Makale

Kur’an Hıfzı Geleneği ve Günümüzdeki Uygulama Biçimleri

KİTAPLIK

Kur’an Hıfzı Geleneği ve Günümüzdeki Uygulama Biçimleri
Yrd. Doç. Dr. Hatice ŞAHİN

Fikret GÜL
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzman Yardımcısı

“HAFIZLIK iğneyle kuyu kazmak gibidir.” Kur’an-ı Kerim’i baştan sona ezberleyenlerin yani hafızların, mushaflarının Fatiha suresinden önceki bölümüne yazdıkları önemli bir sözdür bu. Zira uzun ve zorlu bir süreç olan “hafızlık” serüveni, her hafızın hayatında en önemli yeri teşkil eder. Bu bakımdan sürecin öznesi olan “hafızın” eğitim ve öğretiminin ehemmiyeti izahtan vareste bir durumdur. Çünkü onlar ağır bir yüke taliptirler. Nitekim Allah (c.c.) Kur’an’da: “Şüphesiz o zikri (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.” (Hicr, 15/9.) buyurmaktadır. Son ilahî hitap olan Kur’an’ın muhafazasının en önemli yollarından birisi de onun ezberlenmesidir. İşte Kur’an’ı hıfz edip onu zihnine yerleştiren Kur’an hamilleri, böylesi ağır ve bir o kadar da şerefli bir sorumluluğa sahiptirler. Bu itibarla, Hz. Peygamber (s.a.s.)’den günümüze değin Kur’an hafızları, onu ezberleme bahtiyarlığından dolayı Müslümanların gönül dünyalarının en müstesna yerlerinde, kendilerine yer bulmuşlardır.
Yrd. Doç. Dr. Hatice Şahin’in kaleme almış olduğu “Kur’an Hıfzı Geleneği ve Günümüzdeki Uygulama Biçimleri” adlı kitap, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, 2015 yılında yayımlanmış bir eserdir. Bu çalışma, bir doktora tezi olması ve Din İşleri Yüksek Kurulu kararıyla basılması hasebiyle akademik ve bilimsel anlamda önemli bir konuma sahiptir. Yazarın Kur’an kursu öğreticiliği yapmış olması, hafızlık pratiğine dair problemleri bilme ve çözüm üretme hususunda kendisine ziyadesiyle bir avantaj sağlamış ve kitabına da bu durum artı bir değer katmıştır. Bu bakımdan mezkûr kitap, özellikle Başkanlığımız bünyesinde çalışan her din gönüllümüzün, özelde Kur’an kursu öğreticilerimizin ve nihayet bu eğitime hayatını adayan her Kur’an sevdalısının ellerinin altında her daim bulunması ve müracaat edilmesi gereken önemli bir eserdir. Kitabın konusunu; “Kur’an hıfzının bugüne kadar nasıl geldiği ve Kur’an hıfzı geleneğinin günümüzde ne şekilde devam ettiği” hususları oluşturmaktadır. Bu meyanda kitap üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölüm “Tarihte Kur’an-ı Kerim Hıfzı”, ikinci bölüm “Günümüzde Kur’an-ı Kerim Hıfzı”, üçüncü bölüm ise “Kur’an-ı Kerim Hıfzı Konusunda Tavsiyeler” başlıkları altında incelenmiştir.
Yazar birinci bölümde, Hz. Peygamber (s.a.s.)’den günümüze kadar var olan hafızlık süreciyle ilgili özlü bilgiler aktarmıştır. Rasulüllah (s.a.s.) döneminde Kur’an eğitimi ve onun ezberlenmesi, Kur’an’ı ezberleyen Abdullah İbn Mes’ud, Muaz b. Cebel ve Übey b. Ka’b gibi hafız sahabiler ve bunların sayısına dair bilgiler bu bölümde yer almaktadır. Yine bu bölümde Hz. Peygamber (s.a.s.)’in vefatından Osmanlı dönemine kadar Kur’an öğretimi, Osmanlı döneminde hafızlık müessesi ve Cumhuriyet sonrası hafızlık kurumu ele alınmıştır. Bu bölümde kaynaklardaki bilgiler çerçevesinde hafızlarla ilgili mevcut dönemlere ait sayısal bilgiler sunulmaya çalışılmıştır. Özetle, günümüzde hafızlık kurumuna ışık tutması açısından son derece faydalı bilgiler, birinci bölümde okuyucunun istifadesine sunulmuştur.
Kitabın ikinci bölümünde Türkiye başta olmak üzere dünya Müslümanlarının Kur’an hıfzındaki farklılıkları ve birbirlerinden etkileşimi ele alınmıştır. Buradan hareketle Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Mısır, Sudan Endonezya, Malezya, Singapur ve Belçika ülkelerinin hafızlık ile ilgili uygulamaları incelenmiştir. Yazar, sözü edilen ülkelerde Kur’an’ı ezberleme geleneğinin keyfiyetini, hafızlık müesseselerinin ne kadar yaygın ve gelişmiş olduğu ve bu ülkelerde hangi yöntemler kullanılarak hafızlık yapıldığı gibi hususlara bu bölümde yer vermektedir. Sudan’da özel bazı “levhalara” yazılarak hafızlık eğitiminin yapılması, Somali’nin kırsal kesimlerinde hafız olmayan damat adayına kız verilmemesi gibi ayrıntılı ve dikkat çekici bilgiler bu bölümde anlatılmaktadır. Yine Türkiye’de hafızlık eğitimi veren İstanbul/Kocatepe Kur’an kursu, Isparta Mekke Kur’an kursu gibi önemli hafızlık müesseseleri ve bu kursların eğitim metotlarıyla ilgili ayrıntılı bilgiler de bu bölümde bulunmaktadır.
Üçüncü bölümde ise yazar kendi ifadesiyle, “hafızlık için alternatif bir sistem”in nasıllığına dair bilgiler serdetmektedir. Ezberin nasıl yapılıp ne şekilde korunacağına, hafızlık yapılırken beslenmeden uyku düzenine, yapılması gereken sosyal faaliyetlere ve hafızlık yapan bir kişinin 24 saatinin nasıl olması gerektiğine dair çok önemli bilgiler bu bölümde verilmektedir. Aktarılan bu bilgiler, görsel materyallerle desteklenerek okuyucunun kitaptan azami derecede istifade etmesi sağlanmıştır. Bu bölüm, günümüzde hafızlık eğitimi veren Kur’an kurslarının ve bu kurslarda eğitim veren öğreticilerin, öğrencilerin diğer ihtiyaçlarını karşılayan bütün paydaşların kendisine önemli vazifeler çıkarabilecekleri bilgiler de içermektedir. Ayrıca sunulan bu alternatif sistemi bizzat uygulayan yazar, bu sistemin neticelerini de okurlarla paylaşmıştır. Kitabın son kısmında bazı “ek”ler sunulmuştur. Bu “ek”ler, Kur’an’ın tamamını ezberleyenler için hazırlanan “şehade”, “icazet”, “diploma” suretlerini; günlük ders programlarını, anne-babalara yapılan tavsiyeleri, ders takip çizelgelerini ve ikinci bölümde uygulamaları anlatılan ülkelerde yapılan röportaj örneklerini kapsamaktadır.
İnsanların -özelde Müslümanların- değerlerinden ödün vermeden, tarihî birikimlerini de göz ardı etmeden, yaşadıkları bu çağa ayak uydurmaları ve bu dönemde kendilerine sunulan imkânlardan faydalanmaları elzemdir. Bu cümleden olarak tanıtmaya çalıştığımız “Kur’an Hıfzı Geleneği ve Günümüzdeki Uygulama Biçimleri” isimli eser, hem tarihî tecrübeyi yansıtması hem de günümüz hafızlık eğitiminin nasıl olması gerektiğine dair bir sistem sunması hasebiyle önemli bir çalışmadır. Bu itibarla bahse konu eserin, özellikle Kur’an eğitimi veren herkes tarafından dikkatlice okunması, “lafız-mana” bütünlüğünü bünyesinde barındıracak hafızlar yetiştirme açısından son derece anlamlıdır. Zira bugün “hafız” olan bu genç dimağlar yarın din-i mübin-i İslam’ın en önemeli temsilcilerinden olacaktır.