Makale

Devlet Bakanı Nevzat ERCAN ile Röportaj

RÖPORTAJ:

Gaffar TETİK / Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

Diyanet İsleri Başkanlığı... 3Mart 1924 tarihinde kurulup, Türkiye Cumhuriye- ti’nin en seçkin kurumu haline getirilerek uhdesine “Toplumu Din Konusunda Aydınlatma” görevi yüklenen Anayasal bir kuruluş... O tarihten bugüne kadar yaklaşık yurtiçinde 80 bine ulasan camisi, 90 bin görevli kadrosu, 5242 Kur’an Kursu, 9 İhtisas Eğitim Merkezi; yurtdısında 19 Din Hizmetleri Müşavirliği, 25 Din Hizmetleri Ataşeliği ve 944 Din Görevlisi ile hizmet verme imkanına kavuşturulmuş. ..
İste bu Diyanet İsleri Başkanlığında Teşkilatın genel yapısı ve personelin özlük hakları ile ilgili güzel şeyler oluyor son zamanlarda. Devlet Bakanı Sayın Nevzat ERCAN’ın gayret ve takibiyle ortaya çıkan bu güzel çalışmaları okuyucularımıza Sayın Bakanın kendi dilinden vermeyi istedik. Bu kadar yoğun çalışmaları arasında sağolsunlar bu isteğimizi kabul ettiler.
Bunların yanında, son günlerin güncel konusu olan Kur’an Kurslarıyla ilgili ve mevsimi olması sebebiyle Hac ile ilgili sorular da yönelttik kendilerine. Güzel ve samimi bir söyleşi oldu. İlgi ile okuyacağınızdan eminim.

DEVLET BAKANI NEVZAT ERCAN:

“Diyanet İşleri Başkanlığı bugün yurtiçinde 80 bine ulaşan camisi, 90 bin görevli kadrosu, 5242 Kur’an Kursuı, 9 İhtisas Eğitim Merkezi; yurtdışında 19 Din Hizmetleri Müşavirliği, 25 Din Hizmetten Ate- şeliği ve 944 din görevlisi ile hizmet verme imkanına kavuşturulmuş. Bütün bunlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin din hizmetlerine verdiği önemin bir göstergesidir”
♦ Sayın Bakanım! Diyanet İsleri Başkanlığı’nda son zamanlarda personelin özlük hakları ile ilgili olarak güzel çalışmalar yapıldığını görevlilerimizin mektup ve telefonlarından anlıyoruz. Yapılanlar ve yapılacak olanlar nelerdir? Konu ile ilgili bilgilerinizi alabilir miyim?
Diyanet işleri Başkanlığı, Türkiyemizin kaderini doğrudan etkileyen çok önemli bir kuruluşumuzdur. Çünkü % 99’u müslüman olan insanımızın dini yapısıyla ilgilidir. 3 Mart 1924 tarihinde 429 Sayılı Kanunla kurulmuş, 22 Haziran 1965 tarihinde çıkarılan 633 Sayılı Kanunla da bugünkü statüsüne kavuşturulmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 54’üncü Hükümetinde Diyanet İsleri Başkanlığı benim uhdeme verildi. Bütün gayretimi, mesaimi bu güzide kuruluş vasıtasıyla yüce milletimize hizmete harcıyorum. Tabii seve seve harcanan bu kadar emek neticesinde de güzel şeyler çıkıyor ortaya ve insaallah daha da çıkacak. Çünkü 65 milyon insanımızın her ferdi, çok çok güzelliklere layıktır.
Bu göreve başladığım ilk günden beri teşkilat yapısını ve personelini tanımaya, dertlerini anlamaya çalıştım. Il-llçe Müftülerimizle, Vaizlerimizle, İmam-Hatip- lerimizle yapılan toplantılarda tek tek onları dinledim. Sıkıntılarını yerinde gördüm. Teşkilatın genel yapısının sıkıntılarını da iyi inceledim ve etüd ettim. Bütün bunları göz önünde bulundurarak bu sıkıntıları giderme ve dolayısıyla da milletimize daha güzel hizmetler verme durumundayız. Çünkü isimiz bu. Biz de bu isimizi en güzel şekilde yapmaya uğraşıyoruz. Yapılan iste samimiyet var, sevgi var, hizmet askı var. Herşey- den önemlisi budur bence.
Size güzel bir örnek vereyim: Başkanlığımızın Taşra Teşkilatlarında bos bulunan İmam-Hatip kadroları için 8.12.1996 ile
15.12.1996 tarihleri arasında yeterlilik sınavı açtık. Hiç bir olay, hiç bir sıkışıklık olmadı. Nasıl yaptık bunu? İl Müftülüklerinde, il Müftüsünün başkanlığında bir komisyon oluşturuldu. Merkezden de her ile bir müşahit atandı ve böylece hiç şaibe altında kalmadan, gürültü-patırtı olmadan sınav tamamlandı.
Yapılan bu sınavda 7270 kişi asil, 3355 kişi yedek olarak başarılı oldu. Bunlardan başarı sırasına göe ilk 3100 kişinin atamaları, verilen “Açıktan Atama” iznine istinaden 1996 yılı Aralık ayında yapıldı. Geriye kalanların ise 1997 mali yılı Bütçe Kanunu gereğince Maliye bakanlığı ve Başbakanlıkça açıktan atama izni verildiği takdirde atamaları yapılacaktır. Bu izin ile ilgili olarak 17.02.1997 tarih ve 2565 sayılı yazımızla Devlet Personel Başkanlığından görüş istendi.
Ayrıca, Başkanlığımızın ihtiyacı olan ve Taşra Teşkilatlarımızda kullanılmak üzere Eğitim merkezleri için 50 öğretmen, 1500 Kur’an Kursu Öğreticisi, 8367 İmam-Hatip, 6000 Müezzin-Kayyım, 600 hizmetli, 50 kaloriferci, 50 bekçi ve 50 aşçı olmak üzere toplam 16.600 yeni kadro için 19.09.1996 tarih ve 6024 sayılı yazı ile Başbakanlığa müracaat edilmiş, bu talep Bakanlar Kurulu’nda görüşülerek Meclise sevk edilmiştir.
Bugün halen 8300 tane kadrosuz cami var. Buralara Devlet kadrosu verilmeyince halk, görevli ihtiyacını kendisi karşılıyor ve bu da bir takım yanlışlıklara sebep oluyor:
Bunun yanında, İstanbul Haseki Eğitim Merkezi ile Konya Selçuklu Eğitim Merkezi’nden 1996 yılı sonunda 2-2,5 yıl süreli ihtisaslarını tamamlayan toplam 43 kursiyerimizin ilçe Müftüsü olarak daha çok Güneydoğu illerimizde boş bulunan ilçelere atamaları yapılmıştır.
Kurumumuz içerisinden ve diğer kurumlarda görevli olup, atanacağı branşlarda aranan şartları taşıyanlardan
18.03.1997 tarihinde Din isleri Yüksek Kurulu Uzmanlığı;
25.03.1997 tarihinde Vaizlik;
27.03.1997 tarihinde de Murakıplık sınavları yapıldı.
Üzlük Hakları yönünden Başkanlığımızın bütün görevlilerinin durumları iyileştirildi fakat Vaizlerin durumları % 70-80’lere varan bir artışla daha da iyileştirilerek Vaizlik cazip hale getirildi.
Yeni çalışmalarımız var. Burada hepsini açıklamak mümkün değil de birisini verecek olursak,
mesela Milli Eğitim Bakan- lığı’na bağlı öğretmenlere her öğretim yılı başında ödenen “Öğretim Yılına Hazırlık Ödeneği”nin Kur’an Kursu Öğreticilerine de ödenmesi hakkında Kanun Tasarısı hazırlanmış ve görüşleri alınmak üzere ilgili Bakanlıklara gönderilmiştir. Bakanlıkların görüsü geldiği takdirde Başbakanlığa sunulacaktır.
Bir de bütün görevlilerimizi ilgilendiren çok güzel bir olay: Bütün Diyanet mensuplarını içine alan “DİYAK” (Diyanet Yardımlaşma Kurumu) Kanun Tasarısı hazırlandı ve su an Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndedir.
♦ Efendim! Son zamanlarda Kur’an Kurslarıyla ilgili olarak çok şeyler yazılıp söylendi gazetelerde ve televizyonlarda. Çeşitli iddilar atıldı ortaya. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?
Bu sorunun cevabına geçmezden evvel Diyanet işleri Baş- kanlığı’na bağlı olan Kur’an Kurs- ları’nın gayesi nedir? buna bakmak lazım.
Kur’an Kursları’nın gayesi, isteyen vatandaşlarımıza Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okumayı öğretmek, hafızlık yaptırmak; Sure, Ayet ve duaları ezberletmek; İslam Dini’nin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile Peygamberimizin hayatı ve örnek ahlakı hakkında bilgiler vermektir.
Bunlar, “Müslümanım” diyen her insanın öğrenmesi gereken bilgilerdir. Müslüman bir fert bunu öğrenecek. Ama kimden ve nereden? iste mesele burada.
Bugün ülkemizde Diyanet’e bağlı 5242 Kur’an Kursu var ve bunlarda 5510 öğretici; 155.976’sı yüzünden okuyan, 21.144 de hafızlık yapan olmak üzere toplam 177.120 öğrenci bulunmaktadır.
Diyanet’e bağlı olmayan Kur’an Kursu olamaz. Daha anlaşılır bir ifade ile, Kur’an Kursu olarak gösterilen bir yerde eğer “Diyanet İşleri Başkanlığı... İli... İlçesi Müftülüğü Kur’an Kursu” tabelası varsa, bu Kur’an Kursudur ve Diyanet’in denetimi altındadır. Eğer yoksa, o Kur’an Kursu değildir ve Diyanet isleri Başkanlığı ile bir ilgisi yoktur.
Diyanet’e bağlı Kur’an Kurslarının denetimi Diyanet işleri Başkanlığı Müfettişleri, ilgili Müftü, Murakıp ve Kur’an Kursları Müdürü tarafından yapılır. “5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu”na göre Vali ve Kaymakamların, “1739 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Temel Kanunu”na göre Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetim yetkileri de vardır.
Eğitim-öğretim devam ettiği sürece Müftü ve görevlendirdiği görevliler tarafından Kur’an Kursları denetlenir ve yapılan denetimlerin sonuçları, üçer aylık dönemler halinde genel bir rapor seklinde Diyanet işleri Başkanlığına bildirilir.
Eğer bizim kurslarımız dışındaki bazı yerlerde bir tür ideolojik eğitim ve örgütleme faaliyetleri söz konusuysa, Diyanet’in Buraları yasal olarak denetleme yetkisi yoktur. Onlar tamamen Devletin idari, güvenlik ve istihbarat birimlerinin sorunudur. Devletin Valisi, Kaymakamı, Savcısı görevini yerine getirirse, mesele hallolur.
Diyanet’e bağlı Kur’an Kurslarında Devlet için bir tehdit mevzubahis değildir. İnsanlar namaz kılmak, ibadet etmek için Kur’an- ı Kerim’i, sureleri, duaları nereden öğrenecek? Eğer bunu Devlet eliyle yapmazsanız bosluk doğar ve bu boşluğu da Devlet otoritesini zaafa uğratmak isteyen kişiler doldurur ki, işte asıl tehlike budur.
♦ Diyanet İsleri Başkanlığının yapmış olduğu Yurtdışı Eğitim Hizmetlerinin varmış olduğu nokta hakkında bilgi verebilir misiniz?
Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza Diyanet işleri Başkanlığı tarafından 1971 yılından beri din hizmeti sunulmaktadır. Bu hizmetleri : Cami hizmetleri, Eğitim hizmetleri, irşad hizmetleri, sosyal ve kültürel hizmetler, yayın hizmetleri, Hac ve cenaze hizmetleri olarak zikretmek mümkündür.
Bunlar içerisinde eğitim hizmetleri, yurtdışında yaşayan Türk çocuklarının en önemli ve öncelikli konusudur. Zira yurdundan ayrı ortam ve eğitim çevresinde doğup büyüyen gençlerimize Dini ve Milli eğitim ne kadar iyi verilirse, oralardaki insanlarımız da yine bu değerlerle ne kadar iyi teçhiz edilirse, gücümüz ve görevimiz o kadar artacaktır.
Bu gerçeği göz önünde bulunduran Devletimiz, Avrupa, Amerika, Avustralya, Ortaasya, Ortadoğu (Suudi Arabistan], Balkan Ülkeleri ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne Diyanet isleri Başkanlığfna bağlı olarak 19 Din Hizmetleri Müşavirliği, 25 Din Hizmetleri ateşeliği ihdas etmiş ve buralara 944 din görevlisi göndermiştir.
Bunlardan Londra, Lefkoşe ve Üsküp Din Hizmetleri Müşavirlikleri ile Köstence, Nahcivan, Mezar-ı Şerif (Afganistan) ve Tiran Din Hizmetleri Ateselikleri 1996 yılı Aralık ayında yeni kurulmuştur.
Müşavirlik ve Ateşelik bulunmayan örneğin Kanada, Norveç, Litvanya, Ukrayna, Moğolistan ve Gürcistan gibi çeşitli ülkelerde de geçici din görevlileri bulunmaktadır.
Görevlilerimizin görev yaptığı bütün camilerde Diyanet işleri Başkanlığı’nın hazırlamış bulunduğu önerge ve müfredat programları doğrultusunda, Din Hizmetleri Müşavir ve Ateşelerinin denetiminde Kur’an-ı Kerim ve Dini Bilgiler kursları açılmaktadır.
Çocuklarımız bu kurslarda uygulamalı din eğitimi görmekte; inanç, ibadet, ahlak konularında bilgilendirilmektedirler. Bu kurslara katılanlardan isteyen olduğu takdirde hafızlık da yaptırılmaktadır. Söz konusu kursların sağladığı en büyük faydalardan biri de çocuklarımıza Milli değerlerimiz, ana dilleri Türkçe ile öğretilmektedir. Böylece hem Türkçeyi geliştirmeleri, hem de Milli kültürümüzü bilmeleri sağlanmış olmaktadır.
Diğer taraftan bu kurslar çerçevesinde oluşturulan dershanelerde Ev Ödevlerine Yardım Kursları, Yabancı Dil Kursları, Bilgisayar Kursları, Dikiş-Nakış Kursları, Ev Ekonomisi Kursları düzenlenmektedir.
Bu kurslara, vatandaşlarımızın yaşadığı 12 ülkede 1996 yılında 36.500 Türk çocuğu katılmıştır.
Ortaasya Türk Cumhuriyetleri ile Balkan ve Kafkaslarda yaşayan Türk ve Müslüman toplulukları bölgelerinde de 1996 yılında 6000 civarında öğrenci söz konusu kurslara katılmışlardır.
Bunların yanında 21-24 Ekim 1996 tarihleri arasında İstanbul’da 2. Avrasya İslam Şurası gerçekleştirilmiş ve Sura’nın Sekreterya Başkanlığı ile Genel sekreterliği Türkiye’ye bırakılarak “Avrasya İslam Şurası” tamamen resmileşmiştir ki, bu çok önemli bir olaydır.
♦ 1997 Yılı hac Organizasyonu ile ilgili bilgi verebilir misiniz?
Diyanet isleri Baskanlığı’nın gerçekleştirdiği Hac organizesi gerçekten çok büyük bir is ve bu İS Allah’a şükür iyi yürüyor. Biz, geçen yıllardaki organizasyona ilave olarak 1997 yılında neler yapabiliriz? ortaya çıkan ufak tefek aksaklıkları nasıl giderebiliriz de hacılarımızın bu ibadetlerini daha rahat yapmalarını sağlayabiliriz? düşüncesiyle birtakım çalışmalar yaptık, örnek olarak:
- Bakanlıklararası Hac Komisyonu, Hac seferi düzenleyen (A) Grubu Seyahat Acentalarının yükümlülüklerini yerine getirmedikleri zaman uygulanacak müeyyideleri belirleyen “Hac Seyahati Düzenleyecek (A) Grubu Seyahat Acentaları İle İlgili Yöner- ge”yi hazırlamış ve kabul etmiştir.
- Hac komisyonu, Suudi Arabistan’a götürülecek kasap, kasap yardımcısı, aşçı ve yer hizmetleri vb. mevsimlik isçilerle ilgili olarak tebliğ yayınlamış ve 5000 kişinin götürülmesini kararlaştırmıştır. Böylece Hac mevsimi boyunca Suudi Arabistan’da 5000 kişilik bir istihdam ortaya çıkarılmıştır.
- Kısa süreli ve özel imkanlı Hac organizasyonuna gösterilen yoğun ilgiyi karşılamak için kapasite % 50 oranında arttırılarak
1996 yılı organizesinde 360 olan bu sayı, bu yıl 576’ya çıkartılmıştır.
- il Müftülüklerince Hacı adaylarına camilerde dini, idari ve seyahatle ilgili konularda eğitim seminerleri düzenlenmesi yanı sıra, bu yıl yurt çapında yayın yapan televizyon kuruluşlarına gönderilen bir yazı ile Hac organizasyonu ve Hac konusunda hacı adayları ve kamuoyunun aydınlatılması için programlar yapılması istenmiş ve TV. Kanalları bu isteğimize olumlu cevap vermişlerdir. Bu maksatla hazırlanan programlar zaman zaman genel ve mahalli TV’lerden gösterime girmiştir.
- Her sene hacılarımızın Arafat’tan Müzdelife’ye intikalleri sorun oluyordu.Geçen yıl geliştirilen bir ring sistemiyle çok kolay bir intikal gerçekleşti. Bu sene inşaallah Arafat-Müzdelife intikalinin yanısıra, Müzdelife-Mina intikalinin de aynı şekilde bir ring hattıy- la gerçekleştirilmesini Suudi yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde dile getirdik ve kabul edildi. Bu sene bunun uygulanması da ilk defa olarak Türkiye hacılarının intikalinde gerçekleştirilecektir. Bu da hacılarımız için önemli kolaylıklardan biri olacaktır.
♦ Gidiş-dönüşler sadece havayolu ile mi yapılacak?
Hac Komisyonu, Hac seferlerinin yalnızca havayolundan yapılmasını ve çıkışlarda her hacı adayından Hac Kimlik kartı ibraz etmesini kararlaştırmıştır.
Buna göre Hac çıkış ve girişleri Adana, Ankara, Antalya, Diyarbakır, Gaziantep, Erzurum, İstanbul, İzmir, Sivas, Trabzon, Van havalimanlarından 20 Mart- 11 Nisan/22 Nisan-12 Mayıs
1997 tarihleri arasında yapılacaktır.
♦ Vermek istediğiniz başkaca bir mesajınız var mı?
Görevlilerimizin her türlü sıkıntılarını biliyoruz ve bunları gidermeye çalışıyoruz. Bize güvensinler ve vazifelerini her türlü siyasetin dışında kalarak, hakkıyla yapsınlar. Bu görevler Allah adına, Peygamber adına yapılan görevlerdir. Bunu akıllarından hiç çıkarmasınlar. Nimetin kadrini bilsinler.
Hacılarımız da hayatları boyunca hasretini duydukları o kutsal mekanlardaki ibadetlerini huzur ile yerine getirsinler, baslarındaki Kafile Başkanlarını, Din Görevlilerini dinlesinler. Almış olduğumuz bütün tedbirlere rağmen ayrı ülkede, ayrı iklim şartlarında olması sebebiyle tabiidir ki bazı sıkıntılarla karşılaşacaklar. Ama Haccın, bir manada sabır demek olduğunu unutmasınlar, sabretsinler. Zamanlarını, o mübarek yerlerde ibadetle geçirsinler.
Cenab-ı Allah, bütün hacılarımızın Haccını mebrur kılsın. Sağlıkla gidip sağlıkla yuvalarına, ocaklarına dönmelerini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.