Makale

Hafız - Hattat Saim ÖZEL

Dr. Ömer Menekşe
Mustafa Bektaşoğlu

Hafız Hattat
Saim Özel

Kültürümüzde değerlerimizin değeri; teamül müdür, ihmalkârlık mıdır, kadirbilmezlik midir, hasetlik midir, kıskançlık mıdır nedir bilinmez, hep öldükten sonra anlaşılır olmuştur. Hayatı boyunca birçok eser vermiş âlim ve sanatkârın değerli olduğunu, çok kıymetli eserlere imza attıklarını vefatından sonra kaleme alınan yazılarla fark ederiz. Ne kadar başarılı ve değerli olduğunu maalesef mekân değiştirdiğinde tespit eder, sağlığında bu güzel sözleri duymasını esirgeriz onlardan. Hatta ifrata kaçar, yere göğe sığdıramayız onları.
Aramızdan ayrılan yazar ise; eserleri kıymetlenir, sanatkâr ise; eserlerine paha biçilmez olur, her nedense birden değerleniverir. Eserlerinin bu kadar önemli olduğuna sağlığında şahit olamaz, emeklerinin karşılığını bir türlü alamazlar yaşamları boyunca.
Yakın bir tarihte hayata gözlerini yuman değerlerimizden biri de Saim Özel’dir. Özel, emekli imam-hatiplerimizden olup, aynı zamanda son dönem hattatlarımızdandır. 1919 yılında Adapazarı/Taraklı’da doğdu. Annesi Hatice Hanım, babası çevresinde sayılan, sevilen, otoriter bir hatip olan Hafız Hüseyin Hamdi Bey’dir.
Özel, 1 Temmuz 1928 tarihinde Adapazarı Taraklı İlkoku- lu’nu pekiyi derece ile bitirdi. 1938 yılında ilim tahsil etmek için İstanbul’a gitti. Başta Reisü’l-kurra Varnalı Büyük Hamdi Efendi, Nur-ı Osmaniye Camii İmam Hatibi Çolak Meh- med Efendi ve Ayaklan Kesik İsmail Efendi olmak üzere İstanbul’un ileri gelen hoca efendilerden kıraat ve hat dersleri aldı.
2 Mart 1941 tarihinde Nuruosmaniye Kur’an Kursu’ndan Ömer Nasuhi Bilmen ve Haşan Akkuş imzalı Hafızlık Belgesi’ni aldı. Kendisi de babasının mesleği doğrultusunda imamet mesleğini seçerek 27 Nisan 1938 tarihinde Eminönü Yeni Camii’nde müezzin vekili olarak göreve başladı. 1 Temmuz 1963 yılında (1962-1963 yaz döneminde) Gedik- paşa Ortaokulu’ndan orta derece ile mezun oldu. Sırasıyla; Kocamustafa Paşa Camii müezzin-kay- yımlığı, Nuruosmaniye Camii müezzin-kayyımlığı ve imam-hatipliği, Gedikpaşa (Divân-ı Âli) Camii imam-hatipliği, son olarak da 14 yıl süre ile Eminönü Süleymaniye Camii imam-hatipliği görevinde bulundu. 5 Ekim 1981 tarihinde emekliye ayrıldı.
1952 yılında açılan iki aylık tekâmül kursuna devam ederek; fıkıh, akaid, siyer, talim ve kıraat, yurt ve sağlık bilgilerinden yapılan imtihan sonunda pekiyi derece ile diploma aldı. Diplomada; Selahattin Uslu, Nuri Yeprem, H. Sadık Erzi ve Ömer Nasuhi Bilmen’in imzaları bulunmaktadır.
1950’li yıllarda tasavvuf müziğine ve hat sanatına ilgi duyan Özel, hâfız-ı Kurra, musîkîşinas ve mevlithan kişiliğiyle; gerek Kur’an tilâvetinde, gerek mevlit okuyuş tarzıyla emsalleri arasında mümtaz bir yere sahip olmuştur.
1969 yılında yayınladığı "Hat Örnekleri" kitabında Hattat Hacı Halim Özyazıcı’dan 15-20 sene hat dersi aldığını anlıyoruz. Onunla birlikte Kamil Akdik, Beşiktaşlı Hacı Nuri (Korman) Beylerden de istifade ettiğini vurgulamaktadır.
Hacı Nuri Bey’den bahsederken; "Rahmetli hocam Yahya Efendi dergâhında zâkirbaşılık etmişti. Çok seçkin bir insandı. Kendisini çok sevmiştim. Bu sevgi sebebiyle yazıya da daha çok bağlandım. Hattat Hacı Nuri Korman, hat sanatında yetişmem için elinden geleni esirgememişti" derdi.
Saim Bey, ilk eseri olan celi sülüs levhayı icazeti aldıktan sonra, yazısını göstermek üzere Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki Hattat Mustafa Halim Özyazıcı’ya gitmiş. Beşiktaşlı Nuri Korman Bey de oradaymış. Halim Efendi yazısına baktıktan sonra, ona da göstermiş. Hat sanatının devasa isimlerinden Beşiktaşlı Nuri Korman Bey "Hafız Saim, bu levhan çok güzel olmuş. Dur, harekelerini de ben koyup, tamamlayayım." demiş ve şöyle eklemiş: "Şu gördüğün harekeler, Nuri Bey’e aittir. Tirfilleri daha sonra ben ilâve ettim. Mümkünse bunu sen kendine sakla evladım." Diyerek hat öğrencisi ismet Gülnihal’e emanet etmiştir.
Özel, gençlik yıllarında hat sanatına ilgi duymasından ve istifade ettiği hocalarından şöyle bahsediyordu: "O yıllarda (1940’lı yıllar) Güzel Sanatlar Akademisi’nin yüzlerce talebesi olmasına rağmen o zamanın gençleri bu bölüme (Şark Tezyini Sanatlar Şubesi) rağbet etmiyordu. Hat sanatı neredeyse unutulmuş, kenara itilmiş durumdaydı. Bir din görevlisi olarak Recep (Berk) kardeşimle beraber düşündük ki, bu Müslüman-Türk sanatı unutulup gitmesin, biz öğrenelim de bizden sonrakilere bunun ne olduğunu gösterebilelim...
Recep kardeşimle Fındıklı’daki Güzel Sanatlar Akademisi’ne (bugünkü Mimar Sinan Üniversite- si’ne) hat dersi almaya gittik. Fevzi Çakmak’ın damadı Burhan Toprak o zaman Güzel Sanatlar Akademisi’nin müdürü idi. Önce Hacı Kâmil Efendi bizim misafir öğrenci olarak kabul edilmemiz için müdür beye rik’a hattı ile uzun bir mektup yazdı. Müdür onu hatıra olarak sakladı. Böylece misafir öğrenci olarak haftada iki gün devam etmeye başladık. Kamil Akdik Hoca’ya yazılarımızı gösteriyorduk. Aynı odada Tuğrakeş İsmail Hakkı Bey tezhip dersi veriyordu. Beşik taşlı H acı Nuri Efendi de geliyordu. Bu hocalar yaşlı idi.
Daha sonra Halim Özyazıcı buraya tayin edildi. Bize esas yazıyı öğreten o oldu. Diğerlerinden de meşklerimiz var ama en çok o üzerimize düşer, peşimizi bırakmazdı. En ince noktalarına kadar anlatırdı. Bir sıra sülüs, bir sıra nesihle bize yazdığı meşkleri vardı. Biz onlara bakarak çalışırdık. Hem yazılarımızı göstermek, hem de sohbetinde bulunmak için senelerce devam ettik. Benim üzerime çok düşer, ’aman Saim sakın bırakma’ derdi..."
Bunlardan başka Saim Hoca, Hattat Hamid Ay- taç’ın Cağaloğlu’ndaki yerine zaman zaman gittiğini, isteği üzerine kendisine bazen aşır okuduğunu, kızı Tülin Korman’a Kur’an öğretmek için bir süre Hacı Nuri Efendi’nin evine gittiğini anlatırdı. Hocası Halim Efendi’den bahsederken de, sınıfta tebeşiri eline alıp, tahtaya kısa süre içinde bir yazı kompozisyonu çizivermesinden ve onun el hareketlerini hayranlıkla seyredişlerinden, evinin koca salonuna sığmayan kubbe yazılarının kendi boyu kadar eliflerini bir hareketle çekiverişinden sitayişle söz ederdi.
Sâim Hoca’nın daima cana yakın, alçak gönüllü ve karşısındakilerde hürmet uyandıran bir hali vardı. Saim Hoca, iyi bir hafız-ı Kuran, gerçek bir din adamı idi. Kur’an-ı Kerim’i güzel ve gür sesiyle okur, dinleyenleri meftun ederdi.
43 yıl İstanbul camilerinde görev yapan Saim Özel’in İstanbul’da Süleymaniye Camii, Gedikpa- şa Camii, Haliç Haşan Efendi Camii, Çarşıkapı Camii, Odabaşı Camii, Fındıkzâde Aynalıçeşme Ca- mii’nde, Kasımpaşa Camii şadırvanında , Adapazarı Taraklı (Yunuspaşa) camii’nde hat yazıları bulunmaktadır.
29 Ekim 2005 cumartesi günü (Ramazan-ı Şerîf’in 25. gününün gecesi) Taraklı’da doğduğu evde vefat eden hafız, hattat Saim Özel, aynı gün Taraklı Kurşunlu (Yunuspaşa) Camii’nde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazından sonra Taraklı Mezarlığı’na defnedilmiştir.

(Bu biyografi; Saim Özel’in Diyanet İşleri Başkanlığındaki özlük dosyasından ve Taraklı’da yayınlanan Irmak Dergisi Saim Özel Sayısı’ndan (Aralık 2005) yararlanılarak hazırlanmıştır.)