Makale

PEYGAMBER EFENDİMİZİN ANNE SEVGİSİ

Dr. Durak PUSMAZ / Haseki Eğitim Merkezi Müdürü

PEYGAMBER EFENDİMİZİN ANNE SEVGİSİ

Peygamber efendimiz çeşitli hadis-i şeriflerinde anneye iyilik ve itaat etmeyi, sevgi ve saygı göstermeyi, onlara hizmette kusur etmemeyi emretmiştir. Hatta "cennet annelerin ayakları altındadır.” (1) buyurarak anneleri baştacı yapmıştır.
Peki, Peygamber efendimiz, kendi annesine ve süt annelerine karşı nasıl davranmıştır? Onlara karsı tutumu nasıl idi? Önemine binaen bu konu üzerinde biraz durmak istiyoruz.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de Peygamber efendimizi bizlere örnek ve ideal model olarak göstermiştir. ‘(2) Peygamber efendimiz her hususta olduğu gibi, küçük yasta kaybetmiş olduğu annesine karsı sevgi ve saygıda da ümmetine ve bütün insanlara örnek olmuştur. İnsanlık anneye karsı gerçek manada sevgi ve saygıyı, hürmet ve muhabbeti, ondan öğrenmiştir. O, yaşayışıyla insanlara örnek olmuş, sözleriyle yol göstermiştir. O, kendi hayatında tatbik etmediği hiç bir şeyi ümmetine emretmemiştir.
Annesine Karşı
Sevgi ve Saygısı
“Amine Hatun Muhammed annesi
Ol sadeften doğdu ol durdâ- nesi”
Merhum Süleyman Çelebi, milletimiz içerisinde büyük rağbet gören ve çeşitli münasebetlerle okutulan Mevlid-i Şerifinde Peygamber efendimizin doğumunu bu mısralarla anlatmaya başlıyor. “Dürdâne” inci tanesi, “sadef” de incinin kabuğu demekttir. Süleyman Çelebi, çok veciz bir ifade ile birlikte Peygamber efendimizi inciye, Hz. Âmine vâlidemizi de inciyi muhafaza edip koruyan sadefe benzetiyor.
Evet Peygamber efendimizin annesi Hz. Âmine’dir. Âmine Kureyş kabilesi’nin ileri gelen bir koluna mensup olup Mekke’de yüksek bir mevkie sahipti, akıl ve zekasıyla tanınmıştı. Peygamber efendimizin dedesi Abdulmuttalip de Kureyş kabilesinin bir kolu olan Haşimoğullarının reisi idi. Oğlu Abdullah Mekke’nin en yakışıklı delikanlısı idi. Mekke kızlarından istediği ile onu evlendirebilirdi. Vehb kızı Âmine ile evlendirdi. Bu evlilikten Hz. Muhammed (s.a.v.) dünyaya geldi. Ancak Peygamber efendimiz daha doğmadan babasını kaybetmişti. Babası, Âmine hamile iken Sûriye’ye yaptığı bir ticaret yolculuğu dönüşü sırasında o zamanlar Yesrib olarak bilinen Medine’de hastalanmış ve dayıları yanında kalarak orada vefat etmişti. Böylece Hz. Âmine validemiz genç yaşta dul kalmıştı. Hz. Muhammed babasının vefatından iki ay sonra dünyaya yetim olarak gelmişti.
Daha sonra Peygamber efendimiz dünyaya gelişini şöyle anlatmıştır : “Ben atam İbrahim’in duası, İsa’nın müjdesi ve annemin gördüğü rüyayım. Annem rüyasında içinden çıkan bir aydınlığın Sam diyarı saraylarını aydınlattığını belirtmişti. Peygamber anneleri hep böyle rüyalar görürler.”3
Peygamber efendimizi, o zamanki Mekke halkının örf âdetlerine göre süt anneye verdiler. Çocukluk yıllarının ilk dört senesi süt annesi Hz. Halime’nin yanında geçmişti. Dört yaşından altı yaşına kadar da annesinin yanında kaldı. Hz. Âmine validemiz altı yasında olan oğlu Hz. Muhammed’i ve cariyesi Üm- mü Eymen’i alarak Medine’ye gitmişti. Gayesi hem Medine’deki akrabalarını, hem de kocası Abdullah’ın mezarını ziyaret etmekti. Çünkü Peygamber efendimizin babası Abdullah Medine’de vefat etmişti. Hz. Âmine oğlu ve cariyesi ile Medine’de bir ay kaldı, geri Mekke’ye dönerken Medine yakınlarında Ebvâ denilen köyde hastalanarak vefat etti. Daha doğmadan babasını kaybetmiş olan Peygamber efendimiz böylece biricik varlığı ve dayanağı annesini de kaybetmiş oldu. Hem baba hem de anadan öksüz kaldı. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de : ‘Rabbin seni yetim bulup da barındırmadı mı?” 4 buyurularak hatırlatılır. Cariye- leri Ümmü Eymen devesine binip Peygamber efendimizi bağrına basarak Medine’ye döndü.
Peygamber efendimiz sevgili annesini hiç unutamamıs, her zaman hatırlayıp hayırla yadet- mistir. Hatta “Hudeybiye Umresi sırasında Ebvâ’dan geçerken, annesinin kabrini ziyaret için Allah’tan izin alıp kabre gitmiş, elleriyle onu düzeltmiş, kabrin basında teessüründen ağlamıştı. Peygamberimizin ağladığına bakarak ashab-ı kiram da ağlamışlar ve Peygamberimize : “Niçin ağladın?” diye sormuşlardı. Peygamberimiz de : “Annemin benim hakkımdaki şefkat ve merhametini düşündüm de ağladım.” demişti." 151 iste Peygamber efendimiz, hayatta olmayan annesine bu derece sevgi ve şefkatle doluydu. “Cennet annelerin ayakları altındadır” buyurarak annenin değerini insanlığa bildiren Peygamber efendimiz, annesi hayatta olsa da ona hizmet etme imkanı bulsaydı kim bilir neler yapardı.
Süt Annelerine Kartı
Sevgi ve Saygısı
Peygamber efendimizin süt annesi Hz. Halime validemizdir. Ancak Hz. Hali- me’ye verilmeden birkaç gün Süveybe Hatunun sütünü em- misti. Böylece Peygamber efendimizin iki süt annesinden bahsedilir. Biz de Peygamber efendimizin bu süt annelerine karsı sevgi şefkat ve saygısından bahsetmek istiyoruz.
Süveybe Hatun
Biraz önce de temas ettiğimiz gibi Hz. Halimeye verilmeden önce Peygamber efendimizi Süveybe Hatun bir kaç gün emzirmisti. Ebû Leheb’in cariyesi olan bu hanım daha önce de Peygamber efendimizin amcası Hz. Hamza’yı emzirmisti. Bu sebeple Peygamber efendimiz, amcası Hz. Hamza ile aynı zamanda süt kardeşi olmuştur.
Peygamber efendimiz gerek Mekke döneminde ve gerekse Medine döneminde süt annesi Süveybe Hatunla hep ilgilenmiştir. Mekke’de Hz. Hatice validemizle evlenince süt annesi Süveybe, Hz. Hatice’nin evine gelir gider, Peygamber efendimiz de çok ona hürmet eder, izzet ve ikramda bulunurdu. Bunu gören Hz. Hatice validemiz de Süveybe’yi Ebu Leheb’den satın alarak hürriyyetine kavuşturmak istemiş, fakat Ebu Leheb razı olmamış, ancak Peygamber efendimizin Medine’ye hicret etmesinden sonra kendiliğinden azad etmiştir. Peygamber efendimiz Medine’ye hicret ettikten sonra da süt annesiyle ilgilenir, ona elbise ve hediyeler gönderir, hal ve hatırını sorardı. Hz. Peygamber Mekke’yi fethedince de Süveybe’yi sormuş, vefat ettiği söylenince, akrabalarından kim var, diye sormuş, onlardan da hiç kimse kalmadı, denilmişti.6
iste Peygamber efendimizin, kendisini bir kaç gün emziren süt annesine karsı ilgisi, sevgi ve saygısı, şefkat ve merhameti böyle idi.
Hz. Halime
Peygamber efendimizi uzun müddet emziren süt annesi Hz. Halime validemizdir. Hz. Halime Peygamber efendimizi iki sene emzirmiş ve Efendimiz, süt annesinin yanında toplam dört sene kalmıştır. Peygamber efendimiz süt annesi Hz. Halime’ye karsı son derece şefkat ve saygı gösterir, gördükçe; “anneciğim, anneciğim” diyerek hürmet eder, sırtındaki ridasını çıkarıp altına sererek üzerine oturtur, bir ihtiyacı varsa gidermeye çalışırdı. Simdi bir nefis muhasebesi yapıp kendi kendimize soralım: Hangimiz öz annesine karsı, Peygamber efendimizin, süt annesine karsı gösterdiği bu içten sevgi ve saygıyı, şefkat ve merhameti gösterebiliyoruz, paltomuzu veya ceketimizi çıkartıp annemizin altına serebiliyoruz?
Bilindiği gibi sevgi karşılıklı olur. Şüphesiz ki Hz. Halime validemiz de süt oğlunu çok seviyordu. Mekke’ye geldikçe Peygamber efendimizi görmeden duramazdı. Peygamber efendimiz Hz. Hatice validemizle evlendikten sonra yine bir defa Peygamber efendimizi görmeye gelmişti. Memleketlerindeki kuraklık ve kıtlıktan, hayvanlarının kırılıp telef olduğundan şikayette bulunmuştu. Hz. Hatice’de Peygamber efendimizin, süt annesine olan sevgi ve saygısını gördüğü için ona 40 koyun ile bir de binmeleri ve yüklerini taşıması için deve vermişti.7 Bu durum, kocası anne ve babasına bağlı olursa, hanımının da bağlı olacağını gösteren en güzel örnekti.
Peygamber efendimizin bu sevgi ve saygısı, şefkat ve merhameti sadece süt annesine karsı değildi. D, süt annesinin akrabalarıyla da ilgilenir, onları gördüğü zaman Hz. Halime validemizi sorardı. Nitekim bir defa Resûlullah, Halime hatunun kız kardeşini görünce ondan süt annesini sormuş, vefat ettiğini söyleyince mübarek gözleri yaslarla dolmuştu. Resulullah süt annesinin kardeşine ve yakınlarına ikramda bulunmuş, onlar da: “Sen küçükken de büyükken de ne güzel kefil olunansın" diyerek memnunlukla geri dönmüşlerdir. 8
Peygamber efendimiz çocukluğunun süt annesinin yaşamış olduğu Sa’d Oğulları yurdunda geçmiş olmasıyla iftihar ederek: “Ben sizin en çok Arap olanınızım, Kureyşliyim, Benî Sa’d b. Bekir nezdinde emzirildim.” derdi.9
Görüldüğü gibi zamanımızda nice evlatların öz annelerine göstermediği sevgi ve saygıyı, şefkat ve merhameti Peygamber efendimiz süt annelerine, hatta süt annelerinin yakınlarına göstermiştir.
Süt Kardeşi Seyma’ya Karsı Muamelesi
Peyma Hz. Halime’nin kızı olup Peygamber efendimizin süt kardeşi idi. Çocuklukları peygamberimizle birlikte geçmiş Ona bakmıştı. Bu sebeple Efendimize çok hakkı geçmişti. Hicretin sekizinci yılında Mekke’nin fethinden on altı gün sonra yapılan Huneyn savasında elde edilen Hevazin esirleri arasında Seyma da vardı. Sey- ma, kendisini esir edenlere Peygamber efendimizin süt kardeşi olduğunu söylemesi üzerine derhal Efendimizin huzuruna götürmüşlerdi. Seyma yaşlanmıştı. Peygamber efendimiz onu tanıyamadı ve : "Süt kardeşim olduğunu nasıl ispatlarsın?” diye sordu. Seyma: “Ben küçükken sırtıma bindirmistim, o zaman sırtımı ısırmıştın.” dedi. Peygamber efendimiz olayı hatırladı, gözlerinden yaşlar boşandı. Seyma’nın altına hırkasını serdi, yanına oturtturdu. Kendisine pek çok iltifatlarda bulundu. Arzu ederse Medine’ye götürüleceğini, dilerse kabilesine iade edileceğini söyledi. Seyma yaslı olduğu için ailesine dönmek istediğini söyledi. Peygamber efendimiz de ona bir çok kıymetli hediyeler vererek ailesinin yanına gönderdi.
Dadısı Ümmü Eymen’e Karsı Sevgi ve Saygısı
Ummü Eymen aslen Ha- besli olup Peygamber efendimizin babası Abdullah’ın cariyesi idi. Peygamber efendimizin dadısı olmuş, onun bakımı ve büyümesinde çok emeği geçmişti. Peygamber efendimizin annesi Medine’den dönerken Ebvâ denilen yerde vefat edince, altı yaslarında küçük bir çocuk olan Peygamber efendimizi alıp bir anne şefkatiyle bağrına basarak Mekke’ye getirip dedesi Abdulmuttalib’e teslim etmişti. Peygamber efendimiz büyüdükten sonra Ümmü Eymen’i âzad etmişti. Ümmü Eymen’in ismi Bereke idi. Kendisi gibi Habeşli olan Ubeyd ile evlenmiş, bundan Eymen isminde bir çocuğu dünyaya geldiği için kendisine Ümmü Eymen (Eymen’in Annesi) denilmiş, artık bu künyesiyle meşhur olmuştu. Hz. Muhammed peygamber olarak gönderilince ona iman etmişti. Zeyd b. Harise de Hz. Hatiece validemizin kölesi idi ve Peygamber efendimize ilk inananlardan idi. Hz. Hatice validemiz Zeyd’i Peygamber efendimize hibe etmiş, Efendimiz onu da azad etmiş ve Ümmü Eymen ile evlendirmişti. Bu evlilikten “Hıbbu Rasûlullah/ Rasûlüllah’ın sevgilisi” diye meşhur olan Usâme dünyaya gelmiştir.
Ümmü Eymen Peygamber efendimizin sevinciyle sevinir, üzüntüsüyle üzülürdü. Nitekim Ibn Abbas’dan şöyle rivayet edilmiştir: Rasûlüllah’ın küçük bir kızı 1101 ölüm döşeğinde iken Rasûlullah çocuğu kucağına almış, elini çocuğun üzerine koymuştu. Çocuk inliyordu. Rasûlullah (s.a.v.) ağladı, Ümmü Eymen de ağladı. Hz. Peygamber Ümmü Eymen’e:
“- Rasûlullah yanında iken niçin ağlıyorsun?” diye sordu. O da:
Rasûlullah ağlarken ben niye ağlamıyayım?" diye cevap verdi. Rasûlullah (s.a.v.):
“- Ben ağlamıyorum, o göz yası rahmettir." buyurdu. 11
Hz. Peygamber Ümmü Eymen hakkında : "Ümmü Eymen ümmî ba’de ümmî: Ümmü Eymen annemden sonra ikinci annemdir.” buyururdu.
Resûlullah (s.a.v.) dadısı Ümmü Eymen’i çok sever, her gördüğü yerde saygı gösterir, zaman zaman evine gidip ziyaret ederdi. Ümmü Eymen, Efendimizin vefatından sonra fazla yaşamamış, beş ay sonra o da vefat etmiştir. 12
Ümmü Eymen’i Rasûlul- lah’tan sonra Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ümer de ziyaret ederlerdi. En çok hadis rivayet eden sahâ- bîlerden Enes b. Malik’in anlattığına göre Rasûlüllah’ın vefatından sonra bir defa Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer’e: “Hadi dedi. Bunun üzerine beraberce Ümmü Eymen’in yanına vardığımızda ağlamaya başladı. Hz. Ebû Bekir ve Ûmer:
“- Niçin ağlıyorsun? Allah katında olan şey Rasûlullah için daha hayırlıdır.” dediler. Ümmü Eymen :
Ben, Alllah katında olanın Rasûlullah (s.a.v.) için daha hayırlı olduğunu bilmediğimden ağlamıyorum. Fakat ben artık Mevladan vahyin gelmesi kesildiği için ağlıyorum dedi ve onları da hislendirdi. Bunun üzerine Ebû Bekir ile Ömer de onunla beraber ağlamaya başladılar.”13
Yengesi Fatıma Hatun’a Karsı Sevgi ve Saygısı
Peygamber efendimiz annesinin vefatından sonra sekiz yaşına kadar dedesi Ab- dulmuttalib’in yanında kalmış, onun vefatından sonra da amcası Ebû Talib’in yanında kalmıştır. Amcasının hanımı Fatma binti Esed idi. Fatıma ilk müslümanlardandı. Müslümanlarla beraber o da Medine’ye hicret etmişti.
Fatıma Hatun Peygamber efendimizi çok sever, ona öz çocuğu gibi bakardı. Peygamber efendimiz de onun bu iyiliğini hiç unutmamış, yasadığı müddetçe zaman zaman onu ziyarete gitmiştir. Fatıma Hatun Medine’de vefat ettiği zaman Peygamber efendimiz "bugün annem öldü" demiş ve kendi gömleğini sırtından çıkarıp ona kefen olarak sardırmış, bizzat cenaze namazını kıldırmış, defnedileceği sırada da kabrin içine inip bir müddet uzandıktan sonra onu indirtmistir. Kendisine : “Biz senin buna yaptığını başkasına yaptığını görmedik." diyenlere de : “Ebû Talib’den sonra bu kadıncağız kadar bana iyiliği dokunan hiç bir kimse yoktur. Ahirette cennet elbiselerinden elbise giymesi için kefen olarak ona gömleğimi sardırdım. Kabre ısınması, alışması, kabir hayatının ona kolay gelmesi için de oraya kendisiyle birlikte uzandım.” demişti. 14
Daha sonra Peygamber efendimiz yengesi için söyle dua etmiştir: “‘Allah seni yarlı- ğasın ve hayırla mükafatlandırsın. Allah sana rahmet etsin ey annem! Sen benim annemden sonra annem idin. Kendin aç durur, beni doyururdun. Kendin çıplak durur, beni giydirirdin. En iyi nimetlerden kendi nefsini alıkoyar, bana tattırırdın. Bunu da ancak Allah’ın rızasını ve ahi- ret yurdunu umarak yapardın. Allah ki diriltendir, öldürendir. Hiç ölmeyen diridir 0. Ey Allah’ım Annem Fatıma binti Esed’i mağfiret et! Ona hüccet ve delilini anlat. Kabrini genişlet. Ben Peygamberinin ve benden önceki peygamberlerinin hakkı için, duamı kabul buyurur, ey merhametlilerin en merhametlisi bulunan Allah!”1151
Peygamber efendimiz, yengesi Fatma Hatun için duyduğu üzüntünden dolayı hayrete düşenlere : “0 benim annemdi, kendi çocukları aç durur, suratlarını asarlarken o, önce benim karnımı doyurur, saçımı tarardı. □ benim annemdi” 1161 diyerek yengesinin ölümüne çok üzülmesinin sebebini belirtmiştir. Fatıma Hatun’un Talib, Akit, Cafer ve Ali olmak üzere dört oğlu; Ümmühânî, Cümâne, Reyta ve Esmâ adında dört de kızı vardı. Bu kadar çocuğu olmasına rağmen Hz. Muham- med’le ilgilenir, ona çocuklarından daha iyi bakar, daha çok severdi. Peygamber efendimiz hayatı boyunca yengesinin bu ilgi ve sevgisini unutamamıştır. Fatıma Hatun daha sonra Peygamber efendimizin dünürü yani kızı Hz. Fatıma validemizin kayınvalidesi olmuştur.
İste âlemlere rahmet, bütün insanlığa örnek ve önder olarak gönderilen yüce Peygamberimizin, annesine, süt annelerine ve annesinden sonra kendisine bakıp büyütenlere karsı sevgisi, saygısı, merhamet ve şefkati böyle idi.

(1) Kesfu’l-hafâ’, I, 335.
(2) Ahzab sûresi. 33/21.
(3) Ahmed b. Hanbel, Müsned IV, 127. 128.
(4) Dııhâ sûresi, 6.
(5) M. Asım Köksal, İslam Tarihi, 1st.,1981, s. 66.
(6) Ibn Hisam, es-Sîra, I, 170 (6. dipnot); M. Asım Koksal, İslam Tarihi, s. 57.
(7) M. Asım Köksal, İslam Tarihi, s. 63.
(8) Sahâbîler Ansiklopedisi, s. 263.
(9) M. Asım Koksal, İslam Tarihi, s. 63.
(10) Kamil Miras bunun Rasûlullah’ın kızı değil, oğlu İbrahim olabileceğini belirtmiştir. bk. Tecrid-i Sarih Tercemesi, IV, 382.
(11) Kamil Miras, Tecrîd-i Sarih tercemesi, IV, 381.
(12) Daha fazla bilgi için bk. Ibn Sa’d, et- Tabaktu’l- kubrâ, VIII, 223 vd.; Ibnü’l- Esîr, Üsdü’l-gâbe, VII, 203-204; Kamil Miras, Tecrîd-i Sarih tercemesi, IV, 381; VIII, 58.
(13) Müslim, FedâilU’s-sahâbe, 103.
(14) M. Asım Koksal, İslam Tarihi, (Mekke Devri), s. 77; Medine Devri, IV, 136.
(15) Kenzü’l-ummâl, V, 279-280’den Naklen M. Asım Köksal, age., IV, 136-137.
(16) M. Asım Köksal, İslam Tarihi, s. 77.