Makale

Tevazu Ehli Bir İnsan: Kadir Temel

PORTRE

Tevazu Ehli Bir İnsan: Kadir Temel

Halit GÜLER
DİB Emekli Başkan Yardımcısı

KISA bir müddet önce aramızdan ayrılan Ankara Kocatepe Camii İmam-Hatibi Kadir Temel Hocaefendiyi, 1970’li yıllarda İstanbul’da tanımıştım. Bendeniz İstanbul Sümbülefendi Camiinde cuma günleri vaaz ederdim. O da aynı caminin İmam-Hatibi idi. Samimiyet ve hizmet yüklü görev arkadaşlığı, sevgi ve saygı dolu dostluk, birbirimize hizmetimize karşılık ilgi ve takdir o tarihlerde başlamıştı.
Sümbülefendi Camii Fatih bölgesinde İstanbul’un önemli mabetlerinden, ziyaret yerlerinden ve maneviyat merkezlerinden birisi idi. Yerli ve yabancı küme küme insan orayı ziyarete gelirdi. Merkez Efendi’ye mahal olarak da çok yakındı. Sümbülefendi Hazretlerinin de metfun bulunduğu bu camide imam olabilmek için meslekte kariyer ve hizmette tecrübe sahibi olmak gerekirdi. Kadir Temel Hocaefendi görev yaptığı sırada İstanbul İmam-Hatip Okulunda öğrenci idi ve çok gençti. Yalnız Sümbülefendi Camii’ne yakışır bir olgunluğa, saygınlığa ve liyakate sahipti. Cemaati memnun edecek bir okuyuşa ve ses güzelliğine malikti. Genç olmasına rağmen caminin cemaati kendisini çok beğeniyor, seviyor, gectiği mihrabın ve giydiği dinî kisvenin hakkını veriyordu.
Çocuk denecek bir yaşta Kur’an-ı Kerim’i okuyuşuyla dikkat çeken Hafız Kadir Temel, katıldığı bir Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışmasında birinci seçilmişti. O sebeple olsa gerek, onu Sümbülefendi Camii’ne imam yapmışlar. Belki de bu görev ilk imamlığıdır.
Bir gün, cuma namazını eda ettikten sonra camiden ayrılmama fırsat vermeden yanıma geldi. Heyecanla ve gözlerinin içi parlayarak “Hocam.” dedi ve devam etti: “Bugünkü vaazınız çok dikkatimi çekti ve beğendim. Konuyu bu şekilde dile getirmenizi çok faydalı buldum. Vaazınızın bir kopyasını alabilir miyim?” Genç bir imam olan merhum Kadir Temel’in konuya bu şekilde ilgi duyması beni de memnun etti. Demek ki merhum Kadir Temel’in yalnız sesi ve okuyuşu değil, aklı da güzeldi.
Ben Fatih’te müftü iken müftülüğün bulunduğu binanın alt katında bir Kur’an kursu vardı. Sonradan öğrendim ki kursun hocası, Kadir Temel’in babası imiş. Demek ki Kadir Temel’in ailesi Kur’an hizmetinde olan bir aile imiş. Bütün varlığıyla, hevesiyle ve kabiliyetiyle Kur’an’a yönelmiş, çok küçük yaşlarda hafız olmuş Kadir Temel işte böyle bir ailenin çocuğu idi.
Sümbülefendi Camii’ndeki vazife arkadaşlığının dışında, Ankara’ya taşınmam sebebiyle olsa gerek, Kadir Temel’i beraber yurt dışı görevine gittiğimiz tarihe kadar bir daha görmedim.
1989 yılında Başkanlık beni ramazan ayında Batı Trakya’da görevlendirdi. Yol ve görev arkadaşımın Kadir Temel olduğunu öğrenince çok sevinmiştim. Seçim isabetli idi. Kadir Temel o zamanlar Üsküdar Selimiye Camii İmam-Hatibi idi. Asker dönüşü o göreve getirilmişti. İstanbul’da buluştuk ve otobüsle Batı Trakya’ya gittik. Bir ay ramazan süresince Gümülcine şehrinde görev yaptık. Aynı otelde ve bir odada beraber kaldık. Birbirimize çok yakın olduk. İyi bir oda arkadaşlığı yaptık.
Merhum Kadir Temel, gönül ve hizmet ehli bir insandı. Sanki Kur’an-ı Kerim ruhuyla büyümüş ve ahlakıyla ahlaklanmıştı. Sakin bir yaratılışa sahip olan rahmetli Kadir Temel’e tevazu çok yakışıyordu. Batı Trakya da şehir merkezi kadar önemli olan köyler vardı. Fırsat buldukça, vaktimiz yettikçe köylere de gidiyorduk. Gittiğimiz her camide ben vaaz ediyordum. Kadir Temel Hocaefendi namaz kıldırıyor ve Kur’an-ı Kerim okuyordu. Cemaati oluşturan soydaşlarımız kadın erkek bu Kur’an-ı Kerim ziyafetinden son derece memnundular. Anavatan Türkiye’ye; kendilerini hatırlamasından, bu sıcak ilgisinden ve hizmetinden dolayı dua ediyorlardı. Kadir Temel çok güzel okuyor ve cemaat camiden ayrılmak istemiyordu. Nihayet Batı Trakya’dan, ramazan boyunca soydaşlarımızla beraber olmanın huzur ve onuruyla döndük.
O günlerde Ankara Kocatepe Camii’ne imam aranıyordu. Ben de konuyu bilenlerden ve takip edenlerdendim. Bu arada Kocatepe Camii’nin ilk imamlarından İsmet Demir vefat etmişti. Onu da bu vesile ile rahmetle anıyor ve hizmetlerini takdirle hatırlıyoruz. Genç yaşta kaybettiğimiz Kocatepe Camii müezzini Süleyman Arabulanı da bu vesile ile rahmetle anıyoruz. İsmet Demir’in vefatından sonra Kocatepe Camii’ne uygun bir imam bulunamamıştı ve aranıyordu. Bir aylık bir arkadaşlıktan sonra yakından tanıdığım Kadir Temel’in Kocatepe Camii’ne imam olabileceğini düşündüm ve kendisine teklif ettim. “Bir düşüneyim hocam” dedi. Cevabı çok fazla gecikmedi. Kabul etmişti. Böylece Kadir Temel, Kocatepe Camii’ne imam olmuştu. Çaresiz hastalığa yakalanıncaya kadar bu görevi ihlasla ve liyakatla sürdürdü. Cami imamlığının dışında yurt içinde ve yurt dışında Başkanlığımızı temsilen önemli toplantılara katıldı. Güzel okuyuşuyla ve insanın ruhuna işleyici sesiyle Başkanlığımızı oralarda onurla temsil etti.
Batı Trakya camilerinde okuduğu, soydaşlarımızın hayranlıkla takip ettikleri Kur’an-ı Kerimleri unutamadığım gibi; Bakü şehitliğinde şehitlerin ruhuna bağışlanmak üzere okuduğu Kur’an-ı Kerim’i de unutamıyorum. O harika tablolar hiç gözümün önünden gitmiyor.
Kadir Temel’le ikimiz de Ankara’da olduğumuz için sık sık bir araya geliyor ve sohbet ediyorduk. Bir gün kendisine sordum: “Kadir Hoca, Kur’an-ı Kerim’i çok güzel okuyorsun. Bunu yanlız ben söylemiyorum işin ehli olan herkes söylüyor. Ayrıca bu durumu kendin de biliyorsun. Çünkü bu konuda istekli ve iddialısın. Bunu neye veya kime borçlusun? Bunu nasıl sağladın veya bu okuyuşu nasıl kazandın? Herkes senin gibi okuyamıyor.” Verdiği cevap enteresandı: “Hocam, ben bu işin hastasıyım.Yerli yabancı güzel Kur’an-ı Kerim okuyanları bıkmadan ve usanmadan takip ederim ve kendilerini kasetlerinden tekrar tekrar dikkatle dinlerim. Ben de onlar gibi olmaya ve okumaya çalışırım.” dedi. Bu cevaptan sonra anladım ki bu güzel okuyuş bu merakın ve çabanın neticesi idi.
Kısa bir müddet için de olsa Batı Trakya’da görev yaparken ve Azerbaycan seyahatinde beraber olduğumuz Kadir Temel’i daha yakından tanıma fırsatı buldum. Onun imamlıktan başka bir işi ve Kur’an-ı Kerim’den başka bir uğraşı yoktu. Gece gündüz Kur’an-ı Kerim’le beraberdi. Kadir Temel, dünyevi çıkarları için mesleğini ve Kur’an-ı Kerim’i okuyuşunu kullanmayan ve istismar etmeyen bir insandı. Yakinen biliyorum ki bu konularda çok hassas ve dikkatli idi. Yanlış anlaşılmaktan veya birilerine benzetilmekten korkardı. Her işi özellikle Kur’an-ı Kerim’in devrede olduğu her ameli Allah’ın rızasını kazanmak icin yapardı. Kendisini Kur’an-ı Kerim istismarına ve ticaretine çekmek isteyenlere katiyyen fırsat vermezdi ve bu amaçlı teklifleri kabul etmezdi. Onun hayatı alnını koyduğu secde mahalli kadar temiz, onun yüreği Kocatepe Camii’nin minareleri kadar lekesiz ve hür, onun gönlü Kocatepe Camii’nin kubbesi kadar engin ve serindi. Kadir Temel, maneviyat bahçesinde gülleri, Kur’an-ı Kerim ikliminde nefesi ve sesi olan bir insandı.
Kadir Temel, daima takdirle anılacak, yokluğu devamlı hissedilecek, bıraktığı boşluk hiç doldurulmayacak bir ömür sürdü. Allah rahmet eylesin, yakınlarının ve sevenlerinin başı sağolsun.