Makale

BERAT GECESİ

Cihat akıncı

BERAT GECESİ

Esirgeyen ve bağışlayan Allah’a şükürler olsun ki, mübarek üç ayların en feyizli ve en bereketli günlerine yaklaşmış bulunuyoruz.
Regaip, Miraç, Berat ve Kadir gecelerinin içinde bulunduğu bu maneviyat ve fazilet mevsiminin dinimizde özel bir yeri, geleneğimizde şanlı bir geçmişi var.
Recep, Şaban ve Ramazandan oluşan üç aylar, bu mübarek gecelerle nurlanmış, Namaz, Oruç ve Zekatla yücelmiş, dua ve tevbe ile zinetlenmiştir.
Peygamberimizin: "Alla-hım, Recep ve Şaban’ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır" buyurduğu rivayet edilen üç aylar, insanların kendilerini güvenlik içinde hissettiği, iyilik ve hayır dualarının arttığı, yardımlaşma hissinin canlılık kazandığı, hakkı görenlerin, batıla bir daha dönmeme kararı verenlerin çoğaldığı rahmet ve ferahlık getiren bir iklim olmuştur.
Yeryüzünü nurlandıran ve insanları onurlandıran bu seçkin mevsimin en feyizli bölümü, hiç şüphesiz ki bu geceden 15 gün sonra idrak edeceğimiz Ramazan ayıdır. Kur’an-ı Kerim’in indirildiği, Oruç ibadetinin farz kılındığı ve bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinin günlerinde saklandığı Ramazan ayı.
Berat Kandili, Ramazan-ı Şerif-i bize müjdeleyen ve bizi Oruç’a hazırlayan üç ayların tam ortasında en aydınlık noktadır.
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor:
"Beş gece vardır ki, onlarda yapılan dualar kabul olur. Recep ayının ilk gecesi, Şaban ayının yarısı gecesi, Cuma ve Bayram geceleri."
Görülüyor ki, Peygamber Efendimizin mübarek övgüsüne mazhar olan gecelerden birisi de, ibadet ve taatla ihya etmeye hazırlandığımız Berat Kandilidir.
Gecenin adı olan Berat kelimesi lügatta; borçtan, hastalıktan, suç ve cezadan kurtulma anlamına gelmektedir. Is-tılahda ise bu kelime, günahlardan arınmak, Allah’ın rahmetine ve affına kavuşmak, Allah katında berat etmek ve temize çıkmak demektir.
Allah-ü Tealâ, Kur’an-ı Kerim’in inzali ve oruç ibadetinin farz kılınması gibi önemli ni-metlerin tecelli ettiği Ramazan ayına günahlardan arınmış, manevî kirlerden temizlenmiş olarak girmemizi murat etmiş olacak ki, bize bu rahmet ve bereket gecesini lütfetmiştir.
Bu kutsal gece, pek çok iyiliğin ve güzelliğin yanında aynı zamanda bir hüküm gece-sidir. Bir yıl içinde doğacak ve öleceklerin mana aleminde yazımı bu gece yapılır. Kulların her türlü işi bu gece ilâhî huzura arzolunur. Gelecek yılın önemli olayları bu gece plânlanır.
Bu gece, ibadet ve iyiliklerin fazileti büyüktür.
Bu gece kulluğun derecesi yüksektir.
Bu gece, sevabın mükafatı büyüktür.
Bu gece, Allah’ın rahmeti yer yüzünü kaplar.
Bu gece, işledikleri günahların farkına vararak tevbe ve istiğfarda bulunanların berat belgeleri verilir.
Bu gece, Bosna-Hersek’te katledilen, Dağlık Karabağ’da zulme uğrayan, Kırım’da evleri yerle bir edilen, Abhazya’da göçe zorlanan, Batı Trakya’da evlerinin çatısına kiremit bile koyamayan, Filistin’de çadırlarda aç susuz sürgün hayatı yaşayan ve Hindistan’da camileri yakılan müslümanlar için avuç açanların duaları da kabul olunur.
Bu gece, Allah’a dua edecek, teve ve istiğfarda bulunacak mü’minler için Sevgili Peygamberimiz şu müjdeyi veriyor: Bu müjdeye göre bu gece sayısız mü’min ilâhî aftan yararlanacak ve Allah’ın rahmetine kavuşacaktır. Ancak, ruhlara ferahlık veren bu müjdede üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir ikaz da yer almaktadır. Aşağıdaki suçları işleyenlerin bu aftan ve gecenin faziletinden mahrum kalacakları bildiriliyor:
* Allah’a eş koşanlar,
* Din kardeşlerine kin ve düşmanlık besleyenler,
* Anne ve babasına karşı gelenler,
* Akrabalarını arayıp sormayanlar, görüp gözetmeyenler,
* Kibirli yaşayanlar, hayat ve gösterişleriyle mağrur olanlar,
* Devamlı içki içenler (Arasıra içilse olur anlamına gelmez).
Allah’ın, böyle kimselere, böyle bir gecede bile, rahmet etmiyeceğini Sevgili Peygamberimiz haber veriyor ve bizleri ikaz buyuruyor.
Rahmet ve bereket ayı Ra-mazan-ı Şerife 15 gün var. Büyük bir sevinç ve istekle Ramazan ayının icaplarını yerine getirmeye, bu aya kudsi-yet kazandıran Kur’an-ı Ke-rim’e yönelmeye ve oruç tutmaya hazırlanıyoruz.
Yardımlaşma ve dayanışma ayı Ramazan’a kavuşmak üzere bulunduğumuz şu günlerde, iftar sofralarında yoksullarla, sakatlarla öksüz ve yetimlerle, yabancılarla buluşmaya niyet etmenin derin heyecanı var içimizde.
Bir yıllık zamana kudsiyet kazandıran ve ömrü bereketlendiren bu mübarek gün ve gecelerin faziletinden istifade edebilmek için:
* Rabbimize olan inancımızı tazeleyerek manevi hastalıklardan, kalbi karartan mikroplardan sakınmalıyız.
* Başta anne ve babamız olmak üzere büyüklerimize saygıda, küçüklerimize sevgide, canlılara şefkatte kusur etmemeliyiz.
* Akrabalarımızı, komşularımızı ve arkadaşlarımızı hatırlamalıyız.
* Vatanımızı, milletimizi, bayrağımızı ve bu değerler uğrunda can verenleri sevmeli ve korumalıyız.
* Dinî ve millî bütünlüğümüzü bozan kin ve düşmanlık duygularını mutlaka atmalıyız. Ülkemizin çevresinde cereyan eden olaylardan ibret almalıyız.
* Hastaları ziyaret, fakirlere yardım etmeliyiz, öksüz ve yetimleri, kimsesiz gençleri sevindirmeliyiz.
Bütün bunları ve benzerlerini yapalım ki bu kutsal gecenin beratına erelim.
Allah’a şükürler olsun ki bizler, birbirimiz için hayır duasında bulunan ve birbirimize iyilik dileyen kimseleriz. En azından böyle olmalıyız. Birbirinin iyiliği için Allah’a yalvaran mü’minlerin, birbirlerine kötülük etmeleri, zarar vermeleri, hele hele şu veya bu sebeple birbirlerinin canlarına kıymaları düşünülebilir mi? Elbette düşünülemez.
O halde bu gecenin nurlu aydınlığında camilere koşan kimseler olarak, imanla nur-lanmış, vatan ve bayrak sevgisiyle yücelmiş nesiller olarak, sahip olduğumuz dinî ve millî kültürün kıymetinin farkına varmalıyız. Farkına yaramıyorsak bir güç farkına vardırmalı. İstiklâl ve hürriyetimize sahip olarak geldiğimiz noktayı iyi takdir etmeliyiz. Bosna-Hersek’te, Dağlık Karabağ’da, Kırım’da, Batı Trakya’da, Filistin’de ve benzeri yerlerde müslümalara reva görülen zulmü protesto ederek, en kısa zamanda kendi toprakları üzerinde insanca yaşamak hak ve hürriyetine kavuşmaları için Allah’a yal-varmalıyız.
Bu duygu ve düşüncelerle bütün din kardeşlerimizin mübarek Berat gecelerini en hali-sane dileklerimizle ve hayır dualarımızla tebrik ediyor, bu gecenin insanlığın kurtuluşuna, dünyanın değişik bölgelerinde inançlarını korumak, medenî ve siyasî haklarını almak, üzerlerine çullanan belayı defetmek için savaş veren müslümanların kurtuluşuna vesile kılınmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz ediyoruz. Allah’ın cümlemizi bu gece günahlarından berat eden kullarından eylemesini diliyoruz.