Makale

Editörden

Editörden…

Çocuklarımız; göz aydınlığımız, sevincimiz, ümidimiz ve yaratıcımızın eşsiz armağanıdır. Onlar, dünya hayatının süsü ve neşesi, masumiyetin simgesidir. Evlât; ciğer paresidir, cennet çiçeğidir. Ebeveynler, Allah’ın kalplerine yerleştirdiği sevgi ve şefkatin bir gereği olarak çocuklarını içten bir sevgi ile severler ve onlar için her türlü fedakârlığı gönül rızasıyla yaparlar. Hiç şüphesiz büyüklerin çocuklar için yapabilecekleri en büyük iyilik; onları bedenen ve ruhen sağlıklı, ahlâkî erdemlerle bezenmiş, dinî ve millî değerlere bağlı birer fert olarak yetiştirmektir. Çünkü Hz. Peygamber’in bize öğrettiği esaslara göre çocuklar, başta anne baba olmak üzere, diğer yakınlara ve idarecilere, sorumluluk silsilesi içerisinde Allah’ın bir emanetidir. Bu emanete riayet, bütün toplumun başta gelen görevleri arasında yer alır. Hz. Peygamber bu görev ve sorumluluğu Hepiniz koruyup kollamakla görevli olduklarınızdan sorumlusunuz anlamındaki veciz hadisiyle açıklamıştır. Bu yüzden İslâmî kaynaklarda, çocuklara güzel isim konulmasından, güzel terbiye edilmesine ve evlendirilmesine, hatta çocuklar arasında ayrımcılık yapılmayıp hepsine eşit davranılma- sına kadar ebeveyne düşen görevler ayrıntılarıyla yer almıştır.
Çocuğun mükemmel bir şekilde yetişmesi, ihtiyaç duyduğu bütün İnsanî ve ahlâkî faziletleri, sosyal kural ve davranışları, dinî ihtiyaç ve değerleri öğrenmesi ve yaşaması, bedenen ve ruhen sağlıklı, bilgili, ayrıca sanat ve hüner sahibi olabilmesi için ana babanın bütün imkânları kullanması gerekir. Çocuğun hem dünya hem de ahiret mutluluğunu hedef alan böyle bir terbiye, Hz. Peygamber tarafından ana babanın çocuğuna bırakacağı en güzel miras olarak nitelendirilmiştir. Aile kurumunun tartışmaya açıldığı, aile değerlerimizin pek çoğunun kaybolmaya yüz tuttuğu, çocuklar arasında bile şiddetin yaygınlaştığı, sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımının gençler, hatta çocuk denilebilecek yaşlardaki kişiler arasında hızla arttığı günümüzde, sevgili peygamberimizin uyarılarına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Bu ay idrak edeceğimiz Kutlu Doğum Haftası ile Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, çocuklarımız ve gençliğimiz konusunda bizleri bir kez daha düşünmeye ve çocuklarımızın eğitimiyle ilgili yeniden kendimizi sorgulamaya sevk etmelidir.
Çocuklar arasında bile cinsiyet farkına dayalı ayrımcılığın ön plâna çıktığı bir dönemde, gözbebeğimiz olan yavrularımızı sevmeyi, büyükler gibi onlara değer vermeyi ve geleceğe hazırlamayı bütün insanlığa öğreten Hz. Peygamber’i ve onun öğretilerini anlamaya muhtacız. Kutlu Doğum Haftası’nın bu noktada yeni açılımlar getirmesini temenni ediyor, konuyla ilgili birbirinden güzel değerlendirmeler içeren yeni sayımızla sizleri baş başa bırakıyoruz.
Yeniden buluşmak dileğiyle...

Yüksel Salman