Makale

DİKİŞSİZ ELBİSE GİYECEKLER

DİKİŞSİZ ELBİSE GİYECEKLER

(Hac dolayısıyle)

Ahmet YÜZENDAĞ

Huzûr, insanlar için en büyük yaşama kaynağıdır. Dünyada onun kadar değerli hiç bir şey olamaz. Gün olur uğruna, binler, milyonlar dökülür de yi­ne elde edilemez. Bozan da bir baş soğan ve bir dilim kuru ekmek içindedir..

O, şahlan bir nesne de değildir.

İnsandaki huzuru, iç düzeni sağlayan çeşitli şeyler vardır. Hele üzerle­rine düşen bir ödevi İnsanlık yararına ve hakkıyla yapanların gönül rahatlı­ğı ne büyüktür! Bir de Allah’ımıza karşı olan kulluk ödevlerimiz, yâni ibâ­detlerimiz var. Onları yerine getirmekle kazanılan huzûr ise, îzah edilemiyecek kadar sonsuzdur.

İşte gerçek müminin aradığı da budur. O, sırf Allah’ı hoşnut emek, O’nun rızâsını kazanmak için ibâdet eder. Müslümanların yapmakla yükümlü olduk­ları ibâdetleri: Kelime-i şahadet (Şahadet ederim ki Allah’tan başka Tanrı yoktur; yine şahadet ederim ki: Muhammed O’nun kulu ve resûlü «elçisi» dir.) demek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacca gitmek... dir.

Hacc mevsimi olması dolayısiyle bu konuya ilişmek istiyorum. Hacc, hâli vakti yerinde olan Müslümanların ömürlerinde bir kere yapmakla mükellef bulundukları hem bedenî, hem de mâlî bir ibâdettir. Yürüyemiyecek kadar kötürüm, hasta ve vücut organları sakat olanlar ile fakirlere, hacc etmek fart değildir. Hele, evinde çoluğu çocuğunun en az birkaç aylık yiyip içece­ği bulunmayan, evi yurdu olmadığı gibi, geçimi de iyi olmayan bir kimsenin, bilhassa borç para bulup hacca gitmesi hiç de doğru değildir.

Hacc’dan maksat: Belirli zamanda Mekke’deki Kabe’yi ziyâret etmek ve Arafat dağında vakfe (duruş) de bulunmaktadır. Bir de ihrama girmek var­dır ki, böylece haccın farzları ortaya çıkar.

Bir hacı namzedi, Mekke’ye varmadan önce belli yerde İhrâm’a girer. İhrama girmek için traş olmak, bütün elbiseleri çıkarıp sadece dikişsiz bir örtü örtünmek, iki rek’at namaz kılarak hacca niyet etmek burada olur.

Sonra (Kurban Bayramının arife gününde) Arafat dağına gidilir. Orada Allah’a duâ ve niyazda bulunulur. Kurban Bayramının ilk günü Kabe tâvâf edilir. Kâbenin etrafı yedi kere dolaşılır.

Hacc ibâdetinin kendisine göre bir takım usûl ve erkânı vardır. Bunlar tamam olunca, ibâdet de sahih olmuş sayılır.

Müslümanların hac maksadı ile dünyanın her bucağından gelerek Mek­ke’de toplanmaları, bir çok faydalar sağlar. Çeşitli ırk ve milletten insanlar, birbirlerini tanımak imkanını bulurlar.

Bilhassa şu noktaya dikkat etmelidir: Müslümanlar, ihrâma girerken el­biselerini çıkarıp sadece bir örtüyü bürünüyorlar. Elbette bunun bir hikmeti olacak. Bu durum karşısında insanın aklına şunlar geliyor.

İslâm Dini, eşitlik esâsına dayanan bir dindir. Nasıl ki câmide namaz kı­lınırken zengin, fakir, âmir, me’mûr, genç, yaşlı, aranmıyor ve herkes aynı safta sıralanıyorsa, işte İhrama giren hacı namzetleri de hangi ulustan olur­larsa olsunlar, zenginlik dereceleri, mevkileri ne olursa olsun, kadın erkek hepsi biribirlerînden farksızdırlar. Orada kimse kimseden ayrı ve üstün bir durum arzetmez.

Tıpkı insanların dünyaya bir parça et hâlinde gelişi gibi... Tıpkı dört metrelik bir bez parçasına bürünüp mezara gömülüş gibi...

Dikişsiz bir örtü altına girip, cân-u gönülden Allah’a duâ eden, ondan yardım dileyen, hattâ hayâtı boyunca hiç kimsenin hakkına ilişmiyeceğine, dâima en doğru yol üzerinde bulunacağına, olgun bir insan olacağına ciddî olarak Allah’a söz veren ve gerçekten öyle olan hacılarımıza ne mutlu!

İşte onlardır ki, dinî ve İnsanî ödevlerini tam olarak yaptıkları için İlâhî ve sonsuz huzûra hak kazanırlar.

Biz dileriz ki, hacılık kisvesi sadece şekilde kalmasın, saçla sakalla, hacı yüzüğü ile, takke ile gösterişe terk edilmesin. Hacılar Beytullah’ta Allah’a ye­min etmişlerdir, söz vermişlerdir. Allah, her şeyi en iyi bilendir. Çünkü Allah, en gizli olanları, hattâ zihinden geçenleri de bilir...