Makale

İSLAM - TÜRK TARİHİNDE İLK UÇMA DENEMELERİ

İSLAM - TÜRK TARİHİNDE İLK UÇMA DENEMELERİ

M. Asım KÖKSAL

Cenâb-ı-Hak, Ademoğullarını, kâinatta her şeyi dilediği gibi idare ede­bilecek ve onları kendi menfaatlerinde kullanabilecek bir kaabiliyette yarat­mıştır.

Bu cihet Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle açıklatmaktadır: «Görmüyor musunuz ki Allah, göklerde ve yerde olanları size müsahhar kılmıştır.» (Lokman, 20).

O halde insan, kaabiliyetlerini inkişâf ettirebildiği takdirde bütün tabiat kuvvetlerini de kendilerine âmâde bir vaziyette bulacak. Denizlerde balıklar gibi yüzebileceği gibi havada da kuşlar gibi uçabilecektir. Çünkü Allah’ın vermiş olduğu kaabiliyeti inkişaf ettirmek suretiyle yüzmek ve uçmak kanun­larını keşif ve onlardan istifade edebilecektir. Kur’ân-ı Kerim bu hususta şu uyarmalarda bulunmaktadır: «Gökle yer arasında müsahhar olup uçuşan kuşları görmüyorlar mı? Onları, öyle yalnız Allah tutar. Bunda mü’minler için bir fakım ibretler var.» (Nahl, 79).

«Denizi size müsahhar kılan Allah’dır ki, orada onun emir (ve izniyle) gemiler yürüsün, siz de inâyeti sâyesinde ticâret ve menfaat elde edesiniz Ve nimetlerine de şükredesiniz.» (Câsiye, 12).

Uçmak, bizde dinî bir terimdir. Türkçemizde cennetin adı «Uçmak» değil midir?

Allah’ın yarattıklarına ibret gözüyle bakan atalarımızdan kuşlar gibi göklere ağmaya çalışanlar olmuştur. Bundan 10 asır önce, Türkistanlı meş­hur dilci «Filolog» Cevheri İsmail, kuşların uçuşlarını inceledikten sonra uç­ma denemesi yapmıştır: Beline başladığı iki büyük kanatla Nişabur camimin damından havaya fırlayan Cevheri, bir müddet uçtuktan sonra, ansızın çı­kan rüzgâra karşı kanatlarını idare edemiyerek düşüp parçalanmıştır. Cevherî’yi Türklerin ilk hava şehidi saymak gerekir.

Müslümanlardan, Cevherî’den önce uçma teşebbüsünde bulunan da var­dır: Şair Ebul Kasım Firnasoğlu. Bu zât, büyük kuş kanatlarından iki kanat takınıp onlarla havada bir müddet uçmuş ise de Havadan yere inmek için kuşların kuyruklarından faydalandıklarının farkında olmadığından, iniş mu­vazenesini temin edemiyerek düşmüştür.

Sultan Murat IV. devrinde de uçmağa iki Türk muvaffak olmuştur. Bun­lardan biri Ahmet Çelebi, diğeri Lagari Hasan Çelebi’dir.

Ahmet Çelebi, bugünkü plânörlerin nüvesi sayılabilecek iki kanat üs­tünde rüzgâr cereyanlarının kuvvetinden faydalanarak Galata Kulesinden Üsküdar sırtlarına konmağa muvaffak olmuştur. Bunu tâkip eden ikinci uçuş İse bugünkü füzelerin ilk örneği olan bir fişekle olmuş ve bu da Dördüncü Murad’ın gözü önünde Lagari Hasan Çelebi tarafından tam bir başarı ile ya­pılmıştır.

Avliya Çelebi, bu ilk roket uçuşu hakkında izahat verir ve Hasan Çelebi’nin bu başarısından dolayı bir kese akçe ihsâna nâil olduğunu ve 70 akçe ile de Sipâhi yazıldığını bildirir.