Makale

Seher Yelleri

Seher Yelleri

Bekir Sağlam

Ramazan-ı şerif tatlı bir iklimdi. Mümin gönüllerde seher yelleri estirirdi. Ramazan-ı şerif nurdan bir derya ile gelir; ümmetin pörsüyen, yabancılaşan gönüllerine Hızır gibi yetişirdi. Savrulan, sendeleyen insanları tekrar kendine getiriyor, yörüngesine oturtuyordu. Oruç, rızıktı. Oruç, kalplere inşirahtı. Oruç, nefsin zincirlerini kırmaktı. Gönüllere bir enginlikti. Ramazan-ı şerif ayında, oruç ikliminde ümmet-i Muhammed’in coğrafyasında İslam vatanında tesbihat başlıyordu. Oruç; ruhlara, bedenlere, damarlarda dolaşan kana nüfuz ediyordu. Oruçlu müminler Rahman-ı Rahim’i tesbih ediyordu. Gökyüzünde ve yeryüzünde bütün varlıklar da kendi lisanlarıyla Rabb-i Rahim’i tesbih ediyordu.
Kâinat bir zikir meclisiydi. Müminler, oruç iklimine girdikleri zamanlarda kâinatın zikrini belli boyutlarda terennüm ederlerdi. Ve kalbî duyarlılıkları yüksek olan müminler, kâinatın zikrine katılırlardı. Evrenin bir şarkısı vardı. Kâinatın şarkısı Rahman-ı Rahim’i tesbihti, zikirdi. Müminler; bu zikrin, bu tesbihatın sesini bazı varlıklarda duyarlardı. Okyanusların, denizlerin dalgalar hâlinde coşması vardı. İnsanı hayretlere düşüren zikri vardı. Rüzgâr kabına sığmazdı. Fırtınalara, kasırgalara dönüşür, kendilerini dağların bağrına vururdu. Denizlere, okyanuslara vururdu. Yerlere, göklere vururdu. Sanki bir meczup gibiydi; savruldukça savrulurdu. Sakin sakin, ince ince yeryüzüne inerdi yağmur. Hafif hafif sesi duyulurdu. Bir ahenk içinde zikri vardı. Bazen cezbeye kapılırdı. Sesi, insanı hayretlere düşürürdü.
Bir de karların tesbihatı vardı. Kelebeklerden daha zarif yeryüzüne inişi vardı. İnsanın üzerine konuşu vardı. Ya ağaçların rüzgârlarla buluşmasıyla ortaya koydukları zikirleri… Yapraklarının çırpınışı vardı. Rüzgârla birlikte seslenişi vardı. Kalplere olduğu gibi nüfuz edişi vardı. Kalpleri ürperten nağmeleri vardı.
Seherlerde öten bülbüller vardı. İnsanın kalbini delip geçen nağmeleri vardı. Yanık yanık seslenişleri vardı. Davudî sesleriyle kalplere aşk ateşini düşürmeleri vardı. Hasreti, özlemi dile getirişleri vardı. Bir de yeryüzünde yanardağların feryatları vardı. İçin için yanışları, sonra kabına sığmayışları ve infilak edişleri vardı. Kâinatın bir şarkısı vardı. Bütün varlıklar kendi lisanlarıyla bir koro oluşturuyorlardı. Müminler oruç ikliminde kâinatın zikrine katılırlardı.