Makale

İÇKİ HER KÖTÜLÜĞÜN ANAHTARIDIR

Lütfi ŞENTÜRK / Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

İÇKİ HER KÖTÜLÜĞÜN ANAHTARIDIR

İslâm dini ferdin de toplumun I da sağlıklı, huzurlu ve mutlu A yasamasını hedef almış bir dindir. Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin Sünneti incelendiği zaman bu husus çok açık bir şekilde görülecektir.
Ferdin sağlığını tehlikeye düşüren, toplumun huzurunu bozan her şey, dinimizde yasaklanmıştır. Başka bir ifade ile, dinimizde haram olan her şey, insan için zararlı olduğundan yasaklanmıştır.
İçki de buı yasaklardandır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruluyor:
“Ey mü’minler, şarap, kumar, dikili taslar (putlar], fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durunuz ki, kurtuluşa eresiniz. Şeytan içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?” 1
Ayet-i Kerime ne kadar açık ve de etkileyici. Şeytan, içki sebebiyle insanlar arasına düşmanlık ve kin sokuyor ve Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoyuyor. İçki sofralarında kıymetli vakitlerini kaybeden insanların aklına namaz gelmiyor. Gelse bile sarhoş olarak bu görevi ifa etmeleri mümkün olmuyor. Böylece vakitler geçip gidiyor.
İçkinin faydalı olduğunu söyleyen hiç kimse yoktur. Çünkü içki, insanın aklını basından alıyor, sağlığını olumsuz şekilde etkiliyor. Mide ve akciğer gibi iç organlarda yaptığı tahribat ile vücudun çalışma düzenini bozuyor.
Ayrıca içki sinir sistemini de bozarak cinayetlere varan kavgalara yol açıyor. İçki sadece içenlere zarar vermekle kalmıyor. Tıb uzmanlarının bildirdiklerine göre; içki, onu içenin soyundan gelen çocuklara da zarar veriyor. Alkolik bir babanın çocukları arasında geri zekâlılık ve şizofrenik oranı artıyor.
Konuyu anne yönünden düşünecek olursak, durum daha da vahimdir. Şayet anne hâmile iken alkollü içki kullanırsa alkol, karnındaki bebeği etkiler ve bebek üzerinde büyük zararlar^ meydana getirir. Gelişmiş insan üzerinde birçok zararları olan içki, organları çok narin, henüz gelişmekte olan bebek üzerinde daha fazla zararlı oluyor, içki kullanan annelerden zekâ geriliği olan çocuklar dünyaya geliyor, hatta hamile iken devamlı alkol kullanan annelerden doğan bebekler adeta alkolik bir şahsın görüntüsünü veriyor.2
İçki, aile hayatını felce uğratır. İçki içen insanların çoğu aile ve çocuklarını ihmal eder. Esi ile devamlı kavga halinde bulunur. Böyle huzursuz bir aile, varlığını sürdüremez. Sürdürse bile bu aile de büyüyen çocuklar rahatsız ve tedirgin olur. Anne ile babanın devamlı kavga etmesi onları huzursuz eder. Bu yüzden boşanan ailelerin sayısı az değildir.
İçki bu kadarla da kalmaz. Büyük ölçüde can ve mal kaybına sebeb olan ve pek çok kimsenin sakat kalması sonucunu doğuran trafik kazalarının bir kısmı alkollü araç kullanmaktan meydana gelir.
Görülüyor ki içki fert için olduğu kadar toplum için de bir felakettir. Bunun içindir ki, Sevgili peygamberimiz:
“İçkiden sakının, çünkü o, bütün pisliklerin anasıdır." 3 buyurmuştur. içkinin değil keyif için kullanılması, ilaç olarak içilmesine bile Peygamberimiz müsaade etmiyor.
Tarık b. Süveyel el-Cûfî, Peygamberimize şarabın hükmünü sormuş; o da, onu şaraptan menetmişti. Bunun üzenine Târık: “Ama ben onu safice ilaç için yapıyorum” deyince, Sevgili Peygamberimiz: “O ilaç değil, derttir” buyurmuştur.
Ancak gerek içki gerekse diğer haram olan şeylerin hastalığı tedavi edeceği kesin olarak bilinir ve başka ilaç da bulunmazsa o takdirde haram olan şeyle tedavi caiz olur. 5
Her ne kadar âyette yasaklanan hamr (şarap) ise de Peygamberimiz, sarhoşluk veren her şeyin şarap ve her şarabın da haram olduğunu6 bildirmiştir.
İçki alışkanlığı, en kötü alışkanlıklardandır. Böyle kötü alışkanlıklardan hem kendimizi ve hem de çocuklarımızı korumalı; içkinin ilerde doğuracağı kötü sonuçları çocuklarımıza öğretmeliyiz.
Yazımızı Peygamberimizin bir uyarısı ile bitirelim: "Ebu’d-Derdâ (r.a.) "’diyor ki: Peygamberimiz bana: “Sakın içki içme, çünkü o, her kötülüğün anahtarıdır” diye tavsiyede bulunmuştur.

[1] Mâide Sûresi, âyet, 90, 91.
(2) Bak; Prof. Dr. Alparslan ÛZYAZICI, Alkollü İçkiler, Sigara ve Diğerleri. 1993 Ankara, [Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü yayınlarından.]
(3) Camiu’l-Usûl fi ahâdisi’r-Resûl C.5, S. 103.
(4) Müslim, Esribe, 3.
[5] Diyanet Islâm İlmihali, Ankara 1996, 2. Baskı, S. 362.
[6] Müslim, Esribe, 7.
(7J Ibn Mâce, Esribe, 1.




Halil ÇAĞATAY

UYUŞTURUCUYA HAYIR

Şu son zamanlarda ülke insanımızı veya Türk toplumunu iyice tehdit eder duruma gelen uyuşturucu maddeler, direkt olarak kullanıldığında kimyasal niteliği ile kişinin merkezi sistemini etkilemekte ve buna bağlı olarak da ferdin bünyesinde fiziki ve psikolojik bağımlılık meydana getirerek kişide duygusal dengesizlikler, düşünme sürecinde anormallikler ve davranış bozuklukları yaratarak insanın ruhsal durumunu, çalışma ve zihni faaliyetlerini korkunç bir şekilde değiştirmektedir.
Uyuşturucu maddeler, eski dönemlerde etkilerine göre tıbbi amaçlarla ve yalnızca da batıl dinlerce ayinler esnasında, ya da ülkelerin idarecileri tarafından düşman ülkelerin askerlerini uyuşturmak suretiyle sadece savaşları kazanmak için kullanılırdı. Bunun ilk suistimali ise, 10911276 yılları arasında merkezi Alamut Kalesi olan Hassasin Devleti tarafından kullanılmıştır. Zira bu devletin kurucusu olan ve Ismaili Mezhebi’ne mensup bulunan Haşan Sabah (Hassan Sabbah), “Fida” denilen fedailerine uyuşturucu verdirmek suretiyle devlet büyüklerine karsı suikastler yaptırmıştır.
1805’de morfinin bulunmasından sonraki yıllarda 1861-1865 Amerikan iç Savaşı’nda, 1860 Avusturya-Prusya Savaşı’nda ve 18701871 Almanya-Fransa Savasında da sadece yaralı askerlerin ağrılarını dindirmek amacıyla morfin kullanılmış, ancak bu kullanımlardan dolayı askerlerin yoksunluk krizine girdikleri görülmüş, bundan dolayı da “Asker Hastalığı” seklinde isimlendirilmiştir. Bu olayın araştırmalarını yapan Levinstein ise durumu "Morfin mani sendromu” olarak tanımlamıştır.
Daha sonraki yıllarda sağlık ve nese verici olarak kullanıldığı sanılan, ancak yanlış kullanımı binlerce insanın ölmelerinden sonra anlaşılmış ve bunun üzerine de bazı devlet liderleri afyon ithal ve kullanımını yasaklamıştır.
Son yıllarda uyuşturucu madde kaçakçılığı ve ticareti basit bireysel suç olmaktan çıkmış, büyük sermaye birikimini sağlayan ideolojik yönlü organize faaliyetler seklini almıştır.
Ayrıca da bazı çıkarcı kişilerin veya yasadışı örgütlerin parasal kaynağı haline gelmiştir.
Türkiye’nin dünya üzerindeki coğrafi konumu sebebiyle, Asya ve Avrupa kıtalarını birleştiren bir transit yol olabilme özelliği, ülkemizin uyuşturucu madde trafiğindeki önemliliğini belirten sebeptir.
Dünya sanayinin gelişmesiyle ülkelerarası ilişkiler hız kazanmış, dolayısıyla da turizm, eğitim, kültür ve sosyo-ekonomik alandaki faaliyetle rin artışı sağlanmıştır. Bu da ister istemez toplumları birbirine yaklaştırmıştır. Bir ülkenin uyuşturucu kullanıcıları veya satıcıları da bu durumdan yararlanarak gittikleri ülke insanlarına uyuşturucuyu kolayca transfer etmektedirler.
Özellikle Türk toplumunun kalkınmasını ve gelişmesini istemeyen bazı ard niyetli ülkeler, ülkemizi bölmek ve bizi içten yıkmak amacı ve arzusuyla uyuşturucu maddeyi yurdumuzun her kösesine yaymak faaliyetlerinde büyük bir çaba göstermektedirler.
Ailelerin gözbebeği ve ülkemizin gurur kaynağı olan gençlerimiz bazı çıkarcı kişilerce kandırılarak uyuşturucuya alıştırılmaktadır. Bilhassa kişiliği gelişmemiş buluğ çağındaki veya ailevi sebeplerden dolayı sıkıntı ve bunalıma girmiş olan gençlerimiz, kötü niyetli uyuşturucu satıcılarının ağına daha çabuk düşmekte, dolayısıyla beyaz ölüme mahkum edilmektedirler. Yürekleri acıma duygusundan yoksun olan uyuşturucu satıcıları, hemen hemen hergün pekçok ülke gencinin ölümüne neden olmakta ve toprağın karanlığına gömmektedir. Bu durum karşısında da nice ana ve babaların gözyaşları genç mezarlarına damla damla su olmakta ve yağmur olmaktadır.
Bu güne kadar yetkililer tarafından yapılan araştırmalarda uyuşturucu kullanımının büyük çoğunluğu genç yaş grubundan olduğunu açıklamaları dikkat çekicidir. Kesinlikle insan sağlığına hiç bir yararı olmayan, kanunlarla da yasaklanmış olan uyuşturucu maddeler, ülke insanımızı dönüşü olmayan bir bataklığa sürüklemektedir.
Yine araştırmacılara göre, uyuşturucu madde kullanımının sebepleri arasında gençlerin büyük bir bölümünün sevgiden yoksun, huzursuz veya asın serbestliğin yaşandığı aile ortamlarında yetişmeleri ve aile ilgisizliği veya geçimsizliği ya da çocuklarına karşı anlayışsız kaldıkları seklindedir. Tabi bütün bunlara merak unsurunu da eklemektedirler. Ayrıca uyuşturucu kullanmayan kişinin, uyuşturucu kullanan veya satanlarla da ık etmesi uyuşturucuya başlamanın sebebi olarak kabul edilmektedir.
Gelişme çağındaki gençlerimizde kendini ispat etme, ilgi çekme ve özenti gibi sebepler de uyuşturucu kullanımına vesile olmaktadır. Ayrıca uyuşturucu madde kullanıcısı tarafından: “Bir Defa Dene, Birşey olmaz” gibi “Aşılama” yöntemiyle de kullanıcı olmayan kişiler çok çabuk bu beyaz zehire kendilerini teslim etmektedir. Dolayısıyla da bir veba’dan daha tehlikeli olan bu illete bağımlı hale gelmektedir.
Uyuşturucu madde bağımlılığının sebep olduğu bütün ölümler aşırı dozda uyuşturucu alındığında meydana gelir ve özellikle de damar içine enjeksiyon yoluyla yapılan uyuşturucu kullanımı sonucu bağımlılar arasında AIDS hastalığı ortaya çıkar ki, bu daha korkunç bir tehlikedir.
Hemen hemen her gün gazete ve televizyonlarda nice insanımızın ya da gencimizin öldüğü gözlenirken, ülke insanımızın, dahası çocuk yastaki gençlerimizin uyuşturucuya yönelmesi çok üzücü olduğu gibi acil tedbirlerin alınması da kaçınılmazdır. Uyuşturucu illetinin insana etkileri ise;
Burun kanaması,
Reflekslerde yavaşlama,
Bilinç kaybı,
Zaman ve mekandan kopma,
Solunum güçlüğü,
Konuşma ve yürüme güçlüğü,
Geçici hafıza kaybı,
Görme ve düşünme duyularındaki kayıplar,
Baygınlık ve şiddetli paniktir.
Ayrıca felç, ülser ve deri dökülmesine yol açtığı, kan damarlarında ve kalpte de çeşitli rahatsızlıklara sebebiyet verdiği seklinde görülebildiği gibi, kullanıcılarının tesbiti de şöyle sıralanabilir;
Alışılmışın dışında saldırganlık,
iştahsızlık,
Kaçamak hareketler,
Keyif durumunda iken ani değişiklik,
Her zaman olmayan uykulu olma ve sersemlik
Düzensiz yaşam hali,
Yalan söyleme ve yaptıklarını gizleme,
Para çalma veya eşya satma,
Okula ve arkadaşlarına karşı ilgisini yitirme,
Gurur ve onurunu hiçe sayma,
Göz ve burunlarda sulanma,
Vücutta çeşitli izlerin görülmesi gibidir.
Gençlerimizin uyuşturucuya alışmasında en önemli yerleri oluşturan mekanlar ise;
Biraheneler,
Kafeler,
Diskotekler,
Gece kulüpleri Ve çeşitli eğlence yerleridir.
Değerli anne ve babalar, toplumda bağımlı sayısının artması aile bağlarının zayıflamasına yol açtığı bir gerçek olup, bu da toplum ahlak ve düzenimize büyük zararlar vermektedir. Akıl ve ruh sağlığımızı önemli derecede etkilemektedir. Milletimizi acı ve kedere boğmaktadır. Dahası uyuşturucu madde kullanımı sonucu kullanıcıların ölmeleri neticesinde aileleri, yakınları bir ömür boyu gözyaşlarına mahkum edilmektedir.
Değerli anne ve babalar, kendinizi çocuklarınızın yerine koyun ve onlara sevgi, şefkat göstererek sorunlarına çareler bulmaya çalışın. Dünyaya onların gözüyle bakmaya çalışarak ilgi göstermeye çalışın. Sizin de birer mükemmel insan olmadığınızı çocuklarınıza anlatmaya, dertlerine çözümler bulmaya çaba gösterin. Kararlı ve tutarlı davranışlarınızla kendi çocuklarınıza karşı yakınlaşın ve onlarla arkadaş olun. Yukarıda da bahsettiğim gibi, bir insanı yetiştirmek hiç de kolay değil. Bilhassa büyüklerin davranış şekli, çocukların kılık ve kıyafetini düzelttiği aynaya benzer. Hele hele fikir değiştiren biri olduğunuzu kesinlikle far- kettirmeyin. Kendi çocuklarımızı, özenle yetiştirdiğimiz çiçek gibi yetiştirmeliyiz. Zira hepimizin geleceği onlardır.
Değerli gençler,
Uyuşturucu maddenin iyi birşey olmadığı hepimizce bilinmektedir.
Hatta zararları hakkında bazı kurum ve kuruluşlar bu konuda kampanya başlatmışlardır. Ülkemizi ve ülke insanımızı seven pekçok insan bu illete karşı savaş açarak konferanslar düzenlemektedirler. Din görevlilerimiz her fırsatta uyuşturucunun insanlarımızı olumsuz yönde etkilediğini dile getirmektedirler. Çeşitli gazete ve televizyonlar, uyuşturucuyla mücadele hakkında kampanyalar düzenlemektedirler.
Eğer uyuşturucu iyi birşey olmuş olsaydı, hiç kimse bu mücadelenin içerisine girmez, daha çok kullanmaya teşvik ederlerdi.
Ey güzel ülkemizin genç nesli, Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi "Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur.” sözü akıllı olmamızı vurgulamaktadır. Ayrıca toplumsal gücü oluşturan sizlersiniz. Yani ülke gençliğidir. Yine Atatürk bu ülkeyi siz gençlere emanet etmiştir"
Çünkü sahip olduğunuz büyük aklınızla yurdumuzu koruyacağınıza inanmıştır. Sizlere güvenmiştir. Onun izinden gideceğinize inanmıştır.
Yüce dinimizin yasak kıldığı uyuşturucu maddelere karşı mücadele vermek de bir vatani görevdir. Bu yüzden dinimize, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmak, gelenek ve göreneklerimizin öngördüğü şekilde aile bağlarımıza önem vermek, yurtta sevgi ve saygıyı pekiştirmek, birlik ve beraberliği sağlamak, üretici olmak ve bunları da aklınızla sağlamak en büyük idealiniz olmalıdır.
Zira akıl, Yüce Allah’ın biz insanlara bahşettiği en büyük bir güç kaynağıdır. Ayrıca his ve duygularımızı, düşünce ve konuşmalarımızı yönlendirerek yaşamak için yapacaklarımızı yaptırmaya zorlayandır. Bunun neticesinde de iki yol çıkar ki;
Birincisi iyi ve güzel olan bir yol sağlar bize, doğru ve dürüst bir kişilik, kalbi sevgiyle dolu olmak, his ve duygularımızda temizlik gibi, tabi bunlara sağlam bir irade ile sabrı da eklemek gerekir. Yani umut dolu hayatta aklımızın üreteceği iyi, yeni ve güzel bir şeylere başlamak nice sorun ve umutsuzluklarınızı, dahası karamsarlığınızı mutluluklara dönüştürür. Sorunlar ne olursa olsun kötü alışkanlıklara başlamak için bir sebep olarak tercih edilmesin. Zira herkesin bir sorunu vardır ve sorunu olan her kişi de kötü alışkanlıklara başvurmamaktadır. Akıllı olan hayatın güzelliğini bilen ve hayatı sevendir.
Aklın seçebileceği diğer ikinci yol ise, kötülük ve de kötü alışkanlıklardır. Dileğim şudur ki, kesinlikle aklınız bu yola yönelmesin. Çünkü siz bu ülkenin ve Türk toplumunun pırıl pırıl gençlerisiniz. Yurdumun aydınlığı ve istikbalisiniz.
Ey Genç nesil. Hayat kocaman gibi görünse de, aslında bir anlık düş gibidir. Bu düş içerisinde dertler de vardır, sevinç ve mutluluklar da... Ancak biz insan olarak sevginin ne olduğunu bilir ve dertlerin üzerine de bu sevgi tohumlarını ekebilirsek bu alem sevgi çiçekleriyle süslenir. Dahası vatan bir cennet, sizlerde bu cennetin çiçekleri olursunuz.
Değerli gençler, uyuşturucuyla mücadelede gelin vatanda birlik olalım ve hepimiz için de güzel bir hayat kuralım derken, sağlıklı bir nesil için de;

Ey Genç Nesil! sağlıklı ol yurd için, canan için
Oku; gururlu ol daim aydınlık günlerimin
Lütfen o çağdaş bilgin, "Uyuşturucuya Hayır" desin
Kucak aç sevgiye, mutlu genci ol Türkiye’min

Ey Genç! oku, bilgili genci ol medeniyetin
Ki ülkemi uyuşturucudan korusun bilgin
Hayat bayram olsun yurtta, gelecek neslin için
Yaşa zehirsiz, örnek bir genci ol Türkiye’min

Ey Genç! "Uyuşturucuya Hayır" desin birliğin
Hakkıdır zira, sağlıklı olmak yurtta neslimin...