Makale

Takdim/Evin Minik Göz Aydınlığı

Takdim
Evin Minik Göz Aydınlığı

Yüce Allah’ın yaratılmışların en şereflisi kıldığı, yeryüzünü inşa ve ihya ile görevlendirdiği insanın yaşam serüveni doğum ile başlar. Yeni doğan bir bebek, o masum hâliyle sadece ailesine değil bütün bir topluma umut olur, sevinç olur. Teninde taşıdığı cennet kokusuyla nimetlerin en güzelidir. Coşkuyla karşılanan, baş tacı edilen çocuk, aynı zamanda bir emanettir. Kendinden önce haberi gelen bu misafire daha anne karnında büyük ihtimam gösterilir. Evlerde tatlı bir telaş başlar. Asıl hazırlık ise kalplerdedir. Yaradan, önce bu tatlı misafirin sevgisini yerleştirmiştir kalplere. Ebeveynler, dünyaya gelmesine vesile oldukları bebeğin sağlıklı bir şekilde büyümesi için fiziksel ihtiyaçlarını karşıladıkları gibi onu Rabbi ile tanıştırmak ve ilahi vahiyle buluşturmaktan da mesuldürler.
Diyanet Aile Dergisi olarak yeni sayımızda penceremizi ailenin göz aydınlığı bebekler için açtık. Sema Bayar, her bebeğin, anne babası ve içinde yaşadığı toplum tarafından güzel bir şekilde karşılanmayı hak ettiğini dile getirdiği “Allah’ın Emaneti Ailenin Göz Bebeği” yazısında, değişen dünya ile birlikte artık bebeklere has bir sektör oluştuğuna da dikkat çekti. Bayar, bebeği güzel karşılama ve ona iyi imkânlar sunma telaşı arasında asıl sorumluluğun onu Allah’ın rızasına uygun olarak yetiştirmek olduğunun unutulmaması gerektiğini anlattı. Dr. Sema Çelem ise “Bir Ayet Bir Yorum” köşesinde “Onlar, ‘Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle’ diyenlerdir.” ayet-i kerimesinden yola çıktığı yazısında mutlu bir yuvada eş ve çocukların saadet vesilesi olduğuna değinirken onların aynı zamanda bir imtihan vesilesi olmasından hareketle çeşitli hususlara dikkat çekti.
Aile Dergisi Şubat sayısında da dopdolu. Bu ayki söyleşimizi “Kendimi bilmek için çizmeye başladım.” diyen çizer Hasan Aycın’la gerçekleştirdik. Kaan H. Süleymanoğlu, “Ahlak Birbirine Omuz Vermiş Tuğlalardan Oluşur” yazısında, kalbin hür toprağında mayalanmayan bir inancın, düşüncenin ve ahlakın, bedenin tutum ve davranışlarında sağlıklı bir şekilde tecelli etmesinin beklenemeyeceğini belirtti. Minyatür sanatçımız Gülçin Anmaç, kültür sanat sayfamızda, el yazma eserlerimize nakşedilen sanatlarımızı anlattı. Eyüp Demir, Cezayir katliamını sayfalarımıza taşıdı. Ömer Faruk Akpınar, sahabe köşesinde Zeyd b. Hârise’yi (r.a.) ağırladı.
Dergimizi, içeriğine değinemediğimiz daha pek çok yazı ve yazarlarımızla siz kıymetli okurlarımızın beğenisine sunuyor, keyifli okumalar diliyoruz.


Dr. Elif Arslan