Makale

İSLAM'DA ÇOCUK HAKLARI


İSLAM’DA ÇOCUK HAKLARI
Prof. Dr. İbrahim Canan

ÇOCUK hakları meselesi, içinde bulunduğumuz asrın gündemini hep işgal etmiştir. Bu adı taşıyan 10 maddelik beyannamenin, Birleşmiş Milletlerce resmen ilân edildiği 1959 yılından bu yana ise, gittikçe artan bir canlılıkla bütün dünyanın nerdeyse hergün meşgul olduğu başta gelen konulardan biri olmuştur
Mezkûr beyannamenin Batılılar tarafından ortaya konmuş olması sebebiyle, meselenin İslâm tarihinde ihmal edildiğine dair zihne gelebilecek bir kanaatin yanlışlığını hemen belirtmek isteriz. Hatta her çeşit mübalağadan uzak olarak deriz ki o "Çocuk" ve "Hak" kelimelerinden mürekkep "çocuk hakkı" tabiri ve bu tabirin zihinlerde uyandırdığı mana ve mefhum, insanlık tarihinde, ilk defa, Fahr-i Kainat aleyhissalatü vesselam efendimizin fem-i mübareklerinde dünyaya gelmiştir. Bu meseleye, yenilerde eğilen Batının tarihinde ise hiç bir zaman mevzubahis edilmemiştir.
Derken 1959 yılı 20 Kasımında Birleşmiş Milletlerin Genel Kurulunda Çocuk Hakları Beyannamesi adı altında 10 maddelik bir beyanname metni kabul edilmiştir. Bu beyannameyi şöyle özetleyebiliriz:

I. Madde : Beyannamede tesbit edilen haklar, hiçbir ayırım yapılmadan bütün dünya çocuklarına tatbik edilmelidir.
II. Madde : Çocuk, normal bir gelişmeye mazhar olabilmek için, hususi bir himayeye mazhar olmalıdır.
III. Madde : Çocuk bir isim ve Milliyet hakkına sahiptir.
IV. Madde : İçtimaî güvenliğe mazhar olmalı, doğum öncesi ve sonrası maddî
yardımlarla desteklenmelidir.
V. Madde : Özürlüler hususi alâka ve yardım görmelidir.
VI. Madde : Çocuk şefkate muhtaçtır, onu imkan nisbetinde annesi terbiye etmelidir.
VII. Madde : Çocuk meccani ve mecburi bir temel eğitim hakkına sahiptir.
VIII. Madde : Çocuk bütün durumlarda himaye ve yardıma ilk mazhar olanlar arasında
yer almalıdır.
IX. Madde : Çocuk ihmal, istismar ve gaddarlığa karşı korunmalıdır.
X. Madde : Çocuk ırkî, dinî tefrikadan korunmalıdır



“Çocuk hakları gerçek teminatını İslâm’da bulmuştur.”
Biz bu beyannameyi, Batı hukuk tarihi açısından fevkalade mühim, şayan-ı takdir bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Bu gerçekten Batı için yenilikler, gelişmeler dolu bir merhaledir. Batı buna uymuşmu-dur? Yazıya döktüğü esasları hükümran olduğu yerlerde bütün çocuklara aynen uygulamış mıdır? Bu ayrı bir konu. Şu kadarını söyleyebiliriz: En azından Avru-pa’daki Türk çocuklarına tatbik ettikleri uygulamalardan ıttıla peyda ettiklerimiz kadarıyla bu maddelerin Avrupalı olmayan çocuklar hakkında şimdilik kâğıt üzerinde mürekkepten öteye geçmediğini biliyoruz. Batı sanki bu maddeleri Avrupalı çocuklar için ilan etmiş gibidir, çifte standart içindedir.

İSLAM’DA ÇOCUK HAKLARI
Çocuk hakları, İslâm’da tarih olarak Kur’an ve hadisle başlar. Hatta insanlığın gün-demine "Çocuk Haklan" mefhumunu müstakil bir konu olarak İslâm getirmiştir, diyebiliriz. Çünkü bizzat Resulullah’ın hadislerinde "çocuğun hakkı" diye başlayan bir kısım meseleleri beyan eden açık naslar vardır. Keza, Kuran-ı Kerimde "hak" olarak yorumlanabilecek çocuklarla ilgili birçok ayetler mevcuttur.

ÇOCUĞUN IHSÂN-I İLÂHİ" BİLİNME HAKKI
Kur’an-ı Kerim, bazı âyetlerde, müşriklerin, kız çocuğu doğduğu zaman yüzlerinin simsiyah kesilecek şekilde üzüldüklerini belirtir (Nahl, 58-60, Zuhruf, 17)
Kurana göre kızı da erkeği de veren Allah’tır. (Şura 49). Erkek kadın için, kadın da erkek için bir libas durumundadır (Bakara 187). Üstelik hangisinin kişiye daha faydalı olacağı bilinemez (Nisa 11), Öyleyse, kız, erkek evlat arasında ne diye ayırım yapılmaktadır? Bu Kur’anî dersin gereği olarak Resulullah aleyhissalatü vesselam, kız erkek ayırımı yapmadan, doğan her çocuğu, Cenabı Hakkın bir lütfü bilerek sürür izhar etmeyi sünnet kılmış, doğumun haftasında akika kurbanı kesmeyi, ayrıca ziyafet vermeyi teşri buyurmuştur.
HAYAT HAKKI
Birçok ayette çocukların öldürülmesi yasaklanmakta ve bunun sorumluluğu dile getirilmektedir.

HELÂL RIZIK HAKKI
Rızkın içerisine her çeşit maddî ihtiyaçları girer: Yiyecek, içecek, giyecek, mesken, ilaç,... Bunlara kısaca nafaka da denmektedir. Nafaka, baba üzerine bir vecibedir. Hadis, nafakanın maddeten, manen temiz olması gereğini nazara vermektedir.

SÜT EMME HAKKI
Kuran-ı Kerim, çocukların gelişmesinde mühim bir safha olan süt devresine iki ayrı ayette yer verir ve annelerin yavrularını tam iki yıl emzirmelerini irşad eder (Mealen): "Anneler, çocuklarını, emzirmeyi tamamlatmak isteyen babalar için tam iki yıl emzirirler." (Bakara 233). Anne emzirmek istediği takdirde baba, çocuğu bir başka kadına veremez, emzirmek istemediği takdirde bir süt anne bulması ayetin devamında ifade edilir.

AİLE İÇİNDE BAKILMA HAKKI
Annesi tarafından terbiye edilme hakkı, tabiî olarak çocuğun aile içerisinde terbiye edilmesini de ifade eder. Ancak bu durum normal hallerde böyledir. Halbuki, annesi olmayan veya bakma hakkına sahip annesi veya kadın bir yakını bulunmayan yetimler, hiçbir nesebî yakını olamayan buluntu çocuklar vardır. Kuran-ı Kerim, bu durumdaki çocukların da imkan nisbetinde, aile ortamında himaye edilmesini irşad buyurur.

GÜZEL İSİM HAKKI
Resulullah umumî bir prensip olarak isimlerin güzel olmasını talep etmiştir. Uygun bulmadığı pek çok ismi değiştirmiş, bu meyanda çocukların isminin güzel olması hususunda hassasiyetle durmuştur.

HİTAN (SÜNNET OLMA) HAKKI
İslâm dini, Hz. İbrahimle başladığı belirtilen sünnet
olma hadisesini teşrî ve tamim etmiş ve bunu bazı müelliflerimiz çocuğun mendup hakları meyanında zikretmiştir.

VELAYET HAKKI
İslâm’da her çocuğun, "terbiye, nefis ve mal"ından sorumlu bir veliye sahip olma hakkı vardır. Bunlara fıkıh kitalarında "Velâyet’üt-Terbiye", "Velayetü’n-Nefs" ve "Velâyetü’l-Mal" denir. Normal hallerde bunları garantileyecek veli babadır, annesidir. Bunlar da yoksa veraset hakkına göre bir yakınıdır. Cami avlusu veya kırda bulunan çocuk misalinde olduğu üzere, hiçbir yakını bulunmayan çocuğun velisi devlettir*.

NESEB HAKKI
Çocuk veraset gibi bir kısım mühim haklarını neseb-le elde edebilir. Bu sebeple onun neseb hakkı vardır ve yeterli delillerle nesebi sü-but bulduktan sonra nefy edilemez.

FARZ-İ AYN OLAN İLİMLERİ ÖĞRENME HAKKI
Bazı hadislerde ilim öğrenmenin kadın ve erkek her müslümana farz olduğu belirtilmiştir. Farz olan bu ilimlerden ne kastedildiği ihtilâf konusu olmuş ise de, esas itibariyle günümüzde temel eğitim tabiriyle ifade edilen ve bilinmesi gereken her çeşit zaruri bilgiler anlaşılmıştır.

NAMAZ ÖĞRENME HAKKI
Resulullah hadislerinde çocuk temyiz yaşına (5-6 yaşlar) erince namazın em-redilmesini 10 (veya 13) yaşında mecbur edilmesini emreder.

OYUN HAKKI
İslâm Dini, çocuğun fıtrî olan oyun ve oyuncak ihtiyacını gözardı etmemiştir.
Söz gelimi, heykel bütün çeşitleriyle haram edildiği halde, çocukların bebeklerle oynamaları, Resulullah (S.A.S.)’dan beri caiz ve meşru addedilmiş, bunlarla oynamakta terbiyevî açıdan bir takım faydalar İcabul edilmiş "kız çocuklarının ev işlerine ve bebeklerle ilgili işlere küçüklüklerinden itibaren alıştırılmaları için" gerekli de görülmüştür.

Netice
Dinimiz, Kuran-ı Kerimin vahyi ile birlikte, çocuk meselesini büyükten ayrı olarak ele almıştır. İslâm’ın, çocuğu büyükten farklı telakki etmesi ve bir kısım meselelerini müstakilen ele alması onun bu meseledeki birinci orjinalitesini teşkil eder.
Çocuk hakları deyince, hep cici meselelerle uğraşıldığına, çocuklarımıza hep hoplamak, zıplamak, eğlenmek telkin edilerek havailiğe alıştırılıp şımartıldığına, çocuk hakları olarak, bü-yüklere, "Çocuklara karışmamak, müdahele etmemek, onları havalarına göre davranmalarında serbest bırakmak" gibi aldatıcı, kof fikirler telkin edildiğine, böylece yeni nesillerin başıboşluğa, kültürsüzlüğe itildiğine şahid olmaktayız.
Halbuki dinimiz açısından çocukluk dönemi, hayata hazırlama dönemidir. Konuşmaya başladığı andan itibaren şuurla ve sistemli bir talim ve terbiye ile hayatta zarurî olan ilimlerin verildiği, ebeveynin ve cemiyetin sıkı murakabesiyle iyi alışkanlıkların kazandırıl-dığı, millî kültürün ve hayatta zarurî olan bilgi ve becerilerin öğretildiği dönemdir.