Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN

Dr. Fatih KURT

İslam dini her konuda olduğu gibi tüketimde de belli bir dengenin, israf ve cimrilik arasında bir yolun gözetilmesini emretmiştir. Müslüman, hayatının her alanında ölçü ve dikkat içinde olan, çevresindeki fakir ve yoksulları koruyup gözeten, imkânları ölçüsünde onlara yardım elini uzatan kimsedir. Yüce Rabbimizin, “Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” (A’râf, 7/31.) şeklindeki buyruğu ile sevgili Peygamberimizin, “Kibirsiz ve israf etmeden yiyiniz, içiniz, giyiniz ve sadaka veriniz.” (Buhari, Libas, 1.) hadis-i şerifleri bize bu konuda rehberlik etmektedir.
Bireyi ve toplumu yoksulluğa ve felâkete iten, cemiyetin temel dinamiklerini sarsan ve bir virüs gibi yayılma istidadı taşıyan israf, süreklilik arz eden bir bilinçle durdurulmalıdır. İsraf sadece gösterişli sofralarla sınırlı kalmamakta, giyim kuşamdan yenilenip duran teknolojik ilgilere, kıymeti bilinmeyen vakitlerden faydasız konuşmalara kadar pek çok alanda kendini gösterebilmektedir. Özellikle şehirlerde israf edilen ve çöplüklere atılan ekmeklerle ilgili rakamlar hepimizin tüylerini ürpertmektedir.
İsraf nimete karşı değersizleştirme eylemidir. Her nimet bize ulaşıncaya kadar gerek doğada gerekse insan elinde pek çok aşamadan geçer. Alın teri ve emek barındırır. Modern hayatın getirdiği hızlı yaşam, nimetlerin arka planındaki süreçleri görmemizi daha da perdelemiş, şükür ve tefekkür imkânlarını kısıtlamıştır. Burada Müslümana düşen görev, aldığı nefesten içtiği suya, kendisine verilen iman ve akıl gibi büyük nimetlerden aile saadetine varıncaya kadar her rızkın kıymetini bilmek, hakkını vermektir.
Ramazan’ın, israf hususunda daha çok dikkat etmemiz gereken bir ay olması hasebiyle temamızı "israf" olarak belirledik. Söyleşi köşemizin bu ayki konuğu Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, ramazan ve israf üzerine sorularımızı cevapladı. Prof. Dr. Enbiya Yıldırım, “Hayatı İsraf Etmek” başlıklı çerçeve yazısında, nimetlerin ve ömrün israfını işledi. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşliyen, “Razaman Ayının Bireysel ve Toplumsal Hayatımıza Katkıları” başlıklı yazısında, ramazanın uyanmaya, arınmaya vesile kılınması gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Ali Ayten, “Sahip Olurken Yitirdiklerimiz” başlığı altında, tüketim kültürü ve israf hakkında yaklaşımlarını ortaya koydu. DİB Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü Haydar Bekiroğlu, “İsraf ve Cimrilik Arasında Denge”nin imkânlarını Kur’an-ı Kerim rehberliğinde araştırdı. DİB Aile ve Dini Rehberlik Daire Başkanı Sedide Akbulut, israfın sadece yeme içme ve giyinmeden ibaret olmadığını, değere sahip her şeyin israfının söz konusu olabildiğini “Zaman Sarfından Duygu İsrafına” yazısında işledi. DİB Başkanlık Müşaviri Belgin Konarılı, “İftar Sofraları İsraf Sofraları Olmasın” dedi.
On bir ayın sultanı ramazan ayının iklimiyle milletimize, gönül coğrafyamıza ve ümmete hayırlar getirmesini; yaralı coğrafyamızda nice mahzun gönüllerin bu vesile ile inşirah bulmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz.
Bir sonraki sayımızda görüşmek üzere, hayırlı ramazanlar.