Makale

GEZEGENİN ÇATILARI

akliyat

Kağan Yaman

GEZEGENİN ÇATILARI

Uzay… Birçok galaksi, sayısız yıldız ve gezegen… İnsanlığın merakını her zaman cezbeden kocaman bir boşluk. Teknolojinin gelişimi, uzayı tanımamızı daha da kolaylaştırdı. Uzaya ait keşifler hızla artıyor. Bu keşiflerin sonuncusu ise “Event Horizon/Olay Ufku” projesi kapsamında bir kara deliğin ilk kez fotoğraflanması oldu.
Peki, nedir kara delik? En basit ifadeyle çok kuvvetli bir çekim gücüne sahip kozmik bir cisim olarak adlandırabiliriz. Bu çekim gücü öylesine büyüktür ki ışık dahi bu kuvvetten kaçamaz ve kırılarak/bükülerek bu deliğe hapsolur.
Kara deliklerle ilgili birkaç hipotez şu şekilde:
- Kara delikler üç boyutlu değildir.
- Kara deliklerin sıfır hacimli oldukları kabul edilmektedir.
- Kara deliklerin içinde zamanın bilinenden daha yavaş aktığı ya da hiç akmadığı tahmin edilmektedir.
- Kara delikler âdeta bir gölge gibidir. Varlıkları mevcuttur ama doğrudan gözlemlenemezler.

Kara Delik Fotoğrafı


Bu fotoğraf,
tabiri caizse “görünmeyeni görmek” isimli çalışmanın bir mahsulü. Kara deliklerin inanılmaz bir çekim gücüne sahip olduğunu söylemiştik. Bu da olay ufku denilen bir sınırı meydana getiriyor ve olay ufkunda ışık bükülerek parlak bir çember hâlini alıyor.
Fotoğrafın çekimi oldukça zor ve çetrefilli olmuş. Gezegenimizden yaklaşık olarak 53 milyon ışık yılı uzaktaki Başak takımyıldızında yer alan M87 Galaksisi’nin merkezindeki süper kütleli kara deliğin fotoğrafını çekmek için dünyanın farklı bölgelerinde yer alan 13 teleskop kullanıldı. Bu teleskopların on gün boyunca aralıksız olarak yaptığı çekimler birleştirildi ve ortaya bu görüntü çıktı.
Fotoğrafın zorluğunu şu örnekle anlatalım: Evinizden dünyanın öbür ucunda yani Avustralya’da yer alan bir ağacın dalındaki zeytin tanesinin fotoğrafını çekmeye çalışmak…
Kara deliklere ait bilinen ilk fikir, Albert Einstein’a aittir. Einstein’ın meşhur “Genel Görelilik Kuramı” ile o zamana dek fantastik bir cisim olarak adlandırılan kara delikler somut bir hâl almıştır.
“Kara delik” ifadesi ise ilk kez 1960’lı yıllarda Amerikalı fizikçi John Wheeler tarafından kullanılmıştır.
Kara Deliğin çekim gücünü “kumaş üzerindeki top” örneği ile açıklamak mümkündür. Düz ve gergin bir kumaşın üzerine bir top koyduğunuzu farz edin, kumaş içe doğru bükülecek ve üzerindeki diğer nesneler topa doğru hareket edeceklerdir.


Yüzen Şehirler: Küresel ısınma, gezegenimizin en önemli problemlerinden biri. Uzmanlar, yakın bir gelecekte pek çok şehrin sular altında kalabileceğini belirtiyor. Geçtiğimiz günlerde BM’ye sunulan “Yüzen Şehirler” projesi ise bu tehlikenin meydana getireceği olumsuzlukları gidermeyi amaçlıyor. Proje, BM düzeyinde kabul görmesi bakımından benzer fikirlerin oldukça ötesinde…
Kayıp Uydu: “Uzay Çöpü” tabiri sözlüklerimize yeni girmiş olsa da tehlikesi tahmin ettiğimizden çok daha fazla. “Intelsat” isimli bir uydu şirketine ait “Intelsat29a” isimli uydu ile geçtiğimiz günlerde iletişim kesildi ve uydu, dünya yörüngesinde başıboş bir şekilde sürüklenmeye başladı. Uydunun dünyaya düşmesi, başka bir uyduya çarpması ya da zincirleme bir uydu kazasına yol açması olası tehlikelerden sadece birkaçı...

Yaz Tatili ve Teknoloji Bağımlılığı
Okullar kapanıyor ve yaz tatili başlıyor. Aman dikkat, çocuklarımız tatilde teknoloji bağımlısı olmasın. Uzmanlar teknoloji bağımlılığının diğer bağımlılık türleri gibi hem fiziksel hem de zihinsel pek çok yıkıcı etkisinden söz ediyor. Özellikle uzun süreli hareketsizlik vücudu gereğinden fazla zorluyor, kalıcı rahatsızlıklara hatta ölüme bile yol açabiliyor. Çocuklar zaten yıl boyu okulda dört duvar arasında. En azından akşamları onlarla dışarı çıksak, hiçbir şey yapamıyorsak bile küçük yürüyüşler düzenlesek fena olmaz mı?