Makale

Kutsala saygı

başyazı

Kutsala saygı

Prof. Dr. Ali Bardakoğlu
DİYANET İŞLERİ BAŞKANI

İlk önce Danimarka’da, akabinde de diğer Avrupa basınında mükerrer bir şekilde çıkan ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’e karşı açık bir saygısızlık örneği olan karikatürlerin küreselleşen bir dünyada ne tür gelişmelere yol açabileceğini, insanların inanç ve değerleri üzerinde yapılan bir tahrikin uluslararası siyasetten ekonomiye kadar birçok alanı nasıl yakından ilgilendirdiğini ve inananlar arasında derinleşen infiallerin ne gibi boyutlar kazanabileceğini bir kez daha birlikte gördük.
İletişimin yaygınlaştığı, coğrafyalar ve inanç mensupları üzerinde yeni yeni stratejilerin uygulamaya konduğu ve bunun da çıplak gözle görülebilir şekilde programlandığı günümüzde, bir dinî değere saygısızlık, İslâm ve Batı toplumlarında tarihin hiçbir aşamasında olamayacak kadar krizlere sebep olabilecek müsait bir ortam bulabilmektedir. Ortamın niçin bu tür gelişmeleri beslediğini ve hızlandırdığını anlayabilmek için sadece karikatür krizinde peşpeşe yapılan yanlışları değil, onun öncesinde toplumlar arası ilişkileri zedeleyen diğer olumsuzlukları, insan eliyle üretilen felâketlerin, hırs ve kendini beğenmişliğin yol açtığı küresel umutsuzluğu, bireylerin ve toplumların iç dünyalarında meydana gelen kırılma ve kopuklukları da görmemiz gerekmektedir.
Dinlerin kutsallarına, toplumların inanç değerlerine saldırmak, ifade özgürlüğü konusunda önemli bir mesafe kateden modern dünyaya ait olmaktan ziyade, ifade özgürlüğünün, hoşgörünün ve bir arada yaşamanın katı bir şekilde kovuşturulduğu dönemlere; günümüzde hiç kimsenin artık yaşamak istemediği ve geçmişte kalmasını arzu ettiği talihsiz zaman ve mekânlara has bir olgudur.
Geldiğimiz noktada, birçok Batı mahreçli açıklama ve savunmada ifade özgürlüğünün Batı kültürünün en köklü değeri olduğunun vurgulanması ve söz konusu karikatürlerin bu kültürel gelenek içinde savunulması, yanlıştan dönmek ve onu telâfi etmek yerine yanlışın sa- hiplenilmesi, ön yargının egemenliği, dahası, ifade özgürlüğünün ve Batı insanının kutsalla olan bağının mahkûm edilmesi ve bir yanlışa kurban verilmesi anlamına gelmektedir.
Diğer yandan, yapılan bu saygısızlık karşısında haklı olarak incinen ve tepki gösteren Müslüman toplumlar da, makul, sağduyulu fakat etkili protesto şekilleri geliştirmelidir. Çünkü bu tahrikin sonucunda İslâmî açıdan makul görülemeyecek tarzda şiddet ve yıkıma, masum insanların ölümüne yol açabilen protesto şekilleri ve görüntüleri dinleri, medeniyet ve toplumları kavga ettirmek isteyenler kadar İslâm karşıtlığını belgelemek isteyenler tarafından da bir fırsat olarak kullanılacaktır.
Kutsala ve inanç değerlerine herhangi bir saldırı ve saygısızlık yapılmasını önlemek, sadece dindarların ve din adamlarının değil, bütün toplumların, hukuk düzenlerinin ve insana saygıyı önemseyen her bireyin görevi olmalıdır. Din adamlarının bu ortamda sağduyu ve itidal çağrısı yapmasından çok siyasetçilerin, devlet adamlarının, aydın ve yazarların, medya mensuplarının böyle bir duruma yol açacak yanlışları yapmaması ve basiretli davranması daha bir önem taşımaktadır.