Makale

Hz. Peaygamber Aşkı Birleştirir, Bütünleştirir

Hz. Peygamber Aşkı
Birleştirir, Bütünleştirir

Prof. Dr. Mustafa Kara • Uludağ Ü. İlahiyat Fakültesi

Çok seven ve çok sevilen anlamına gelen Vedûd isminin (Hûd, 90: Burûc, 14) kâinata yansımasından aşk ateşi meydana gelmiştir. Bu aşk ateşini ademoğullarının gönüllerine aktaranlar ise peygamberlerdir. Allah aşkına ulaşabilmenin yolu, bu meşaleyi taşıyanlara doğru gitmek, onlarla buluşmak ve onları izlemektir. "De ki, eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin..." (Âl-i imran, 31)
Vedûd olan Allah "parıldayan kandil" olan peygamberleri izleyenlere özel imkânlar sunmuş, onları raûf ve rahîm hâleleriyle kuşatmıştır. "... Meryem oğlu İsa’ya sadık bir şekilde uyanların kalplerine şefkat ve merhamet (re’fet ve rahmet) yerleştirdik ..." (Hadid, 27) Aynı ism-i şeriflerin son Peygamber de tecellisini Tevbe suresinin 128. ayetinden öğreniyoruz: “Size kendi içinizden bir elçi gelmiştir. Sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. Size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
Bize düşkün olan, bizi aşkların en ulvî ve İlâhîsiyle tanıştıran bir “in- san"a aşık olmamak mümkün müdür? Bizi aşkın sonsuz nimetleriyle buluşturan bir “elçi”ye hayran olmamak kâbil midir?
Evet, Allah’a aşık olmanın yolu ondan geçmektedir: "Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiştir ..(Nisa, 80)
Onun ifadesiyle "imanın tadını tatmak", mümin olmanın derin huzurunu duymak, aşık olmanın zenginliğini yaşamak için Allah’ın Habibi üç maddeli bir program sunmaktadır. Bu üç esasın ikisi doğrudan, biri de dolaylı olarak sevgi ile ilgilidir: Allah ve Rasulünü her şeyden daha çok sevmek, sevdiğini sadece Allah için sevmek, tekrar inkâr hayatına dönmekten endişe etmek (Buharî, iman, 9)
Allah’ın sevgili Peygamberi, sevmek ve sevilmenin yani muhabbetin yollarını farklı üslûplarda bize talim etmeye devam ediyor: "İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız...’’ (Müslim, İman, 94)
Peki, birbirimizi nasıl seveceğiz? Aramızdaki sevgi bağları nasıl kurulacak ve kuvvetlenecek? Bunun da kolay ve bereketli bir başlangıç noktası var: Selâmlaşmak. Bu konu üzerinde düşünenler Ahzab suresinin 33. ayetini tekrar tekrar okumalıdırlar. “Allah ve melekleri Peygambere salât ve selâm ederler...’’ Essalâtu vesselâmu aleyke ya Rasulallah ... Essalâtu vesselâmü aleyke ya habiballah, Esselatu vesselâmü aleyke ya seyyide’l evveline ve’l-âhirin...
Gönül hastalıklarımızın devâsı, Allah Teâlâ’nın salât ve selâm ettiği bir Peygambere ve sevdiklerine gönülden ve bütün varlığımızla selâm verebilmektedir: Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muham- med.
Onu sevmeliyiz. Onu sevenleri sevmeliyiz. Onu sevmeliyiz. Onun sevdiklerini sevmeliyiz.