Makale

EDİTÖRDEN

Editörden

Dr. Fatih Kurt

İnsanoğlu sosyal ve doğal çevresiyle, doğumundan ölümüne kadar etkileşim içindedir. Bu etkileşim esnasında sergilediği davranışlar onun ahlakına dair belirleyici veriler olarak karşımıza çıkar. Tabiat, Kur’an-ı Kerim’de sıklıkla zikredilen, ihtiva ettiği güzelliklerle, nimetlerle öne çıkarılan ve tefekküre verdiği imkânla Müslümanların zihin dünyasında geniş yer tutan bir özelliğe sahiptir.
İslam dini müminlerin hayatını bir bütün olarak ele alır ve şekillendirir. Hayata, ölüme ve çevreye dair yaklaşımlar aynı bütünün parçaları olarak karşımıza çıkar. İnsandan canlı cansız bütün mevcudata karşı koruması istenen sorumluluk bilinci, onun Allah’a karşı sorumluluğunun mütemmim cüzüdür. Kâinat Cenab-ı Allah’ın eseri olarak ihtirama, korunup gözetilmeye layıktır. Varlığın ve kozmolojik düzenin ardında insan zihnini acze düşüren bir irade, bir kudret tezahürü vardır.
Kendisi dışındaki varlıklar insanın emrine verilmiş, bu nimet diğer bütün nimetler gibi bir dizi ahlaki sorumluluğu beraberinde getirmiştir. “Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize veren, nehirleri de hizmetinize sunandır. O, âdetleri üzere hareket eden güneşi ve ayı sizin hizmetinize sunan, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verendir.” (İbrahim, 14/32-33.) İnsan, kendisine hem nimet hem de emanet olarak verilmiş olan bütün yaratılmışlara karşı sorumluluğunun gereği olarak şefkatle yaklaşmak ve onları korumakla mükelleftir.
Yüce Allah, insanın emrine ve emanetine verdiği nimetlerden istifade edilirken israf ve savurganlığa düşülmesini yasaklamış, her nimetin hesabının sorulacağını beyan etmiş, böylece hayvanlara, ağaçlara ve bitkilere karşı bir dikkat ve rikkatin gelişmesine zemin hazırlamıştır. Öte yandan, “Elinizde bir ağaç fidanı varsa, kıyamet kopmaya başlasa bile eğer onu dikecek kadar vaktiniz varsa, mutlaka dikin.” (Buhari, el-Edebü’l-Müfred, 168.) hadisi şerifi hem Müslümanları son nefese kadar çalışmaya teşvik etmiş hem de tabiata karşı sorumluluğu vurgulamıştır. Yine Efendimiz hayvanlara eziyet edenleri sert bir dille eleştirmiş, suyun, yolların ve diğer ortak kullanım alanlarının titizlikle korunup gözetilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Bu uyarılarla insanın âlemle ilişkisi genel kulluk şuurunun dışında tutulamayacağı ortaya konulmuştur.
Diyanet Aylık Dergi olarak bu ay “Çevre Ahlakı” dosyasıyla huzurlarınızdayız. Prof. Dr. Huriye Martı, “İslam, Çevre ve Ahlak” başlığı altında dosyamızın çerçeve yazısını kaleme aldı. Doç. Dr. Recep Ardoğan, “İslam’da Varlığın Değeri ve Ekoloji Ahlakı”; Prof. Dr. Adnan Koşum, “İslam’da Hayvan Hakları Bağlamında Hayvanların Doğal Çevrelerinin Korunması”; Osman Zeki Yağcı, “Çevre Sorunları ve İslam’ın Bakış Açısı”; Yrd. Doç. Dr. Ahmet Bozyiğit, “İslam Ahlak Öğretisinde Çevre” başlıklı yazılarla dosyamıza katkı sundular. Bu ayki söyleşi konuğumuz Prof. Dr. İbrahim Özdemir. İslam kültürünün tabiata yaklaşımını Batı ile karşılaştırmalı olarak konuştuk kendisiyle. Birbirinden değerli yazılarla dergimizin toplumda çevre ahlakına ve bilincine katkı sağlamasını temenni ediyor, iyi okumalar diliyorum.
Bir sonraki sayıda tekrar görüşmek dileğiyle…