Makale

KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI

KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI

Şükrü ÖZBUĞDAY
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

Fert ve millet hayatında zaman tanziminin önemi çok büyüktür. Zamanı değerlendirmenin en iyi yolu da bol bol okumaktır. İnsana verilen ömür sermayesinin azlığı dikkate alındığında, hayatımızda bir günün veya bir saatin değil, bir saniyenin dahi çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Şurası unutulmamalıdır ki, coğrafi keşifler, rönesans ve reform hareketlerinden sonra, bugünkü Avrupa’yı ilim ve teknoloji zirvesine çıkaran önemli faktörlerden biri, Avrupalının zaman anlayışıdır.
Halbuki Yüce Kitabımız Kur’an’ın ilk emrinin "Oku" diye başlaması, devamında da kalemle yazmayı hatırlatması, (1) "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (2) buyurması, boş durmamayı, bir iş bitince yenisine başlamayı emretmesi...(3) önümüze nice engin ufuklar açmaktadır.
Sosyal, kültürel ve ekonomik yönden muasır bir millet olmak istiyorsak; okuyan, düşünen ve araştıran bir millet olmak zorundayız. Kültürümüzün gelişmesi, düşünce ve duygularımızın gelişmesi; edebiyat, sanat, bilim ve teknikle ilgili eserleri okumakla kazanılır. Tarihin her devrinde, yeryüzünde yaşayan milletlerin karşılaştıkları problemlerin temelinde, eğitimsizliğin varolduğu görülür. .
İnsanın öncelikle kendi kendine yeterli olması kendini tanıması, üretgen ve verimli hale gelmesi ancak okuma ile gerçekleşebilir. Çiçeğin toprak ve su yoluyla beslenmesi nasıl zaruri ise, toplumda mevcut olan gizli kaabiliyetlerin ortaya çıkması ve gelişmesinde, okuma fiili, hayati öneme haizdir.
Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi göstergelerinin en önemlisi, fert başına düşen kağıt tüketimidir. Basılan ve okunan kitap miktarıdır. Çünkü insanlar okuyarak bilgi birikimi elde ederler. Bu sebeple olaylara daha geniş perspektiften bakarak yorumlar ve sağlıklı değerlendirme imkanı bulurlar.
Sevginin, hoşgörünün, doğrunun, ahlâk ve faziletin yegâne kaynağı kitaptır. Ruh! ızdırapların ve pek çok dertlerin ilacı da kitaptır. Ünlü düşünür Montesquieu "Çeyrek saatlik bir okumanın gideremediği bir üzüntüm olmamıştır" der.
Kitaplar, binlerce yıllık geçmişin olaylarını bugünün gelişmeleri ile geleceğin yorumlarını bizlere ulaştıran vasıtalardır.
Kitaplar, günlük hayatın bir parçası olduğu kadar, fertlerin ve milletlerin yaşayışını değiştiren, geliştiren ve yenileştiren hayat iksirleridir.
Kitaplar, istikbalimizin teminatı olan gençliğimizi, sigara, alkol, kumar, uyuşturucu ve benzeri, kötü alışkanlıklardan koruyan kalkandır.
Kitaplar, zengin kültür ve medeniyetlerin kaynağı, bilgi hâzinelerinin ve yüce ideallerin anah- tandır.
Okul öncesi eğitimden başlayarak, üniversite sonuna kadar çocuklarımıza kitap sevgisi, okuma ve düşünme zevkini kazanmadan verdiğimiz diploma pek fazla bir şey ifade etmez. Bu şekilde hayata atılan kişiden kitap okuması da beklenemez.
Okuma alışkanlığı, alınan eğitimle doğru orantılıdır. Yalan, fitne, fesat, haksızlık, israf ve rüşvet gibi kötü duygulan yok edecek bir iksirdir okumak.
Gençlerin sosyal uyumsuzluklarına, insani ve ahlâki değerlerin kaybolmasına ve nemelazımcılığa karşı en iyi rehberdir okumak.
Yoksulluk, işsizlik gibi hayat şartlarının ağırlığı karşısında, pa- sifize olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan gençliği, azim ve inanç yoluna kanalize edebilecek bir psikologtur okumak.
Kişiye fikri ve ruhi sağlam bir karakter kazandırarak, insanlar arasındaki münasebetlerin, sevgi ve saygı ortamında gelişmesine yön verecek bir kılavuzdur okumak.
Kitap okumanın kişiye sağlayacağı faydalar, sayılamayacak kadar çoktur. Bunlan özetlemek gerekirse şöyle diyebiliriz.-
Kitap okumak; kişiye hayat tecrübesi kazandırarak, sosyal yönden yaşadığı topluma uyum sağlamayı kolaylaştınr.
Sağlıklı bir duygu ve düşünce ile, olayların sentez ve analizini yapmayı öğreterek, eleştirme, karşılaştırma ve tartışma kaabileyetini geliştirir.
Aynı dünyayı paylaşan milletler ve insanlarla iyi diyalog kurma, insanları ve tabiatı sevme fikrini vererek, çeşitli konularda ortak hareket etmenin gerekliliğini öğretir.
Okuyucuda sevgiyle hoşgörüyü hakim kılarak, iyi duygu ve düşünceler uyandırır.
Milli, ahlakî ve İnsanî değerlere sahip olma, koruma ve geliştirme fikri verir. Bilgi ve kültür birikimi sağlayarak, eğitim ve öğretim yönünden özellikle öğrencileri destekleyici bir fonksiyon icra eder.
Ana-babadan görme değil, düşünceden doğma bir fikirle inancın oluşmasına yardım ederek, okuyucunun önüne geniş ufuklar açar.
Bütün felaketlerin anası olan cehalet düşmanı, okuma alışkanlığının kazanılması ile yenilebilir. (4)
Az okuyan bir toplum olduğumuzu üzülerek söylemek durumundayız. Türk insanının niçin az okuduğu, kitapla neden iyi dostluklar kuramadığı konusunda ciddi olarak düşünmeli ve meseleye aile, kurum ve kuruluşlar olarak çözüm bulmalıyız.
Okumak bir ihtiyaç olduğu kadar, aynı zamanda bir sevda işidir. Türk insanında bu güzel sevdanın yayılması için kısa ve uzun vadede yapılması gereken şeyler vardır.
Geleceğin ailesini kuracak olan çocuk ve gençlere okuma ihtiyacı ve alışkanlığı kazandırabilmek için eğitim sistemi içinde sistematik düzenlemeler yapılmalıdır. Ancak, mesele sadece okula bırakılmamalı aile bu konuda üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. Bunun için çocuklara günün belli saatlerinde yetişkinler tarafından kitaplar sesli olarak okunabilir. Daha sonra okula başlayacak olan çocuğun okuma alışkanlığı kazanmasında ailenin okul ve kütüphane ilişkilerini artırması lazımdır. Okul ortamı çocuğa cazip hale getirilmeli, okuma alışkanlığı kazandırabilmek için zaman zaman mükafaatlandırma yoluna gidilmelidir. İnsana yetişkinlik döneminde okuma alışkanlığı kazandırmak biraz daha çaba ister. Yıllarca yapmadık- lan, ya da ihtiyaç olarak hissetmedikleri bir şeyi yapmalarını istemek birçok zorlukları da beraberinde getirir. Yetişkinlere yönelik çalışmalar da bu zorlukları çözecek unsurlar aranarak işe başlanmalıdır. Yetişkin psikolojisi ile çocuk psikolojisi aynı değildir, ihtiyaçtan, beklentileri ve algıla- malan çok farklıdır. Bu bakımdan yetişkine verilecek olan kitaplar öncelikle ihtiyaç ve bilgilerine cevap verebilmelidir. (5)
Toplumu, özellikle çocuklan ve gençleri kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmak için yaş ve seviyelerine göre, yerli ve yabancı yayınlara hız verilmeli kahvehaneler, gönüllü kişi ve kuruluşların desteği ile kıraathanelere dönüştürülmelidir.
1988 yılında başlatılan "En iyi hediye kitaptır" kampanyası kamuoyunda benimsenmiştir. Ancak amacına ulaştığı söylenemez. Bu nevi kampanyalar gündemde sürekli taze tutulmalı ve takip edilmelidir.
Okumak, düşünme ve araştırma sanatına yürekten inanan kitap okurları, yaptıkları ilgi çekici faaliyetlerle güçlü bir kamuoyu oluşturmalı ve bu keyfiyet her platformda tartışılmalıdır.
Kütüphaneler, daha modem ve kullanışlı hale getirilmeli; bu arada bütün halkın kütüphanelerden istifade edebilmesi için her ilde gezici halk kütüphaneleri oluşturularak, hizmeti vatandaşın ayağına götürmeli, böylece okumaya teşvik edilmelidir.
Günümüzde çokça yaygınlaşan her çeşit kitap fuarlarının
medya aracılığı ile en ücra köşeye kadar tanıtımı yapılmalı. TV kanallarında hazırlanâcak sosyal ve kültürel programlarla konu gündemde tutulmalı, gazete ve dergiler, spor ve ekonomi gibi, kitap tanıtımı ile okuma üzerinde sayfalar hazırlanmalıdır.
21. Yüzyıla devasa gelişmelerle girmeye hazırlanan bu dünyada, sanayi ve teknoloji bakımından gelişmiş ülkeler, kitap ve bilgi olayına daha pratik çözümler geliştirmektedir. Uluslararası bilgi ağının kurulmasıyla da iletişim yaygınlaştırmakta ve hızlı bir bilgi sirkülasyonu sağlanmaktadır. Şimdi ciltler dolusu bir kitap, küçük bir diske yerleştirilebilmekte, bilemediğimiz bir sözcük için, lügatlarla zaman kaybetmek yerine, bir tuşa basmak yeterli olmaktadır. Fakat bütün bu gelişmelerin kitaba olan ilgiyi ve okuma olayını azalttığını iddia etmek yanlıştır. Kitaplar her zaman değerlerini muhafaza edecek ve hiçbir zaman önemini yitirmeyeceklerdir.
Kendi iç dünyamızda ve dünya coğrafyasında, iyiyi, güzeli, sevgi ve hoşgörüyü hakim kılmak istiyorsak; her zaman, her yerde ve her fırsatta kitabı elden bırakmamalıyız. Manevi hazların şahikaya erişmesi de, gönlümüzde huzurun taht kurması da ancak kitap sevgisi ve okuma ile gerçekleşebilir.
Merhum Necip Fazıl aşağıdaki mısralarla bunu ne güzel ifade eder:
"Hasta olsam, ilacım, çorbam, sütüm o kitap...
Suda mantarım, gökte paraşütüm, o kitap..."
Öyle bir toplum tahayyül ediyorum ki, bahçede parkta okuyan, otobüste, trende, vapurda okuyan, kahvede, kıraathanede okuyan bir toplum.
Vatandaşlarının elinden kitap düşmeyen, hava kadar, su kadar, yemek-içmek kadar ki- | taba ihtiyaç duyan bir toplum.
Otobüs ve taksi duraklarında, otogarlarda, istasyonlarda ve her çeşit kuyruklarda beklerken kıymetli vakitlerini kitap okuyarak değerlendiren bir toplum.
Bayramları ve mutlu olayları kutlamak için postadan kitap gönderen bir toplum. Ziyaret ettiği hastasına, sünnet olan minik yakınına ve düğününe gittiği, mutlu çifte hediye olarak kitap götüren bir toplum.
İşinden akşam eve dönünce, cumartesi ve pazar günleri, hem yorgunluğunu atmak, hem de küçük yaştaki çocuklarına örnek olmak amacıyla, evimin bir köşesini kütüphane haline getirerek okuyan bir toplum. Yediden yetmişe, kitaba saygı duyan, onu seven ve okuyan, cıvıl cıvıl neşeli ve huzur dolu bir toplum. (6)
Gelin özlenen bu toplumu hep beraber oluşturalım. Milli birlik ve beraberlik içinde, kavga etmeden, kötü duygu ve düşüncelere sapmadan birbirimize karşı sevgi ve hoşgörüyle yaklaşarak ilerleyelim.

(1)Bkz. Alak Sûresi;
Âyet: 1-5
(2) Bkı Zünıer Sûresi;
Âyet: 9
(3) Bkz. inşirah Sûresi:
Âyet: 7
(4) Din Öğretimi Dergisi;
Sayı:39 (Mart-Nisan 1993)
(5) Din Öğretimi Dergisi;
Sayı:36 (Eylül-Ekim 1992)
(6) Din Öğretimi Dergisi;
Sayı:(Mart-Nisan 1993)
* * *