Makale

İSLAM’IN BEŞ ESASINDAN BİRİSİ DE HAC' DIR

İSLAM’IN BEŞ ESASINDAN BİRİSİ DE HAC’ DIR

Lûtfi ŞENTÜRK

Ankara Merkez Vâîzi

Azîz Müslümanlar,

İslam’ın beş esâsından birisi de Hacc’dır; mâlî ve sıhhî durumu müsait olanların ömürlerinde bir def’a BEYTU’LLÂH’ı ziyaret etmeleridir. Nitekim okuduğum Ayet-i Kerîmede:

"Kâ’be’ye gitmeğe (malca ve bedence) gücü yetenle­rin onu hacc (ve ziyaret) etmeleri Allah’ın İnsanlar üzerin­de bir hakkıdır." buyurulmakta, Resûl-i Ekrem Efendimiz de:

"Ey nâSj haccetmeği Allâhu Teâlâ size farz kıldı, hacce­diniz." hadîs-i şerifleriyle farz olan haccı edâ etmeğe bizi davet etmektedir.

Muhterem kardeşlerim,

Allâhu Teâlâ’nın her emrinde olduğu gibi hacc emrin­de de birçok hikmetler ve bizler için sayılamıyacak kadar faydalar vardır. Şöyle ki:

Cenâb-ı Hak, tavaf ve ziyaretini bize emrettiği ma’bed, yeryüzünde ilk inşâ edilen, âlemler için feyiz kaynağı ve Müslümanların kıblegâhı olan BEYTU’LLAH’dır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de:

"Şüphesiz âlemler için çok feyizli ve ayn-ı hidayet olmak üzere konulan ilk ev (ma’bed) elbette Mekke’de olan­dır. Orada apaçık alâmetler, İbrahim’in makâmı vardır. Kim oraya girerse (taarruzdan) emîn olur." buyurulmaktadır.

Kâ’be’nîn şereflendirdiği Mekke-i Mükerreme ve civa­rı, Peygamberimiz Efendimizin doğduğu, nübüvvet ve rîsâletle görevlendirildiği, İslamiyeti yayarak; bu uğurda pek çok ezâ ve cefâya katlandığı mübarek yerlerdir. Peygam­berlerden birçoğunun İlâhî vahye mazhar oldukları bu yer­ler; îman ve ahlâkın, fazilet ve adâletin, nezâhet ve nezâ­ketin timsâli cefakâr ve vefâkâr ilk Müslümanların azîz hâ­tıralarını da sinesinde saklayan yerlerdir. Her tarafından fe­yiz fışkıran bu yerleri ziyâret etmek, mü’minin îmânına kuvvet, ruhuna ulviyet verir.

Dînimiz toplu halde ibâdet etmeğe de büyük önem vermiş; cemâatle kılınan namazı yalnız başına kılınan na­mazdan 27 derece üstün kabul etmiştir,

Hacc ibâdeti ise toplu halde yapılan bir ibâdettir. Hacc mevsiminde, kendilerine hac farz olan Müslümanlar, dün­yânın her tarafından kara, hava ve deniz vâsıtaları İle akın akın Mekke-i Mükerreme’ye gelmekte, dünyâ zîneti olan elbiselerini çıkararak İslam’ın getirdiği eşitliğin bir tezahü­rü olmak üzere iki beyaz havluya bürünmekte ve Kâ’be’nin etrafında pervâne gibi dönmektedirler. Arefe günü İse Arafat’ta topluca hulûs ve huşû içinde Allah’ın huzurunda durmakta, duâ etmekte, gözyaşları dökerek günahlarının affı İçin yalvarmakta, dünyâ ve âhiret selâmetini ondan is­temektedirler.

Muhterem kardeşlerim,

Ayrı dili konuşan ve ayrı ırktan gelen Müslümanların belirli bir yerde, belirli bir ibâdeti yapmak için toplanma­larına, birbirleriyle tanışmalarına, bütün dünyâ Müslüman­larının dînî, içtimaî, iktisadî ve ahlâkî durumlarından haber­dar olmalarına da sebeb olan ve daha pek çok dînî ve dün­yevî faydalan bulunan hac ibâdeti usûl ve âdâbına uygun olarak îfâ edildiği takdirde, günahlardan arınmaya da ve­siledir. Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz:

"Bir kimse hacceder ve hac esnâsında çirkin söz söyle­mez ve büyük günahlardan çekinir, küçük günahları işle­mekte ısrar etmezse, o kimse günahlardan arınarak anne­sinden doğduğu gün gibi hac’dan döner." buyurmuşlardır.

Ne mutlu İslam’ın emirlerine uyanlara!