Makale

ÇOCUK EĞİTİMİNDE SEVGİ VE ÖDÜLLENDİRME

ÇOCUK EĞİTİMİNDE SEVGİ VE ÖDÜLLENDİRME
İlhami Ayrancı

"Çocuklarımızı nasıl eğitmeliyiz?" sorusunun cevabı da, bunları uygulamaya koymak da sanıldığından zordur. Çünkü; bir çocuk bir kaynaktan uyarı alır, diğeri başka bir kay-naktan alırsa, iki kardeş arasında bile büyük farklılıklar görebiliriz.
Yapılması gereken çocuğun (frekansı diye tanımlayabileceğimiz) algılama yeteneğini gözönüne alarak harekete geçmektir. Ana-babaların, öğretmenlerin en önemli görevlerinden biri de bence; yeteneklerini keşfederek çocuğu buna göre yönlendirmektir.
Çocuk terbiyesinde prensip olarak "sertliği" örnek almak, yapılabilecek en büyük hatadır. Dayağı eğitimin kaçınılmaz öğesi gibi görenlere göre; çocuk öğrenmek istemez. Ancak korkutularak öğrenmeye zorlanırsa başarı sağlanır. Oysa eğitimin itici gücü dayak değil, içten gelen öğrenme isteği ve sevgi olmalıdır. Zor kullananlar, içinde bulundukları olumsuz duruma kendi yetersizliklerinin de sebep olduğunu, kaba gücün başkaldırıyı hızlandıracağını bilmelidirler.
Bazı kesimlerde de çocuklar acılar, zorluklar, yokluklar içinde pişirilerek hayata hazırlanmak istenir. Aksine onlar acı çekerek değil, mutluluk ve sağlık yoluyla yetişmelidirler. Görünen o ki; her alanda doğru olanın elde edilebilmesi için sevgi ve bil-ginin bir arada olması gerekiyor.
Eğitimde yapacağımız herşeyin hareket noktası inançlarımız olmalıdır. Çocuklar doğal olarak "iyi" dirler. Yalnızca refleksler ve birkaç içgüdü ile doğarlar. Çevresinin de etkisi ile bunlarla alışkanlıklar oluşur. Onun her türlü telkine açık olduğu hadis-i şerifte de açıkça bildirilmiştir. Edindiği alışkanlıkların sağlıklı ya da bozuk olması, ana-babasının ve diğer çevresinin durumuna bağlıdır. Aslında hiçbir yaş yoktur ki, içinde bulunduğu şartlar insan üzerinde etkili olmasın.
Çocuğu yönlendirirken sadece öğüt vererek soyut bir ahlâk öğretiminde bulunmak faydalı olamayacaktır. Öğüt yerine (bununla birlikte) örnek olmak ve Hz. Peygamber Efendimizin yüce ahlâkını öğreterek, onu örnek göstermek çok daha yararlı olacaktır.
Sosyal hayata intibak ederken, çocuklarda gördüğümüz yoğun merak hissi körletilmemeli, ayrıca hak edilen her durumda ödüllendirmeye de yer verilmelidir.