Makale

Hz. Peygamber Ve Gençlik

Hz. Peygamber Ve Gençlik

Abdurrahman Akbaş • Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

İnsanın bir devresi vardır ki onda uzun bir hayatın saadet veya sefaleti gizlidir. Kıvrım kıvrım bütün bir gelecek, o devrede amaçtır, niyettir ve enerjidir. Saadet hülyaları bu potansiyelle gerçekleştirilir, ebediyetler bunun üzerine kurulur ve bütün olgunluklar bu sayede gelişir.
Tarih, o devrenin dinamik hâle gelmesinden hasıl olan yapılışlar ve yıkılışlarla doludur. Hangi nebî ve velî vardır ki, o dönemin yüzünün akı, gülü, çiçeği olmasın ve hangi zorba vardır ki, kaprislerini, dikenleştirdiği o güllerle gerçekleştirmiş bulunmasın.
Evet bu devre gençlik devresidir.
Gençlik, bulunmaz bir nimet, önemli bir güç, istikbâli kendilerine teslim edeceğimiz yarınımızdır. Bir millet gençlerinden iyi yolda yararlanabilirse, gençlik iyiye, güzele yönlendirilebilirse, hem o millet için ve hem de insanlık için sonsuz yarar vardır. Ancak gençlik ihmâle uğrarsa, hem o toplum ve hem de gençliğin kendisi, ülke için bir endişe ve üzüntü kaynağı hâline gelir. Dolayısıyla yeni yetişen nesiller ruh ve bedence sağlıklı, güçlü ve dinamik bir kişilik geliştirdikleri ölçüde toplum da güç ve kuvvet kazanacaktır. Ayrıca, gençlerin eğitimine ve öğretimine, çağın gelişen şartlarını da göz önünde bulundurarak önem veren milletler, daima yükselmişler ve dünyada söz sahibi olmuşlardır.
İslâm dini aynı zamanda bir eğitim sistemi olup, insanlar arası ilişkilerin temel esaslarını bildiren bir değerler ve davranışlar düzenidir. Bu konularda da en güzel örnek ve model, şüphesiz sevgili Peygamberimizdir. Bir Peygamber olduğu kadar, bir eğitimci, olgun ve örnek insan olarak, onun gençlere yaklaşımını, onlarla olan ilişkilerini doğru bir şekilde öğrenip, bunların arka planında yatan davranış prensiplerini kavradığımız ölçüde, gençlerimize bunları yansıtma imkânı buluruz.
Yüce İslam davasını öncelikle gençler omuzlamıştı, pek azı müstesna Allah Resûlü’nün etrafındaki hep gençlerden ibaretti.
Rahmet Peygamberi Efendimiz (s.a.s.), Islâm’ı tebliğinde, toplumun yeniliğe açık, idealist ve enerjik kesimini oluşturan gençlerden büyük ölçüde destek almıştır. O, tebliğe başladığı ilk andan itibaren kadın - erkek, genç-ihtiyar, zengin-fakir, hür-köle ayırımı yapmaksızın tüm insanları Islâm’a davet etmiştir. Nitekim ilk Müslümanlar incelendiğinde içlerinde toplumun her kesiminden fertlerin yer aldığı görülmektedir. Ancak, bu fertler arasında gençlerin çoğunlukta olduğu bilinmektedir.
Mekke’nin nüfuzlu ve refah içinde yaşayan ailelerine mensup gençler, İslâm’a; yaşlılar, köleler, fakirler, kimsesiz ve zayıf kimselerin duydukları sempati ve ilgiden daha fazla alâka göstermişlerdir. İslâm’ı yayma konusunda Hz. Peygambere asıl destek ve yardımcı olanlar, bu idealist gençlerdir.
Sevgili Peygamberimiz de İslâm toplumunun şekillenmesinde, İslâmî değerlerin yaşanmasında ve yayılmasında gençlere büyük görevler vermiştir. İslâm’ın tebliğinde onların cesaret ve enerjilerini harekete geçirmiş, her şeyden önce gençlerin kendine güvenli, sağlam bir kişilik geliştirmelerine imkân sağlamıştır. Nitekim gençleri çoğunluğu yaşlı sahâbîlerden oluşan ordulara komutan tayin etmiştir. Çoğu savaşlarda sancağı bizzat kendisi gençlere vermiştir. Meselâ Tebük seferinde sancağı 20 yaşındaki Zeyd b. Sâbit’e, Bedir’de 21-22 yaşlarındaki Hz. Ali’ye, vermiştir.
18 yaşlarında olan Üsâme b. Zeyd’i, Suriye’ye göndermek üzere hazırladığı orduya komutan tayin etmiştir.
Hz. Peygamber, gençlerin ilim alanında yetişmesine büyük önem vermiş, vahiy katiplerini genellikle gençler arasından seçmiştir. İslâm’a davet mektuplarını da gençlere yazdırmıştır. Bazı gençleri de, Süryanice ve İbranice gibi, o gün için çok ihtiyaç duyulan yabancı dilleri öğrenmeye teşvik etmiştir. (Bk. Hayati Hökelekli, "Hz. Peygamberin Çocuk ve Gençlere Yaklaşımı", Muhammed (s.a.s.) ve Gençlik Kutlu Doğum Haftası: 1992, Ankara 1995, TDV Yayını, s. 52; İbrahim Sarıçam, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, DİB Yayınları, Ankara 2003, s. 340-341)
Hz. Peygamber, gençlerin, dinin en iyi gençlikte yaşanacağının bilincinde olmalarına işaret ederek; kıyamet gününde arşın gölgesinde mutlu olacaklar arasında, gönlü Allah’a bağlı, severek Allah’a İbadet eden gençleri de saymıştır. (Bk. Buharî, Ezan, 36; İbrahim Sarıçam, Hz. Peygamberin Çağımıza Mesajları, TDV Yayını, Ankara, 2000, s. 77-83) & 53 â
Gençlik, Allah’a şükrü gerektiren ve Allah tarafından insana bahşedilen çok önemli bir nimet- ^ tir. Bu nimetin nasıl ve ne uğurda harcandığı konusunda herkesin sorguya çekileceğini Hz. Peygamber şu hadislerinde haber vermiştir: "İnsanoğlu kıyamet gününde şunlardan sorulmadıkça ayağını yerinden kımıldatamaz: Ömrünü nerede tükettiği, gençliğini hangi yolda harcadığı..." (Tirmizi, Kıyamet, 1)
Bütün insanlığın muallimi, öğretmeni olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), gençlerle muhatap olurken, onları en iyi tanıdığını, fıtratlarını ve psikolojik yapılarını en iyi bildiğini göstermiş, ihtiyarlıktan önce gençliğin kıymetinin bilinmesini (Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, i, 166-167) istemiştir. Gençlere öylesine şefkatli, öylesine candan ve sevgiyle dolu bir yürekle davranmıştır ki, onlar etrafında pervane olmuş, ona can ü gönülden bağlanmışlardır.
Bütün bu örnekler, Peygamberimizin gençlere nasıl davrandığını, dolayısıyla da bizim nasıl davranmamız gerektiğini ortaya koymaktadır. Bize düşen; geleceğimizin teminatı olan gençlerimize sahip çıkmak, onları her türlü zararlı alışkanlıklardan korumak, onları iyi yetiştirmek ve onlara iyi bir gelecek hazırlamaktır.