Makale

Kur'an kurslarının Eğtim Ve Kültür Hayatımıza Katkıları

Şükrü ÖZTÜRK / Din Eğitimi Dairesi Başkanı

KUR’AN KURSLARININ EĞİTİM VE KÜLTÜR HAYATIMIZA KATKILARI

Din, tarihin bütün devirlerinde ve tüm toplumlarında kendisiyle daima karşılaşılan evrensel bir olgu, insanı hem içten hem dıştan kuşatan, onun düşünce ve davranışlarında kendini gösteren bir disiplindir.
Bu sebeple, insanlığın maddi-manevi gelişiminde, bugünkü mevcut durumuna gelmesinde önemli unsurlardan biri şüphesiz dindir.
Ayrıca, insanın, toplumun, milletin ve beşeriyetin inkişafında etkin rol oynayan, kültüre, sanata, örfe, yasa ve kurallara kaynaklık eden veya yasa ve kuralları bizzat koyan dindir. Din, insanda fıtraten var olan asîl duyguları beslemekte ve onların gün yüzüne çıkmasını sağlamaktadır. Zira din duygusu kökleri ve kaynakları itibariyle fıtarata bağlı insan kalbinin, insan şuurunun derinliklerinde var olan deruni bir duygudur. Nitekim insanın din fıtratı üzere dünyaya geldiği Kur’an-ı Kerim’de de dile getirilmiştir. Bu sebeple, insandan sökülüp atılamayan bir olgu olan din, insanla birlikte bu aleme gelmiş, insanın bütün ömrünü kaplamış ve insanla birlikte yaşamaktadır. Çünkü insanlık tarihine hakim olan en büyük kuvvet dindir.
İlk insan Adem (a.s]’ın aynı zamanda ilk Peygamber oluşu, din ve inancın insan için vazgeçilmez fıtri bir olgu olduğunu belgeleyen çarpıcı bir örnektir.
İnsan davranışlarını ciddi bir şekilde kontrol edebilen, insanların bencil tutkularına gem vurabilen ve onların toplu halde yaşamalarını kolaylaştıran din, yerine başka bir şey ikame edilemeycek kadar rakipsiz bir sosyal değerler bütünüdür. Bütün bunlar göstermektedir ki, din insanın olduğu kadar, toplumun da sosyal kontrolünü sağlayan en etkin vasıtalardan birisidir.
Fert hayatının, dolayısıyla toplum hayatının her safhasında var olan ve etkisini hissettiren dinin, iyi anlaşılması, doğru yorumlanması inanan insanın huzuru ve mutluluğu için şarttır. Öyle ise insanda fıtraten var olan din duygusunun, gerek fert ve gerekse toplum bazında duygu aşamasında kalmayıp, olgu aşamasına intikali gerekir. Böylece din, güçlü ve manevi bir otorite olarak ferdin ve dolayısıyla toplumun davranış ve kültür mozayiğinin oluşumunda etkili, huzur ve istikrara vesile olur.
Diğer taraftan, bir Toplumu millet yapan unsurlar arasında önemli bir yer işgal eden ve diğer unsurları da oldukça etkileyen dinin, sosyal ahlakın şekillenmesinde, milli terbiyenin yönlenmesinde, milli örf ve adetlerin oluşumunda, vatan, bayrak ve benzeri ortak milli duyguların canlanmasındaki rolü ve fonksiyonu da aşikardır. Bütün bunların yanında, sosyal barışın tesisinde, milli birlik ve beraberliğin sağlanmasında, yardımlaşma ve tesanüdün temininde çimento vazifesi gören dinin, fonksiyonunu icra edebilmesi, onun fert ve topluma doğru bir şekilde öğretilmesi ile mümkündür.
Batıda yapılan bir takım araştırmalar dinin çocuğun zihin gelişiminde ortaya çıkan çatışmaları çözdüğünü, bireyin gelişiminde bir denge unsuru olduğunu ortaya koymuştur.
Öyleyse, toplumun temel hücresi olan aileyi çağdaş gelişmelerin çözücü etkilerinden korumak, yetişen çocuğun şahsiyet bütünlüğünü sağlamak; alkol, uyuşturucu ve benzeri alışkanlıkları azaltmak ve bir bütün olarak toplumsal bünyeyi istikrarlı durumda tutmak sağlıklı bir eğitimle, daha doğrusu din eğitimi ile mümkündür. Yapılan bir takım araştırmalar, Türkiye’de suç oranlarının en düşük, alkol uyuşturucu ve benzeri alışkanlıkların hiç bulunmadığı eğitim kurumlarının dini eğitim kurumlan olduğunu göstermektedir.
Dinin, ferdin, dolayısıyle toplumun düşünce ve yaşayışına olan etkilerini yapabilmesi için müesseseleşmesi gereklidir. Zira müesseseleşme- miş hiçbir inanç ve düşünce fonksiyonunu icra edemez.
Ülkemizde inanç, ibadet ve Ahlak esasları ile ilgili isleri yürütmek ve bu konularda toplumu aydınlatmak üzere 3 Mart 1924 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.
Diyanet isleri Başkanlığı, toplumu dini konularda aydınlatma görevini genel olarak;
a) Camilerde hutbe ve va’zlarla
b) Yayınları ile
c) Kur’an kursları ile
Yerine getirmeye çalışmaktadır.
Daha önce de belirtildiği gibi dünyadaki gelişmelerin ve sosyal olayların temelinde, örf, adet ve kültürlerin oluşumunda, sanat eserlerinin şekillenmesinde vb. konularda dinin etkisi rakipsizdir.
1000 yılı asan zaman sürecinde insanlarımız İslâm kültürü ile yoğrulmuştur. Bu sebeple, bizim milletimizin hayatının her safhasında, özellikle inancımızda, ibadetimizde; beşeri münasebetlerimizde, yaşayış özelliklerimizde, tarihimizde, edebiyatımızda, mimarimizde, sanatımızda, örf ve adetimizde, eğitim ve kültürümüzde İslam Dininin etkileri bütün ağırlığı ile kendini göstermektedir.
Ülkemizde İslam Dininin yeni yetişen nesillere özet olarak öğretildiği ilk eğitim kurumlan ise Kur’an kurslarıdır. Bu bakımdan örf ve adetlerimizin şekillenmesinde, korunup yeni yetişen nesillere intikalinde, eğitim ve kültürümüzün gelişmesinde ve gençlerimize intikalinde, Kur’an kurslarının önemli fonksiyonları olmuştur, halen de devam etmektedir.
Bu Açıklamalardan Sonra Kur’an Kurslarının Eğitim ve Kültür Hayatımıza Katkılarını Özet Olarak Şöylece Sıralamak Mümkündür.
1- Kur’an kurslarının açılış gayesi, arzu eden herkese usulüne uygun olarak Kur’an-ı Kerim okumayı öğretmek, özet olarak dini (itikad, ibadet, siyer ve Ahlak konularında) bilgiler vermek, isteyenlere hafızlık yaptırmaktır.
Dini sahada araştırma yapanlar ile, din hizmetinde bulunanların başarısında hafızlık çok önemli bir yer tutmaktadır. Hafızların yetiştirildiği eğitim yerleri ise Kur’an kurslarıdır. Bu gün ülkemizde Kur’an kurslarında yılda 20 bin civarında öğrenci hafızlık yapmaktadır.
2. Yaygın eğitim sistemi içinde yer alan Kur’an kursları, yeni yetişen nesillerimizin dini ve milli kültürümüzle ilk tanıştıkları, sevgi ve saygının, kardeşliğin fedakarlığın, hoşgörünün benimsendiği, ibadetlerin usulüne uygun olarak yerine getirilmesinin öğretildiği yerlerdir.
3- Kur’an kursları, geçmişimiz, günümüz ve geleceğimizle sağlam bağlar kuran, milli ve manevi değerlerimizi kavrayan, vatanını seven, milletine bağlı, bayrağı ile gurur duyan, büyüklerine saygı, küçüklerine şefkat gösteren nesillerin toplumumuza ve ülkemize kazandırılmasına önemli katkıları olan, milletimizle bütünleşmiş eğitim ve öğretim kurumlandır.
4- Yaygın Eğitim sistemi içinde olan Kur’an Kursları, sosyal ve ekonomik durumu ne olursa olsun bütün vatandaşlarımıza verdiği hizmetin yanında özellikle dar gelirli ailelerin çocuklarının ilimle, kültürle buluştukları, dünyayı tanıma fırsatı buldukları yerlerdir.
5- Kur’an kursları, belli seviyede dini eğitim ve öğretimin yanında çocuklara bu alanda çalışmaya yönelik temayülleri oluşturma, onları İmam-Hatip Liselerine, İlahiyat Fakültelerine, hatta daha ileri seviyede araştırmaya yönlendirme fonksiyonunu icra etmektedir.
6. Bugün, Kamu kurum ve kuruluşlarında, is dünyamızda, kısaca her sahada ve meslekte öyle insanlar tanıyoruz ki, Kur’an kurslarında okumak üzere köyünden, kasabasından çıkabilmiş, Kur’an kurslarında aldıkları eğitim ve kültür ufuklarını açmış, bakış açıları genişlemiş, tahsillerini Kur’an kurslarına gönül veren, destek olan kişi ve kuruluşların sağladığı imkanlarla tamamlamış ve bugün bulundukları yerdeki hizmetlerini başarılı olarak sürdürmektedirler. Eğer Kur’an kursları olmasaydı bugün ülkemizin kültür düzeyi çok daha düşük, eğitim müesseselerimiz çok değerli bazı öğretim elemanlarından, kamu kurum ve kuruluşları kıymetli bazı yöneticilerinden, iş dünyamız başarılı ve dürüst bir çok isimlerinden mahrum olurdu kanaatındayım.
7- Kur’an kurslarını bitiren, Kur’an kurslarında hafızlığını ikmal eden öğrenciler için yıllardan beri yurdumuzun her bölgesinde, ilinde ilçesinde, kasaba ve köyünde düzenlenen mezuniyet törenlerinde, halka yapılan konuşmaların tamamına yakını okumanın, ilim ehli olmanın önemi ile ilgilidir. Bu törenlere 7’den 70’e ka- dın-erkek öyle insanlar katılır ki, onları ne konferansa getirebilirsin ne de panele. Bu insanlar yapılan va’zları, nasi- hatları can kulağı ile dinlerler. Böylece bu törenlerde vatandaşlarımızın ilme ve kültüre ilgileri artırılır.
8- Kur’an kurslarında verilen dini ve milli bilgiler, Türk- çenin doğru yazılıp okunmasına ve telaffuz edilmesine katkıda bulunur. Bir çok örnekten bir tanesini burada vermek istiyorum. Kâtil kelimesi bir çok kişi tarafından hatta bazı spikerler tarafından yanlış şekilde, katil olarak kullanılmaktadır. Kur’an kurslarında belli bir eğitim almış insanların bu ve benzeri kelimeleri teleffuzlarında hata olmaz veya asgariye iner.
KUR AN KURSLARININ EĞİTİM VE KÜLTÜRÜMÜZE KATKILARININ ARTIRILABİLMESİ İÇİN TEKLİFLERİMİZ:
1- Milli Eğitimimize ve Kültürümüze ciddi manada desteği ve katkısı olan, özellikle vatandaşlarımızın büyük bir ekseriyeti tarafından benimsenen ve desteklenen Kur’an kurslarının ülkemizin her yerleşim yerine yaygınlaştırılması, eğitim ve kültür seviyemizin yükselmesi, özellikle milli birliğimiz ve bütünlüğümüz açısından zaruri görülmektedir. Zira milli birlik ve bütünlüğümüzün tartışmasız çimentosu islamiyettir. İslamiyet’in ve Kur’an’ın öğretildiği ilk eğitim kurumu ise Kur’an kurslarıdır.
2- Kur’an kurslarının bina, araç-gereç ve diğer giderlerine bütçeden mutlaka ödenek ayrılmak suretiyle destek verilmelidir.
3- Kur’an kurslarını bitiren öğrenciler İmam-Hatip Liselerine tercihen alınmalı, ayrıca Kur’an kurslarını bitirip, İmam-Hatip Lisesine devam etmek isteyen öğrenciler kültür derslerinden imtihana alınmak suretiyle, başarılı olanların bilgi ve kültür seviyelerine uygun sınıflara devamları sağlanmalıdır.
4- Zorunlu eğitimin 8 yıla çıkması ile, Kur’an kurslarının zarar görmemesi ve 8 yıllık zorunlu eğitimin vatandaşlar tarafından daha kolay benimsenmesi için, Kur’an kurslarının adı, Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an Eğitim Merkezleri olarak değiştirilmeli ve Milli Eğitim Bakanlığının uygun göreceği kültür dersleri bu eğitim merkezlerine konulmak suretiyle İlkokulun 5’inci sınıfını bitiren öğrenciler arzu ettikleri takdirde zorunlu eğitimlerinin 3 yıllık bölümünü Kur’an Eğitim Merkezlerinde tamamlayabilmelidirler.