Makale

Fotoğrafta Ayrı Duran

Fotoğrafta Ayrı Duran
Zeynep Demir
Cihan Aktaş, öykü kitabı Fotoğrafta Ayrı Duran’da mültecilik meselesini ele alır. Kitap, mültecilik olgusunu ete kemiğe büründürür ve okura on dört farklı pencere açar. Fakat bu on dört öykü birbirinin pek de uzağına düşmez, zira aralarına ince bir muvazene ipi gerilmiştir. Öyküler arasında sadece tematik bir bütünlük değil, aynı zamanda bir duygudaşlık da söz konusudur. Öyküden öyküye sıçrayan imgeler ile satır aralarında gezinen bir kız çocuğu çıkar karşımıza. Bir öyküde izi kaybolan, bir başka öyküde evlatlık edinilen bir kız çocuğu...
“Büyük şeyler sona erer, küçük şeyler baki kalır.” Tarkovski’nin Nostalgia filminde yer alan bu unutulmaz tirat, bir yandan insana küçük ayrıntılar üzerinden büyük meselelere nasıl yelken açıldığını gösterirken diğer yandan da kişiyi hayata bağlayan şeylerin küçük dokunuşlar olduğunun altını çizer. Aktaş da öykülerinde ayrıntılar üzerine evrensel insani meseleleri inşa eder. Birey üzerinden toplumsal sorunları irdeler.
Öykülerde kahramanlar hayatın içinden seçilir. Her biri, her an karşımıza çıkabilecek bizden, içimizden insanlardır. Kurgular gündelik yaşamın içinden yol alır. Aktaş, tanığı olduğu çağa öykü kişilerinin diliyle seslenir. Özellikle kadın kahramanlar üzerinden bir bilinç aşılamasına girişir. Kişiyi iç dünyasında yakalayıp dış dünyada harekete geçirmeyi hedefler. Açık uçlu bırakılarak bir sonuca bağlanmayan öyküler okurda bir sınanma duygusu uyandırır. Aktaş öykülerinin bu anlamda bir derdi vardır. Fotoğrafta Ayrı Duran’da duygu aktarımı düşünce aktarımına öncelenmiş, hem mültecilere hem de mülteciliğe tanıklık eden topluma ayna tutulmuştur. Kişi bu aynada kendini, yaptıklarını ya da yapmadıklarını seyre davet edilir. Bu sebepledir ki Fotoğrafta Ayrı Duran vicdana tutulmuş bir aynadır.