Makale

Doğumunun 900. yılında HOCA AHMED YESEVI

Doğumunun 900. yılında
HOCA AHMED
YESEVI

Büyük Türk mutasavvıfı, şair ve düşünürü, ilim adamı Hoca Ahmed Yesevî doğumunun 900. yıl dönümünde yurdumuzda ve bütün Türk dünyasında, çeşitli yönleriyle ele alınıyor,- İlmî konferans ve sempozyumlarla anılıyor.
26-29 Mayıs tarihleri arasında Kayseri’de, Erciyes Üniversitesi tarafından "Milletlerarası Hoca Ahmed Yesevî" adlı bir sempozyum düzenlendi. Sempozyuma Türkiye’nin yanısıra Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Tataristan, Başkurdistan, Çeçenistan, Yakutistan ve Dağıstan Türk Cumhuriyetlerinden 100’e yakın bilim adamı katıldı.
Bilim adamları Hoca Ahmed Yesevfyi ülkelerindeki bilinen ve tanınan yönleriyle ortaya koyan tebliğler sundular. Üç gün süren sempozyumda bilim adamları, Erciyes Üniversitesi kampüsü kültür sitesinde oluşturulan Türkistan ve Anadolu adlı iki ayrı salonda yapılan 18 oturumda 76 tebliğ sundular.
Erciyes Üniversitesi tarafından düzenlenen "Milletlerarası Hoca Ahmed Yesevî Sempozyumu"nun açış konuşmasını sempozyum sekreteri Doç. Dr. Abdülkadir YUVALI yaptı. YUVALI yaptığı konuşmasında Hoca Ahmed Yesevî Türklerin müslüman olmalarında büyük payı olduğunu belirterek, "Hoca Ahmed Yesevî insanlara gönül yolunda önder olmuş, yüce kişilerden biridir. Görüşleri coşkuyla ve heyecanla dilden dile anlatılmıştır" dedi. Doç. Dr. Yuvalı, Hoca Ahmed Yesevfnin Türkçe olarak, Türk Halk Edebiyatına önemli eserler kazandırdığını belirtti ve Türk dünyasında dilde birlik ilkesinin ilk uygulayıcısı olduğunu söyledi.
Açılışta ikinci konuşmayı E. Ü. Rektörü Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN yaptı. ŞAHİN; küllenip kaybolmaya yüz tutmuş olan manevî dünyamızın büyük mimarlarının sempozyumda günışığına çıkarılacağını belirterek, Hoca Ahmed Yese- vi’nin Islâm tohumunun Arabistan’da ekildiğini ama, meyvesinin Orta Asya’da Semer- kantla, Taşkent’te, Buhara’da yetiştiğini söyledi. Yine Ahmed Yesevfnin Islâmın en güzel yorumunun Ortaas- ya’da yapıldığm ifade etti. Rektör Prof. Dr. Şahin, İslâmî yorumlayan bu neslin Yusuf Hemedâni’den başlayıp, Hoca Ahmed Yesevî, Burcuvani, Bahaeddin Nakşibendi, Hacı Bektaş-ı Veli’ye kadar uzanan bir silsileyi takip ettiğini, bu silsilenin Anadolu’da Mevlâ- na’lara, Tabduk Emrelere ve Yunus Emrelere kadar bir pınar olarak akıp geldiğini kaydetti. Prof. Dr. ŞAHİN; "O pınar Gazlyân-ı Rum, Bacı- yân-ı Rum, Dervişân-ı Rum adları altında Anadolu’yu vatan yapmışlardır. O ruh Avrupa’nın ortalarına kadar gitmiş ve oralara damgasını vurmuş, vatan yapmıştır. O ruh insanı, tabiatı aşkla, sevgiyle kucaklama ruhudur. Yıkıcı değil yapıcı sayesindedir. Bu ruhtur ki, Anadolu orduya gerek duyulmadan, gönüller feth edilerek vatan yapılmıştır" dedi.
Üçüncü konuşmayı ise Başbakanlık Başmüşaviri Acar OKAN yaptı. OKAN, yaptığı konuşmada Hoca Ahmed Ye- sevfnin Türklere müslüman yurtlar hediye ettiğini, bu sempozyumun da Türk dünyasının biraraya gelmesine vesile olduğunu ifade etti.
OKAN; "Bizler Türk dünyası olarak yıllardır bir hata içerisindeyiz. Millî değerlerimizi evrensel kılabilmek için bu değerlerimizin dinî taraflarını budayıp, diğer milletlere kabul ettirme yoluna gittik ve büyük bir hata yaptık. Bazı aydınlarımız Yunus Emre’yi, Mevlânâ’yı anlatırken adeta onların müslümanlıklarını sakladılar. Bütün insanları seven, sevgiyle kucaklayan bu insanların müslüman olduklarını saklayarak ifade etmeye çalıştılar. Bu da çok çarpık sonuçlara yol açtı. Hoca Ahmed Yesevî, Yunus Emre, Mevlâna büyük insanlardır ve birer zirvedirler. Zirveler birden bire teşekkül etmez. Zirveye ulaşmak için merhalelerden geçmek gerekir. Ahmed Yesevî, müslüman olduğu, onu iyi anladığı ve kendinden sonrakilere de İyi anlattığı İçin büyüktür, zirvedir. Yesevînin milliyetimizin mührü oluşundaki temel sebep de işte budur" dedi.
Kazakistan Büyük Elçiliği Baş Müşaviri Bahçesar NUR- BAYEV de açılışta yaptığı konuşmasında, "Bize birlik gerek, dirlik gerek. Türkiye devleti bizlere ekonomik, bilim ve din dalında model köprü olmalıdır. Bizim (Kazakların) bir atasözü vardır. "Birlik olan yerde, dirlik vardır." Onun için birlik olup bölünmememiz gerek. Biz biliyoruz ki; Türkiye, Türk halkı ister Kazak olsun, ister Kırgız olsun, isterse Özbek olsun, kökümüz, tarihimiz, medeniyetimiz, dinimiz birdir, öyleyse dilimiz de bir olmalıdır" diyerek duygularını dile getirdi.
Sempozyumun açılışına katılan Özbekistan Büyükelçiliği Başkonsolosu Rüstem Ral- mov sözlerine; "Bizleri biraraya getiren Hoca Ahmed Yesevfnin 900 yıllık birleştirici, manen coşturucu selamıyla sizleri selamlıyorum" diye başladı.
Rüstem Raimov; "Fikri de zikri de sevmek-sevilmek, bütünleştirmek olan Hocamız Ahmed Yesevî, bugün de burada bizleri bütünleştirdi. Geçmişimize bakarak Hoca Ahmed Yesevî gibi bizlere yol gösteren, ışık tutan rehberlerimize sahip çıkmalıyız. Bizler bugün Türk âlemi olarak buna daha da çok muhtacız.
-1993 yılının Hoca Ahmed Yesevî yılı olması Türk halkı için büyük bir şereftir. Bu sempozyum inşallah bizleri tarihimizle, kültürümüzle, medeniyetimizle birbirimize bağlayan bir bağ olsun" dedi.


ESSELÂM
Göklerde son ilâm;
Allah bir, bir İslâm,
Şekiller, elif lâm;
Ne bir harf, ne kelâm;
Esselâm, esse lâm..
Yer çökük gök soluk;
Diz bükük, saç yoluk,
Ne varsa korkuluk
Ne bir harf, ne kelâm;
Esselâm, esselâm...
Bu hayat bir ezber;
Hayattan ne haber,
O’nunla beraber.
Ne bir harf, ne kelâm;
Esselâm, esselâm...
Ön ve ard, sağ ve sol,
Bin yılda yol bu yol.
Emir: Öl, yahut ol!
Ne bir harf, ne kelâm;
Esselâm, esselâm...
Elinde alâmet,
İzinde selâmet,
Tek isim... Muhammed....
Ne bir harf, ne kelâm;
Esselâm, esselâm....
Necip Fazıl KISAKÜREK