Makale

Yanı başımızdaki Rodos ve birkaç anekdot

Yanı başımızdaki Rodos ve birkaç anekdot
Dr. Bahattin Akbaş
Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

Ege’nin güneybatısında Akdeniz’e komşu bir ada Rodos adası. On iki adaların merkezi ve Ege adalarının da en büyüğü. Ada ile aynı adı taşıyan Rodos şehri ise kadim bir Osmanlı şehri. Ada 400 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalır. Bu süreçte adaya sulh ve huzur hâkim olur. Osmanlı çeşitli yörelerden iskân politikası uygular. 1912’de İtalyan işgali başlar, 1947’ye kadar... II. Dünya Harbi sonu kazananlar sınıfında yer alan Yunanlılar’a devredilir. 1972’de adada Türkler için sıkıntılı zamanlar başlar. Kıbrıs’ın alınması ile de huzurları biraz daha kaçırılır Türklerin. Türk okulları kapatılır. Nesiller Türkçeyi ana dillerini ve dinlerini öğrenmekten mahrum bırakılır. Birçoğu Türkiye’ye döner. İzmir’de otuz bin dolayında Rodoslu olduğundan söz ediyor. Rodos’ta soydaşlarımız dağınık bir yerleşime sahip bulunmaktadırlar ve sur içinde kalan camiye ulaşımda güçlük yaşamaktadırlar. Bir zamanlar Rum nüfusa yakın oranda Türk nüfusu varken şimdilerde bu oran çok azalmıştır. Hâlen 3500 dolayında Türk vardır adada yaşayan. Yine Türkçe ve din öğrenimi imkânlarından mahrum bırakılmışlardır. Camilerin bir kısmı yıkılmış, bir kısmı restore bahanesiyle kapalı vaziyettedir. Süleymaniye Camii 1983’te restore bahanesiyle kapatılmış, yakın zamanda yeniden açılmış ama ibadet amaçlı değil de müze olarak!
2011 Ramazan Bayramı’nda bu muhteşem mabette geçmişin hasreti ve buna da şükür duygularıyla hep birlikte bayram namazı için camiye geçtik. Bayram sabahı Süleymaniye’ye çıkan yollar ve cami bahçesine zeytin dalları ve güller serpilmişti. O gün bu tarihî camide vaaz vererek namazı kıldıracak olmanın heyecanı akşamdan içimi kaplamıştı. Bu duygu ve düşüncelerle kürsüye çıktım. Bir miktar Kur’an tilavetinden sonra sohbete başladım. Vaazın sonunda Müftü Vekili İsmail Çakıroğlu birkaç cümle ile selamlama ve tebrik konuşmasında bulundu. İlerleyen yaşının da verdiği hâletiruhiye ile oldukça duygulandığı görülüyordu. Bayram namazı için cami erkenden dolmuş ve cemaat dışarı taşmıştı. Bayram namazına bayanlardan da iştirak edenler vardı. Geniş bir cemaatin iştirakiyle bayram namazını coşkulu bir şekilde eda ettik. Bayram namazında özellikle yaşlılar Süleymaniye Camii’nin her daim ibadete açık olduğu eski günleri yad ederek duygulu anlar yaşadılar. Cemaat büyükleri Türkiye Türkçesi ile hoş bir hutbe ve vaaz dinlemekten duydukları memnuniyeti ifade ederek bu bağlamda şahsım aracılığı ile Başkanlığımıza teşekkürlerini dile getirdiler. Bayram namazından sonra hemen karşıda bulunan Hafız Ağa Kütüphanesine geçildi. Yazma ve nadide eserlere ve diğer matbuata ve Osmanlı mutasarrıflarına ev sahipliği yapan bu tarihî esere önceden Türk Kütüphanesi denirken şimdilerde Müslüman Kütüphanesi levhası takılmış. XVI. asırda inşa edilen bu tarihî mekânda her iki mabette bayram namazını kılan soydaşlarımız ve diğer Müslümanlar toplanarak bayramlaşma merasimine geçiliyor, müftü vekili, din görevlileri dinî kisveleriyle bulunuyorlar. Bu vaziyette camiden kütüphaneye geçerken yoldaki Yunanlı esnafın farklı dinden de olsa din adamlarına gösterdiği saygı ve bir şeyler ikram etme çabaları ilginç bir anekdot olarak hatırda kalıyor.
Bayramlaşmada salavatlar, tebrikleşmeler ve ikramlar duygulu anlar yaşatıyor insana. Merasime bayanlar ve çocuklar da iştirak ediyorlar. Sevincin paylaşıldığı anlar görülmeye değer. Türkiye’den misafir gelenler de bu duygulu anlara şahit oluyorlar. Türkiye’den Hafız Ağa ve Fethi Paşa ahfadından Fethi Paşa Özel Vakfı Mütevelli Başkanı Cengiz Fethi Argeşo da ailesiyle birlikte geliyor ve bir anlamda ev sahipliği yapıyorlar. Adada sur içinde yer alan İbrahim Paşa Camii hâlen beş vakit ibadete açık olan tek camidir. Teravih ve cuma vakitlerinde cami dolmaktadır. Türkler farklı makamlarda salatüselamlar, ilahi ve kasidelerle teravihlerini kadın-erkek, çoluk-çocuk eda etmeye çalışıyorlar. Kadir Gecesi’nde gündüz Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi’nde sakalı şerif, salavat-ı şerifeler eşliğinde, binlik büyük tespihle cemaatin de iştirakiyle kelime-i tevhitler getirilerek alınıyor ve İbrahim Paşa Camii’nde ziyarete açılıyor. Özellikle hanım cemaatin gözyaşları içindeki ziyareti ve günün akşamında hep birlikte camide tarihî binlik tespihle kelime-i tevhitler çekilmesi müstesna anlar yaşanmasına vesile oluyor. Çalışmak amaçlı adada bulunan diğer Müslümanlardan gelenler de var cemaatte. Bir zamanlar sur içindeki Süleymaniye, Mustafa Paşa, Ağa Camii ve İbrahim Paşa Camilerinin açık olduğunu, namaz vakitlerinde cemaatle dolu olarak namaz kılındığını söylüyor orta yaşın üzerindekiler. Cemaatin azaldığından hayıflanıyorlar. Batı Trakya kökenli İlter Hoca dinî rehberliğin yanında çocuklara Türkçe öğretmeye çalışıyor. Diğer yaş kesimlerine yönelik dinî bilgiler de vermeye çalışıyor. Ama ada halkı korkutulmanın ve sindirilmenin, ihmalin sıkıntılarını tam atamamış vaziyette. Biraz daha ilgi, gayret ve manevi destek gerekiyor. Ailelerin de çocuklarına karşı dil ve din konusunda biraz daha ilgi göstermeleri gerekiyor. Kendi ortak söylemleri bu. Hele yeni neslin ihmal edilişine ve ailelerin ilgisizliğine dair sıkça dillendirdikleri bir ifade var ki üzücü gerçekten; “Hocam çocuk sabah kalkıyor “kalimera” (günaydın) diyor, anne baba “kalimera” diyor, hiç olmazsa sen günaydın desene.” şeklinde hayıflanıyorlar… Soydaşlarımız yabancılarla evliliklerin arttığını, özellikle yeni nesilden gençler arasında bu durumun çok yaygın olduğunu belirtiyorlar. Bu evliliklerin Türklük ve Müslümanlık değerlerinin erozyona uğramasına sebebiyet verdiğini dile getiriyorlar.
Rodos adasının aynı adla anılan başşehri o muhkem surları içinde insanda âdeta zaman tüneline girmiş gibi bir izlenim bırakıyor. Sur içi ayrı bir dünya. Âdeta tarihe yolculuk ediyorsunuz. Sur ve içindeki taş yapı evler ve işyerleri korunmuş. Ada sadece denizi, güneşi ve kumsallarıyla değil, tarihî doku ve orijinalliğiyle de pek çok turisti kendine çekiyor. 130 bin nüfuslu ada oldukça tarihî ve turistik olup, yılda nüfusunun on beş-yirmi katı kadar turist çekmektedir. Hava derseniz çok yumuşak, mutedil. Ada hoş bir iklime sahip. Dünyanın en güzel iklimlerinden birinin Rodos’ta olduğu belirtiliyor. Ilıman bir iklim sizi karşılıyor. Temmuz ve ağustosta bile insanı hiç bunaltmayan ve hafif esen meltemlerle rahatlık veren bir havası var.
Adanın sakinleri soydaşlarımız, evlad-ı fatihan hem dertli hem de oldukça hassas ruhlu, duygulu insanlar. Bizi unutmayın, sıkça hatırlayın ve ziyarete gelin, büyüklerimiz de gelsinler, vakıf eserlerimiz, mabetlerimiz terk edilmişlikten ve yıkılmaktan kurtulsun; dinî ve kültürel haklarımıza sahip çıkabilelim düşüncesini dile getiriyorlar.