüman olmasının İslam dünyası açısından çok önemli bir gelişme olduğunu vurgulamış, bu sayede İslam medeniyetinin çok geniş sahalara yayılacağını söylemiştir. İlmî eserlerinde ayet ve hadislerden bahsetmesi, onun Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’e (s.a.s.) olan bağlılığını gösterir. İbadet hususunda çok titiz davranmış, temizliği her fırsatta methetmiştir. Birûnî, bilimsel çalışmaları yaparken Allah’ın (c.c.) rızasını gözettiğini bildirmiş ve bundan dolayı çok mutlu olduğunu anlatmıştır.