Makale

başyazı

başyazı

PROF. DR. ALİ BARDAKOĞLU
DİYANET İŞLERİ BAŞKANI

İslâm dininin merkezinde yer alan Yüce Yaratıcı’yı tanıma ve sevme demek olan iman ile Yüce Yaratan’ın istediği simgesel belli davranışları yaparak O’na bağlılığı gösterme demek olan ibadetler, kişinin özgür iradesiyle belli bir varlık anlayışına, özel bir inanç topluluğuna, belirli bir ahlâk ve değerler sistemine aidiyet beyanı anlamına gelir. Kur’an-ı Kerim’de ortaya konulan ve Hz. Peygamber’in örnekliğiyle somutlaşan değerler, doğru dinî bilgi eksenli ahlâk merkezli bir dindarlığın insanın samimiyetine bağlı olarak hayata dönük pratik ve yaşanabilir gerçeklikler olduğunu göstermektedir. Nitekim doğruluk, kolaylaştırmak, adaletle davranmak, işleri ehline vermek, anlamsız ve yararsız şeylerden uzak durmak, sözünde durmak, emanetlere riayet etmek, iyilikte yarışmak, kötülüklerden sakınmak, kimsenin, canı, malı, ırzı, namusu gibi temel haklarına tecavüz etmemek, insanlara üstünlük taslamamak, fakir, düşkün, ve yetimi kollamak, cömert olmak, hırs, hased, kin, gıybet, koğuculuk, kibir, böbürlenme vb. kişilik ve davranış bozukluklarından uzak durmak, kimsenin gizli halini araştırmamak, mütevazı ve alçak gönüllü olmak, yeryüzünde böbürlenerek yürümemek, yürüyüşünde mütevazi olmak, sesini kontrollü kullanıp başkalarını rahatsız etmemek, güler yüzlü olmak, başkalarını yersiz tenkit etmemek, kimsenin ayıbını yüzüne vurmamak, bağışlayıcı olmak, iffet ve haya sahibi olmak, insanları eşit tutup aralarında fakir-zengin, büyük-kü- çük, din-dil-renk ayırımı yapmamak, cömert olmak ve nimetleri paylaşmak gibi İslâm’ın pek çok ahlâkî düsturu, maddî-manevî problemlerle karşı karşıya kalan modern dünyamızın en çok ihtiyaç duyduğu temel değerlerdir.
Bunun için ahlâklı, düşünen, problemlerine çözüm önerileri üreten, doğru ve yararlı amel işleyen, doğru bilgi kaynaklarına ulaşan ve bunları yeni bilgiler üretmek için kullanabilen bir insan modeli yetiştirmeyi amaçlayan ve bunun nasıl olacağı ile ilgili örnekler veren Kur’an’ı ve onun tebliğcisi ve uygulayıcısı olan Hz. Peygamberi bilinçli bir şekilde rehber almak suretiyle bilgi eksenli ahlâk merkezli bir dindarlık oluşturmaya ihtiyaç duyduğumuz ortadadır.
Kur’an bizden dünya mutluluğu için "en güzel ahlâk üzeresin" buyurduğu ve kendisi de "en hayırlınız, ahlâken en üstün olanınızdır" ve "güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim" diyen Hz. Peygamber (s.a.s.)’e uyup, kendisini örnek almamızı istemektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, örnek almak için örnek alınacak şeyin doğru anlaşılması gerekir. Doğru bilgi olmadan anlam ve anlamaktan söz etme imkanı yoktur. Örnek almak için doğru bir bilgi ve üst düzey bir bilinçlilik durumu gereklidir. "De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (Zümer, 9) ifadesiyle bilinçlilik haline işaret eden Kur’an’da "Bilmediğin şeyin ardına düşme; çünkü kulak göz ve gönül bunların hepsi ondan sorumludur" (lsrâ, 36) ifadesiyle de İlâhi hitabın bu gerçeğe dikkat çektiği görülmektedir.
Bizleri, kendimizi ve Yaratanımızı tanımaya ve hayatımızı bütüncül bir kavrayış içinde anlamlı ve verimli kılmaya yöneltmesi nedeniyle Yüce Rabbimiz tarafından bizlere lütfedilen asla dönüş, manevî diriliş ve yükseliş fırsatları olarak gördüğümüz üç ayların, mübarek gün ve gecelerin Milletimizin ve Islâm âleminin birlik ve dirliğine, insanlığın hidayet, barış ve huzuruna vesile olmasını niyaz ediyorum.