Makale

YAZ GÜZELLEMESİ

YAZ GÜZELLEMESİ

Fatma Nur Ünlü Sürer

Güneş, sicim gibi ziyasını iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Bahar tohumları, suyu toprağın damarlarında şifa niyetine saklıyordu. Biliyordu ki dalların bağrında mahfuz tohumlar, uzun günlere gebe bir mevsimin de habercisiydi. Loş, bun, ıslak günlerin ardından kışın gizlediği tomurcuklar baharla boyanıp meyveye durunca yeşile bürünmeye heveskâr bir mevsim belirdi ardı sıra. Yeşilin döngüsünde biraz sarı biraz mavi renkleriyle göründü yaz.
Senenin düzenli, planlı rutin işlerinden sonra mevsim girizgâhında yapılan planlar umutla beslenir. Çocuklar için tatilin habercisi olur ve kendini bilhassa da okulun son günü hissettirir. Tatil olunca çocuklar karnelerini bir takdir nişanesi olarak alıp sevinçle koşup büyüklerine onaylatınca resmî olarak başlar uzun bir tatil. Fakat bir de bayram arifeleri vardır, içinde emsalsiz kavuşmaları saklar. Hiç geri dönülmeyecek uzun yolculuklara çıkılıyormuş hissi veren dolu valizler, çocukların sevdiklerine kavuşma heyecanına şahit olur birer birer. Yolun sonunda bekleyenler de en az çocuklar kadar heyecanla, umutla gözlerler yolları. Gözleri hasretle bekleşen nineler, dedeler, akrabalar… Yollar su olur, kimi yerde kıvrılır kimi yerde serapla buğulanır uzar gider, nihayetinde biter ve yaz sıcağı sevginin sıcağına katışır. Yaz sonuna istiflenecek anılara vesika olur kavuşmalar. Sohbetler katmerlenir. Bahçelerde bir yaz terennümü başlar. Yaz çiçeklerinin kokuları semaverin buharından süzülür, ciğerlere dolar. Cıvıldaşan çocukların ikindi vakitlerinde ulu orta yayılan şen şakrak sesleri, kızarmaya yüz tutan göğün bulutlarına dek ulaşır. Akşamsefaları bir kutlu nara ile açılır. Sabahın topladığı tüm hararet, akşam ezanından dağılan yel ile yerini tatlı bir serinliğe bırakır. Yüzlere yayılan abdest ferahlığı ile yaz sıcağına mukavemet gösteren insan, namazla niyaz eder. Dualar karışır yaz akşamlarının ılık göğsüne. Kahveler, çaylar, nevaleler eşliğinde edilen sohbetler daha da değerli kılar yaz gecelerini. Oyunla yorulan çocukların kesilen takatleri, ninelerinin dizlerinde son bulur; kendilerini bitmeyecek hissi veren derin, tatlı bir uykuya bırakırlar. Sabahın fecrinden yayılan taze şebnemlerle gün uyanır. Dirilen çiy taneleri oynaşır türlü nebatatta. Bahçelerde uçuşan sabah serinliğinin diriminde açar çiçeklerin goncası. İlkin tarhlardan yükselen bahçe süsleri aydınlanır. Mevsimin hükmünü icra eden bir cümbüşle beklerler kapı önlerini. Balkonlardan taşan petunyalar, cama dayanmış küpeliler, çitlerden taşan ortancalar, çocukların ellerinde bir açılıp bir kapanan aslanağızları, özünden ikramda kusur etmeyen aynısefalar, kokusundan cesaretle köpüren asma güller, hanımelleri, zambaklar…
“Bülbül ne yatarsın yaz bahar oldu
Çağrışıp ötmenin zamanı geldi
Serviler yeşerdi çiçekler doldu
Cana can katmanın zamanı geldi”
Bülbüle seslenen Gevherî’nin satırlarındaki neşeye, coşkuya ortak ederler bizi. Bir renk cümbüşüyle güneşin sunturlu sıcağını henüz devralmayan sabahın seheri taşar omuzlarımızdan. Kavaklarda asude bir hışırtı, çalı bülbülünün ötüşüne karışır. Az sonra çiy damlacıkları havaya karışır, bir yaz serencamı devir daim eder. İrili ufaklı meyve ağaçları güneşe açar kollarını. Türlü meyveler saçılır ortalığa. Cennet nimetlerine işaret eden ayetin dünyadaki misallerini ortaya koyarcasına hizmet eder insanoğluna.
Yaz mevsimi, insan için pek çok imkân ve fırsatın değerlendirilmesine yönelik bereketli kapıları açmaya vasıtadır. Yaz mevsiminin başlamasıyla insanlar uzun ve bereketli yaz günleriyle farklı yerler, kültürler, insanlarla tanışıp sosyalleşme ve yeni şeyler öğrenme imkânını elde etmiş olurlar. Tüm sene boyu okunmak üzere imlenmiş kitaplarla buluşmak elbette bu sakin tenha günlerde, öğrenme temelli bir hazzı da beraberinde getirir. Merak duygusu, doğaya, insana, kitaplara eşyaya karşı hassasiyeti hissettirmesi bakımından tabii bir neticeyi de belirgin kılar. Kendimizle baş başa kaldığımız, hızla akan zamana dur diyebildiğimiz vakitlerin telaşsız akışı düşüncelerimizi sağaltır. Kılavuz olur bize. Öyle ki özümüze dönerek sılayırahmin tesirlerini gözlemlediğimiz bu vakitlerin bizdeki karşılığı, değerli anılar olarak yer bulması olur. Bir çocuğun gözünde büyüyen ışıltı da bu anlama matuftur. Bu sebeple yazlar, neşeden neşet eder. O neşe ile yaz günleri bazen bir denizin mavisinde bazen çiçeklerin marifetinde, ağaçların, güneşin gölgesinde sonbahara dek uzar, gider.