Makale

Hz. Peygamberin Ailenin Bireylerine Karşı Sevgisi

Hz. Peygamberin
Ailenin Bireylerine
Karşı Sevgisi

Şükrü Özbuğday • Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

Bir dost ve bir baba olarak yaratılışın en ince duygularıyla bezenmiş olan Hz. Peygamber, aile bireylerine nasıl davranması gerektiğini emir ve tavsiyeleri ile açıkladığı gibi, bizzat kendi uygulamaları ile de ortaya koymuştur. Onun; iman ahlâk ve aile fertlerine yumuşak davranılma arasında kurduğu bağlantıyı dile getiren şu söz çok anlamlıdır. "Mü’minlerin imanca en mükemmel olanı, ahlâkça en güzel olanı ve aile fertlerine yumuşak davrananıdır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, vı/47) Hz. Peygamber, bütün insan soyuna, küçüklere ve büyüklere karşı şefkat ve merhamet doluydu. Onun sevgisi, sadece aile içindeki anne, baba, eş ve çocuklar gibi birinci dereceden yakın akrabalarla sınırlı olmayıp, diğer aile bireylerini ve yakınlarını da kapsayacak kadar genişti.
Oğlu İbrahim’in doğum haberini kendisine getiren Ebû Râfî’e hediye vermiş; İbrahim’in annesi Mâriye’yi de azat etmiştir. (Ibn-i Sa’d, et-Tabakât’ül-Kübrâ, Beyrut 1985, I, 135-136) Süt annesine bir hurmalık tahsis etmiştir. Sık sık süt annesinin yanına onu görmek için gitmiştir.
Hz. Peygamber çocuklarına olduğu gibi, yanında, kendi himayesinde büyüyenlere, meselâ Ali b.Ebi Talib’e, Zeyd b.Hârise’ye son derece şefkatli davranmıştır. Amcası Ebû Ta- lib’in yükünü hafifletmek üzere beş yaşında iken yanına aldığı Hz. Ali, babası Mekke’de olduğu hâlde Hz. Peygamberin yanında büyümüş ve ömrü boyunca onun yanından ayrılmamıştır. Aynı şekilde Zeyd b.Hârise de, Peygamberimizin ailesi içinde büyümüştür. Hz.Hatice, köle olan Zeyd’i, Hz. Peygamber’e hediye etmiş; Hz. Peygamber de onu azat etmişti. Zeyd’in babası oğlunu araya araya Mekke’de bulmuş; Hz. Peygamber, onu, kendi yanında kalmak veya babası ile birlikte gitmek konusunda serbest bırakmıştı. Zeyd ise, Hz. Peygamberi babasına tercih etmiştir. Bu da Hz. Peygamberin ona karşı hareketleri, davranış ve muamelesinin, gerçek bir babanın davranışından farksız olduğunu göstermektedir.
O, eşinin ve diğer aile bireylerinin yakınlarına da ilgi gösterirdi. Hz.Ha- tice’nin bir arkadaşı yanına geldiğinde; ona iltifatta bulunmuştur. Her koyun kesişinde, Hz. Hatice’nin arkadaşlarına et gönderdiği rivayet edilir. (Tirmizi, ıv,369) Ev halkından sayılan Enes b.Mâlik’in annesi ve büyükannesi ile de ilgilenmiştir.
Özellikle anne ve babalara iyi davranmanın ve ihtiyaçlarını gidermenin en kutsal görevler arasında olduğunu ısrarla belirtmiştir. O, küçük yaşlarda iken annesini kaybetmişti; bu sebeple onu daima hasretle anardı. Sütannesi Halime’ye özel yer gösterip oturtarak saygıda kusur etmediği gibi, maddî ihtiyaçlarını da karşılamıştır. Yine bunun gibi, kendisine süt emziren Süreybe ile, ölünceye kadar ilgilenmiş, daima, mektup, selâm ve para göndererek gönlünü almıştır. Kendisine süt emzirdiği Ümmü Süleym ve Ümmü Haram’a da çok saygı göstermiş, süt kardeşi Şeyma ile yakînen ilgilenmiş; çocukluk yıllarının bir bölümünü evinde geçirdiği Ebû Talib’in eşi Fatma Ha- nım’a da "Anneciğim! Anneciğim!" diyerek yakın ilgi göstermiş, dadısı Ümmü Eymen’e de "Anneciğim" diye hitap etmiş ve onun için "bu benim ailemin bakıyyesidir" demiştir. Bütün bunlardan, Hz. Peygamberin annelere ve anne mevkiindeki hanımlara nezaket ve saygı ile davrandığı anlaşılmaktadır. (Prof. Dr. Hüseyin ALGÜL, Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed, TDV Yayını, Ankara 1994, s. 194-195)
Hz. Peygamber, evinde hizmetlerinde bulunanlara ve işçilere son derece şefkat ve merhametle muamele etmiş, hiçbir zaman onları incitecek söz ve davranışta bulunmamıştır.
Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz, bütün insanları kucaklayan sevgi ve şefkatiyle insanlığa yeni bir medeniyet ruhu getirmiştir.