Makale

ŞİZOFRENİ

ŞİZOFRENİ

Hanife Uğur Kural
Klinik Psikolog

Şizofreni; kişinin düşüncelerinde, davranışlarında, gerçekliği algılamasında çarpıtmalara neden olan ve ilişkilerinin bozulmasına yol açan kronik bir beyin hastalığıdır. Şizofrenisi olan kişiler, belirtiler kontrol altına alınmadığında toplumda, işte ve okulda problemler yaşayabilirler.
Belirtileri nelerdir?
Şizofrenin yakınları, ilk olarak bazı şeylerin ters gittiğini fark eder fakat durumu tanımlamakta zorlanırlar. Kişi, gitgide içe kapanmaya, kişisel bakımını azaltmaya, günlük aktivitelerden uzaklaşmaya, motivasyonunu kaybetmeye ve garip davranışlar sergilemeye başlar. Tabii ki bu davranışları gösteren herkesin şizofren olduğunu söylemek doğru değildir, bir uzmanın durumu değerlendirmesi gereklidir.
Şizofreni belirtileri, pozitif ve negatif belirtiler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Pozitif belirtiler, normal zamanlarda kişide görülmeyen, tamamen hastalık nedeniyle ortaya çıkmış belirtilerdir. Halüsinasyonlar, delüzyonlar (sanrı), düşünce ve davranış bozuklukları pozitif belirtiler içinde değerlendirilir.
Halüsinasyon; gerçekte olmayan şeyler görmek, sesler işitmek, kokular duymak, ağızda tuhaf tatlar almak, bedeninde -kimse dokunmasa bile- temas hissetmek olarak tanımlanabilir. Kişi, bütün bunları zarar vermeye çalışan şeyler olarak algılayabilir. Duyduğu (gerçekte olmayan) sesler, kişiye emir verebilir, birine veya kendisine zarar vermesini söyleyebilir.
Delüzyon, gerçeğe dayanmayan garip düşünce ve inançlar olarak tanımlanabilir. Gerçeğe dayalı açıklamalar yapılsa bile kişi bu inançlardan vazgeçmez. Örneğin kendisinin şeytan veya tanrı olduğuna, başkalarının düşüncelerini duyabildiğine veya herkesin kendi düşüncelerini okuyabildiğine inanır.
Düşünce bozuklukları, daha çok mantıksız ve karmaşık düşüncelerle kendini gösterir. Bunlar da kişinin davranışlarına yansır ve davranış bozuklukları ortaya çıkar. Kişi, konuşurken konudan konuya atlayabilir, uygun olmayan ortamlarda uygun olmayan davranışlar sergileyebilir.
Negatif belirtiler ise belirli normal davranışların kişideki eksikliğini yansıtmaktadır. Düşük enerji; motivasyon eksikliği, yaşamdan zevk almama, aile, arkadaş ve ilgi duyulan şeylerden uzaklaşma; kendine bakımın azalması, duygu veya duygu ifadelerinde eksiklik; bir duruma uygun olmayan düşünce, duygu ve davranışlar (örn: bir şakaya gülmek yerine ağlamak); okulda, işte veya diğer sosyal ortamlarda problemler; ani duygu değişimleri negatif belirtilere örnektir.
Şizofreninin Nedenleri
Şizofreni, pek çok faktörün bir araya gelmesi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Ortaya çıkışında genetik ve biyolojik; hastalığın şiddetlenmesinde ise toplumsal, sosyal ve ailevi faktörler rol oynamaktadır.
Ailede şizofren bir üyenin varlığı, genetik yatkınlığı artırmaktadır. Beyin kimyasallarında (dopamin ve glutamat) meydana gelen dengesizlikler de şizofreninin ortaya çıkışında önemli rol oynamaktadır. Bazı virüsler ve uyuşturucu kullanımı da risk faktörleri arasındadır. Yas, boşanma, ev, iş veya ilişki kaybı, istismar (fiziksel, duygusal ve cinsel) gibi travmatik durumlar da genetik yatkınlığı olan kişiler için önemli risk faktörleridir. Bu travmatik durumlar aynı zamanda hastalığın kontrol altına alınmasını ve yatışmasını zorlaştırabilmektedir.
Şizofreninin ortaya çıkmasında pek çok faktör rol oynar. Bunların bazıları yatkınlığa yol açarken bazıları da tetikleyici faktörlerdir. Ayrıca şizofreninin yüksek veya düşük zekâ ile de hiçbir ilişkisi yoktur.
Tedavi yöntemleri
Şizofreninin günümüzdeki tedavisi, hastalığı tamamen geçirmeye değil, daha çok belirtileri kontrol altına almaya ve kişinin normal hayatına devam edebilmesine yöneliktir. Doğru ve etkili dozla tedavi sayesinde belirtiler önemli boyutta azalmakta ve kişi normal hayatına devam edebilmektedir. Doğru ve etkili doz ise denemelerle bulunmaktadır. Bu nedenle sürekli doktor kontrolünde olmak gereklidir. İlaca başlama veya ilacı bırakma, doktor önerisi ve onayıyla olmalıdır. İlacın yan etkisi olduğunda da bunun mutlaka doktora bildirilmesi ve durumla ilgili bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kontrolsüz ilaç kullanımı, şizofreni belirtilerini artırabilir.
Şizofrenide ilaç kullanımının yanı sıra psikoterapi ve psikososyal destek de hastaların günlük yaşamlarına devam edebilmelerinde önemli bir role sahiptir.
Psikoterapi; kişilerin, hastalığın sinyallerini tanımasına yardımcı olmaktadır. Düzenli olarak terapiye giden kişilerin hem genel tedavilerinin hem de işlevsellik düzeylerinin daha iyi düzeyde seyrettiği görülmektedir.
Beceri eğitimleri ve rehabilitasyon, paylaşım grupları, aile eğitimi; psikososyal destek yöntemleri arasındadır.
Beceri eğitimleri ve rehabilitasyon yönteminde hastalara kendi hastalıkları ile baş etme becerileri kazandırılır. Aynı zamanda hastalığın neden olduğu sosyal izolasyon, iletişim güçlüğü ve toplumsal damgalanma ile mücadele etme yolları öğretilir. Okula veya işe devam edebilme gibi becerilerin kazanılmasına yardımcı olunur.
Paylaşım grupları, hem hastaların hem de hasta yakınlarının ayrı ayrı olmak üzere bir araya geldiği ve hastalıkla baş etme, yaşanan duygular, karşılaşılan zorluklar hakkında konuşulan gruplardır. Bu gruplarda hasta ve yakınları, kendilerininkine benzer durumları görüp dinledikçe yalnız olmadıklarını hissederler. Aynı zamanda bu hastalıkla daha uzun zamandır baş eden hastalar, yeni tanı almış kişilerle deneyimlerini paylaşırlar.
Aile desteği, şizofreni tedavisinde oldukça önemlidir. Ailenin hastalık sinyallerini tanıyabilmesi ve hastalıkla daha sağlıklı şekillerde başa çıkabilmesi için aile eğitimleri gereklidir.

Şizofreni Türleri
Paranoid Tür: Daha çok düşünce içeriğinde bozukluklar görülür. Kişi birilerinden zarar, zulüm gördüğü ve birileri tarafından cezalandırıldığı ile ilgili yanlış inançlara sahiptir.
Hebefrenik Tür: Kişinin düşünceleri karışık ve tutarsızdır, bu da davranışlarına yansır. Bu nedenle davranışları dışarıdan bakıldığında uygunsuz, duygusuz ve bazen çocuksu görünür. Bazen, yemek yemek gibi çok basit günlük rutinler bile bu düzensiz davranışlar nedeniyle zorlaşır.
Katatonik Tür: En bariz belirti hareket alanındadır. Bu kişiler, fiziksel olarak donmuş gibidir. Bedenleri sert ve katıdır. Hareket etmek istemezler. Garip bir beden duruşunda da donup kalabilirler.
Kalıntı Tür: İsteksizlik, duygularda düzleşme, vurdumduymazlık gibi negatif belirtiler daha ön plandadır. Birkaç şizofreni atağından sonra ortaya çıkabilir. Halüsinasyon gibi pozitif belirtiler görülebilir ama tanı konduğu zamana göre oldukça azalmışlardır.
Belirtileri nelerdir?
Şizofrenin yakınları, ilk olarak bazı şeylerin ters gittiğini fark eder fakat durumu tanımlamakta zorlanırlar. Kişi, gitgide içe kapanmaya, kişisel bakımını azaltmaya, günlük aktivitelerden uzaklaşmaya, motivasyonunu kaybetmeye ve garip davranışlar sergilemeye başlar. Tabii ki bu davranışları gösteren herkesin şizofren olduğunu söylemek doğru değildir, bir uzmanın durumu değerlendirmesi gereklidir.
Şizofreni belirtileri, pozitif ve negatif belirtiler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Pozitif belirtiler, normal zamanlarda kişide görülmeyen, tamamen hastalık nedeniyle ortaya çıkmış belirtilerdir. Halüsinasyonlar, delüzyonlar (sanrı), düşünce ve davranış bozuklukları pozitif belirtiler içinde değerlendirilir.
Halüsinasyon; gerçekte olmayan şeyler görmek, sesler işitmek, kokular duymak, ağızda tuhaf tatlar almak, bedeninde -kimse dokunmasa bile- temas hissetmek olarak tanımlanabilir. Kişi, bütün bunları zarar vermeye çalışan şeyler olarak algılayabilir. Duyduğu (gerçekte olmayan) sesler, kişiye emir verebilir, birine veya kendisine zarar vermesini söyleyebilir.
Delüzyon, gerçeğe dayanmayan garip düşünce ve inançlar olarak tanımlanabilir. Gerçeğe dayalı açıklamalar yapılsa bile kişi bu inançlardan vazgeçmez. Örneğin kendisinin şeytan veya tanrı olduğuna, başkalarının düşüncelerini duyabildiğine veya herkesin kendi düşüncelerini okuyabildiğine inanır.
Düşünce bozuklukları, daha çok mantıksız ve karmaşık düşüncelerle kendini gösterir. Bunlar da kişinin davranışlarına yansır ve davranış bozuklukları ortaya çıkar. Kişi, konuşurken konudan konuya atlayabilir, uygun olmayan ortamlarda uygun olmayan davranışlar sergileyebilir.
Negatif belirtiler ise belirli normal davranışların kişideki eksikliğini yansıtmaktadır. Düşük enerji; motivasyon eksikliği, yaşamdan zevk almama, aile, arkadaş ve ilgi duyulan şeylerden uzaklaşma; kendine bakımın azalması, duygu veya duygu ifadelerinde eksiklik; bir duruma uygun olmayan düşünce, duygu ve davranışlar (örn: bir şakaya gülmek yerine ağlamak); okulda, işte veya diğer sosyal ortamlarda problemler; ani duygu değişimleri negatif belirtilere örnektir.
Şizofreninin Nedenleri
Şizofreni, pek çok faktörün bir araya gelmesi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Ortaya çıkışında genetik ve biyolojik; hastalığın şiddetlenmesinde ise toplumsal, sosyal ve ailevi faktörler rol oynamaktadır.
Ailede şizofren bir üyenin varlığı, genetik yatkınlığı artırmaktadır. Beyin kimyasallarında (dopamin ve glutamat) meydana gelen dengesizlikler de şizofreninin ortaya çıkışında önemli rol oynamaktadır. Bazı virüsler ve uyuşturucu kullanımı da risk faktörleri arasındadır. Yas, boşanma, ev, iş veya ilişki kaybı, istismar (fiziksel, duygusal ve cinsel) gibi travmatik durumlar da genetik yatkınlığı olan kişiler için önemli risk faktörleridir. Bu travmatik durumlar aynı zamanda hastalığın kontrol altına alınmasını ve yatışmasını zorlaştırabilmektedir.
Şizofreninin ortaya çıkmasında pek çok faktör rol oynar. Bunların bazıları yatkınlığa yol açarken bazıları da tetikleyici faktörlerdir. Ayrıca şizofreninin yüksek veya düşük zekâ ile de hiçbir ilişkisi yoktur.
Tedavi yöntemleri
Şizofreninin günümüzdeki tedavisi, hastalığı tamamen geçirmeye değil, daha çok belirtileri kontrol altına almaya ve kişinin normal hayatına devam edebilmesine yöneliktir. Doğru ve etkili dozla tedavi sayesinde belirtiler önemli boyutta azalmakta ve kişi normal hayatına devam edebilmektedir. Doğru ve etkili doz ise denemelerle bulunmaktadır. Bu nedenle sürekli doktor kontrolünde olmak gereklidir. İlaca başlama veya ilacı bırakma, doktor önerisi ve onayıyla olmalıdır. İlacın yan etkisi olduğunda da bunun mutlaka doktora bildirilmesi ve durumla ilgili bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kontrolsüz ilaç kullanımı, şizofreni belirtilerini artırabilir.
Şizofrenide ilaç kullanımının yanı sıra psikoterapi ve psikososyal destek de hastaların günlük yaşamlarına devam edebilmelerinde önemli bir role sahiptir.
Psikoterapi; kişilerin, hastalığın sinyallerini tanımasına yardımcı olmaktadır. Düzenli olarak terapiye giden kişilerin hem genel tedavilerinin hem de işlevsellik düzeylerinin daha iyi düzeyde seyrettiği görülmektedir.
Beceri eğitimleri ve rehabilitasyon, paylaşım grupları, aile eğitimi; psikososyal destek yöntemleri arasındadır.
Beceri eğitimleri ve rehabilitasyon yönteminde hastalara kendi hastalıkları ile baş etme becerileri kazandırılır. Aynı zamanda hastalığın neden olduğu sosyal izolasyon, iletişim güçlüğü ve toplumsal damgalanma ile mücadele etme yolları öğretilir. Okula veya işe devam edebilme gibi becerilerin kazanılmasına yardımcı olunur.
Paylaşım grupları, hem hastaların hem de hasta yakınlarının ayrı ayrı olmak üzere bir araya geldiği ve hastalıkla baş etme, yaşanan duygular, karşılaşılan zorluklar hakkında konuşulan gruplardır. Bu gruplarda hasta ve yakınları, kendilerininkine benzer durumları görüp dinledikçe yalnız olmadıklarını hissederler. Aynı zamanda bu hastalıkla daha uzun zamandır baş eden hastalar, yeni tanı almış kişilerle deneyimlerini paylaşırlar.
Aile desteği, şizofreni tedavisinde oldukça önemlidir. Ailenin hastalık sinyallerini tanıyabilmesi ve hastalıkla daha sağlıklı şekillerde başa çıkabilmesi için aile eğitimleri gereklidir.

Hasta ve Yakınlarına
Öneriler
Hastalığı öğrenin: Şizofreni, toplum içinde pek çok söylenti ile beraber anılan bir hastalıktır. Bunlara kulak asmadan önce hastalığı güvenilir kaynaklardan öğrenmeye çalışın.
Hastalıktan utanmayın: Şizofreni, pek çok kişiyi etkileyebilen, genetik ve biyolojik birçok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir beyin hastalığıdır. Ortaya çıkıp çıkmaması, kişinin bir şey yapıp yapmamasına bağlı değildir. Şeker, tansiyon gibi kronik ve kontrol altında tutulması gereken bir hastalıktır.
Tedaviye uyum gösterin: Şizofreni, kişinin normal hayatına devam edebilmesi için düzenli tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Bu tedavi aileyi de kapsar. İlaç ve psikoterapinin yanı sıra aile desteği, ailenin bilgilendirilmesi, ev içi ortamın, aile ilişkilerinin düzenlenmesi ve ailenin bu süreçte kişinin yanında olduğunu hissettirmesi gerekmektedir.
Sosyalleşin: Hem hastanın hem de yakınlarının sosyalleşmesi, tedavi sürecini olumlu yönde etkilemektedir. Spor yapmak, açık hava yürüyüşleri, piknik, sinema, tiyatro, yaratıcı faaliyetler bu anlamda katkı sağlayan aktivitelerdir.
Bir destek grubuna katılın: Tedavi, uzun bir süreç olduğu için hasta ve yakınları bazen yorgunluk, umutsuzluk yaşayabilirler. Böyle durumlarda destek grubundaki diğer kişilerin deneyimlerini paylaşması olumlu bir etki sağlar. Destek grupları, hastalara ve yakınlarına yalnız olmadıklarını hatırlatır.