Makale

İman-Fikir ve karakter Adamı- Mehmed AKİF

İman-Fikir ve Karekter Adamı
Mehmed AKİF

Muammer YILMAZ

Türk milleti; bin yıllık tarihi içinde devletler kurup, devletler yıkan, kara ve ak günlerde bizleri içeride ve dışarıda gururla temsil eden sayısız devlet adamları yetiştirmiştir. Yine bunun yanında haşmetli mazimizi dile getiren ressamlar, şairler, yazarlar ve Türk’ün ince zevkini ve ruhunu dantel dan- tal işleyip, tabir caizse cansıza can veren sanatkarlar, manevi bekçiler yetiştirmiştir.
İşte bunlardan biri de 59. ölüm yıldönümünde rahmetle ve gururla andığımız cennet vatanımızın bülbülü, istiklalimizin şairi, büyük düşünce ve aksiyon adamı, fazilet ve ilim mücahidi, milli mücadelemizin mimarı Mehmet Akif’imizdir,
Akif bir iman, fikir ve karekter adamıdır. O düşündüğünü, inandığını ve bildiğini olduğu gibi yazmıştır. Fikrinden dönmeyi Allah’a isyan ve millete hakaret sayan M. Akif hak yolunun, millet ve fazilet yolunun azimli bir yolçusudur.
Akif’in hayatı ıstıraplarla ve isyanlarla doludur. O, yolsuzluğa, geriliğe, tenbelliğe ve dalkavukluğa isyan etmiştir. Ama bu isyan ve öfkenin hiçbirinde asla şahsi istek, kin ve çıkar hissi yoktur.
M. Akif, ölüme mahkum hastasını sokağa atan, sarayda arkası varmış gibi geçinerek fakir ve fukarayı ezen ve soyan nüfuzlulara, kimsesiz ve bakımsız “Seyfi Baba” sını ölüme terkedenlere, okumak istediği halde, annesine ve kardeşlerine bakmak zorunda kalıp ölen babasının “Küfe”sini sırtlayan okul çağındaki çocukların ıstırabı karşısında duygusuz kalanlara isyan etmiştir.
Akif, 350 yıl hakimiyetimiz altında kalan Balkanlar’ı elden
çıkaranlara, viski içip, diskoteklerde tepinen kendi varlığından habersiz üstelik de fakir halka sosyal adalet dersi verenlere isyan etmiştir.
Akif, hayatında hiç eğilmedi, diğerleri gibi el-etek öpüp, yüz suyu dökmedi, Dosdoğruydu. Kalabalık meclislerde susardı, yabancılar önünde açılmaz, kendisini göstermekten, çalımdan tiksinir, övülünce de mahçup olurdu.
M. Akif için sokak, hilekardı, izdiham yalancıydı, şehir münafıktı. Onun arzu ettiği kadar temiz şehir ancak çöl olabilirdi.
Akif “Baba Dostu” değildi. Dostunu; düştüğü, dünya aleyhine döndüğü, yanında olmadığı, öldüğü zaman bile sonsuza kadar severdi. Kininde de, dostluğunda da; evlatlık, babalık, kardeşlik akardı. Yarım değil, bütün adamdı.
“Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın” diyen Akif, için de mükafaat bulunduğu için “İstiklâl Marşı” yarışmasına rica üzerine girmiş; aldığı mükafaatı da beş parasız, hatta paltosuz olmasına rağmen fakir ve kimsesiz çocuklara bırakmıştır.
Karınca gibi durmadan çalışan, başarının anahtarının ancak ve ancak milletçe hep beraber çalışmakla mümkün olacağına inanan, bunu da bir iman ve felsefe haline getiren Akif, ilim, fen, teknik gibi konuların Avrupa’dan alınmasını ister. Ne var ki Batı’nın körü körüne taklit edilmesine hiç razı değildir.
M. Akif, bize “kafası Gavur, kalbi Müslüman nesiller” lazım derken gençlerin sorumluluktan kaçmamalarını; haksızlık karşısında, hakkı tutup kaldıran, vatan, Allah ve Peygamber sevgisiyle dolu imanlı gençler ister.
Mazide yatıp, mazide kalkan, “Mazisi yıkık bir milletin, atisi olur mu?” sorusunu soran Akifimizi 59. ncu ölüm yıldönümünde bir kez daha anıyor; aziz ruhuna Fatihalar gönderiyoruz.