Makale

BİR BAYRAM SABAHI

BİR BAYRAM SABAHI

Müzeyyen Yazıcı

Yıllar önce, çocuklar daha küçükken, hepsi yuvasında henüz kanatlarını açmamış birer kuşken, evimiz neşenin, cıvıl cıvıl çocuk seslerinin dolup taştığı bir mutluluk membaıydı. Üç güzel evlat nasip etmişti kadir Mevlam bize. Büyük oğlanın hemen ardından ilk kızım da hanemizi şenlendirmişti. Onlar el ele büyürken de üçüncü evladımız, tekne kazıntımız, yıllar geçse de hep küçük kalanımız gelmişti ansızın. Üstelik ailemiz bu kadarla da sınırlı değildi. Eşim evin büyük oğluydu. Kardeşleri Erzurum’dan büyük şehre geldiklerinde ilk bizim kapımızı çalar, koca şehirde iş tutup ev bark sahibi oluncaya kadar onlar da misafirimiz olurdu.
Kalabalık bir aileden gelmiştim, insanın insana değdiği, bir derdi varsa hemen sardığı bir aileden… Eşimle kurduğum yuva da tez zamanda şen şakrak, kalabalık ve mutlu bir aileye dönüşmüştü. Hele ramazan akşamları. Amcalar, yengeler, kuzenler… Hep birlikte kurulup kaldırılan iftar sofraları. Bir de bayram sabahları vardı ki her biri eşsiz birer hatıra. Kayınpeder rahmetli olunca büyük bayram sofraları hep bizde kuruldu. Fakat zaman hep böyle akmadı hanemizde. Amcalar yengeler kocadı, çoluk çocuk evlenip ele karıştı. Torunların müjdesi ardı ardına geldi. Evet, daha da kalabalıklaştık ama yalnızlaştık da. Kimi kendi evladının peşinde pervane oldu, kimi maişet gailesiyle göçünü toplayıp başka şehrin yolunu tuttu. Geniş ailemiz ilmek ilmek söküldü. Benim mütevazı hanem de aldı payını bu sökünden. Büyük kızım İstanbul’a yerleşti. Küçük ta Ağrı’da öğretmen. Oğlan polisliği kazandı, Eskişehir’de. Ben Ankara’da bir başına. Sabah İstanbul’dan bir telefon. Damat bayram günü çalışıyormuş. Ancak ikinci güne gelebilirlermiş, utana sıkıla anlattı bizimki. Ufaklık desen gebe, zaten o hâliyle düşemez yollara, doktor ilk aylar yolculuk yasak demiş. Oğlana izin verirler diye düşünmüştüm ama o da hakkını Kurban Bayramı için kullanacakmış, bu bayram izin almadım anacım, kusura bakma, deyiverdi.
Yarın bayram. Ne gelen var ne giden. Bir ben bir de bizim bey, Köroğlu ile Ayvaz… Hâlbuki arife gününden başlardı telaşımız. Şimdi ben bayram sofrasını kimin için kuracağım.
Bayramım Bayram Oldu
Ramazan sevincinin yanına ne de yakışır bayram coşkusu. Çocukluğumdan beri bayram sabahları, benim için o geniş ve mutlu ailenin bir araya gelme muştusudur. Babamızı namaza uğurlar ardından börekleri ısıtıp çayı demler, soframızı kurardık. Bilirdik ki çok geçmeden kapımız çalacak, amcalar, yengeler bir bir evimizi şenlendirecek. Kuzenler birbiri ile şakalaşacak, ev ağzına kadar sesle dolacak. Sonra büyükten küçüğe herkes birbiriyle bayramlaşacak. Büyük amcam babamı kutlayıp hemen yanına geçecek, ardından küçük amcam, annem gelecek. Herkes sıraya girecek. Kocaman bir halka, yüzler mütebessim, kalpler sevgi dolu…
Evlendik barklandık ama bayram sabahlarımızın tadı değişmedi. İstanbul’a yerleşmemizin ardından o muhabbetli sofralar için her bayram yüksünmeden yollara düşmüşümdür. Evlatlarım da o tadı alsın, o güzelliği yaşasın istemişimdir. Fakat bu bayram bir hüzün doldu içime. İstanbul’da bir başımızayız bu bayramda. Ankara’ya gidemeyecek, anne babamızın bayramını ancak ahizelerin o mekanik sesiyle kutlayacağız.
Kardeşimle telefonlaştık geçen gün. Ona da doktor izin vermemiş, yolculuğa çıkamazsın demiş. Abimlere de seçenek sunmuşlar, iki bayramdan biri. O da ne yapsın, kurbanda bana çok daha iş düşer diye Kurban Bayramı’nı seçmiş. Ne olacak şimdi, dedim kendi kendime. Evimiz mahzun kalacak. Anneciğim bu bayrama evlatlarından ayrı girecek.
Arife günü gelince çocuklarda bir telaş başladı. Ankara’ya gitmiyor muyuz, diye sorup durdu ikisi de. Eşim, onun işi dolayısıyla bayramı İstanbul’da geçirecek olmamızdan sebep bize hissettirmese de için için üzülüyor, anlıyorum. Bu durumda iş bana düşüyor. Aklım annemlerde kalsa da kendimi toparlamalı ve onlara güzel bir bayram sevinci armağan etmeliyim. Kolları sıvadım. Bayram sabahı eşimi namaza uğurlar uğurlamaz kızları kaldırıp hazırladım, el birliği ile bayram soframızı kurduk. Sofradan kalkınca da tek tek bayramlaştık. Ufaklıklara bayram hediyelerini verdik. İstedik ki bu bayramı buruk hatırlamasınlar.
Sonra ilk iş büyüklerimizi aradık. Annem ağlamaktan konuşamadı. Önce evlatlarından hiç biri bayramda yanına gidemediği için sandım o gözyaşlarını. Meğer mutluluktanmış. Bizim kuzenler bizlerin bayramda gelemeyeceğini duyunca büyük amcaları ve büyük yengelerini yalnız koymamışlar. Ufak bir organizeyle bayram sabahı bizimkilerin kapısını çalmışlar. İçime nasıl su serpildi anlatamam, bayramım bayram oldu.