Makale

12 KASIM DEPREMİ

12 KASIM DEPREMİ

Harun ÖZDEMİRCİ
Dini Yayınlar Dairesi Başkanı

17 Ağustos Marmara Bölgesi depreminin acısı küllenmeden ve yaralarını tam saramadan, 12 Kasım günü saat 18.57’de ülke olarak tekrar sarsıldık. Bu kez deprem Bolu, Kaynaşlı ve Düzce civarında olmuş ve şiddeti de 7.2 olarak belirlenmişti. Manzara yine aynıydı, yıkılan binalar, enkaz altında kalan insanlar, feryatlar, feryatlar. Tek tesellimiz, depremin 17 Ağustos’ta olduğu gibi geniş bir alanda meydana gelmeyip, lokal bir alanla sınırlı kalmasıydı. Ve depremden yaklaşık bir iki saat sonra devletimizin bütün kuramlarıyla o bölgede hazır bulunmasıydı. Evet 17 Ağustos depremi bizlere millet ve devlet olarak çok şey öğretmiş ve bazı eksiklerimizi görmemizi sağlamıştı. Bundan dolayı da hemen gerekli önlemler alınmış, resmi kuram ve sivil kuruluşlar deprem bölgesine hazırlıklı olarak koşmuşlar, bölge insanı, devleti de tüm ülke insanını da derhal yanında bulmuştu.
Başkanlığımızda da, depremden sadece birkaç dakika sonra hemen kriz merkezi toplantı durumuna geçmiş, yapılabilecekler gözden geçirilmiş, vakfımıza ait beş ambulans ve iki kamyon yardım malzemesi yola derhal çıkarılmış, civar il ve ilçelere talimat verilerek din görevlilerinin bölgeye intikali sağlanmıştı. İlk olarak Başkanlığımız depolarında bulunan, çadır, uyku tulumu, giyecek ve gıda malzemeleri ile sağlık malzemeleri ve yeterli ölçüde kefen bezi bölgeye sevk edilmişti. Başkanlığımızın deprem bölgesine götürdüğü hizmet ve yardımlara yazımızın sonunda geniş ölçüde yer vereceğimizden burada daha fazla söz etmek istemiyorum. Ancak şunu belirtmeliyim ki, Başkanlığımız depremden bir buçuk-iki saat sonra Bolu, Kaynaşlı ve Düzce’ye ulaşmıştı.

BÖLGEDE GÖRDÜKLERİMİZ
13 Kasım yani depremin olduğu akşamın sabahı saat 09.00’da Başkan Yardımcımız Sayın Sami USLU’nun başkanlığında Din İşleri Yüksek Kurulu toplantı salonunda toplanmıştık. Hac organizasyonuyla ilgili görüşmeler yapmak üzere Suudi Arabistan’da bulunan Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Mehmet Nuri YILMAZ telefonla bize ulaşmış, deprem ve yapılan çalışmalarla ilgili bilgi almış ve yapılmasını istediği hususlara ilişkin talimatlarım vermiş, hemen Türkiye’ye dönmek için yola çıkacağını belirtmişti.
Biz o ana kadar yapılanları tekrar toplantıda gözden geçirdikten sonra, Ankara ve ilçelerinden oluşturulacak yeni din görevlisi ekiplerinin yardım malzemeleriyle birlikte bölgeye gönderilmesi kararlaştırıldı. Ayrıca Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Yusuf KALKAN ve T. Diyanet Vakfı Levazım Müdürü Ömer KOÇ ile benim bölgede inceleme yapmak ve hizmetlerin organizesini sağlamak üzere Bolu, Kaynaşlı ve Düzce’ye gitmemiz öngörüldü. Başkanlığımız Müfettişlerinden Mehmet KOÇER, Mustafa YILMAZ ve Yaşar ÇOLAK’ın da bölgeye intikalleri istendi.
Dış İlişkiler Dairesi Başkanımız Yusuf KALKAN ve T.D.V Levazım Müdürü Ömer
KOÇ’la birlikte hemen bölgeye gitmek üzere Başkanlıktan ayrıldık ve yola çıktık. İlk durağımız Bolu idi. Bolu il merkezinde deprem çok fazla bir hasar vermemişti. Bu bizi biraz olsun rahatlattı. Kriz merkezine uğrayıp, Bolu Eğitim Merkezimize geçtik. Burada Türk Cumhuriyetlerinden, Başkanlığımız kanalıyla getirilmiş öğrenciler vardı. 17 Ağustos depreminde kısmi hasar görmüş eğitim merkezi binamız bu depremde de hasar almıştı. Öğrenciler eğitim merkezinin bahçesine yatak ve yorganlarım çıkarmışlar, akşama hazırlık yapıyorlardı ve geceyi bahçede geçireceklerdi. Hepsinin yüzünden depremin etkisini okumak mümkündü. Onlara kendilerinin bir gün sonra Ankara’ya alınacağı müjdesini verdik, Eğitim Merkezi Müdürümüz Ergün YÜCEL’den depremin Bolu’da meydana getirdiği hasar ve burada yürütülen hizmetlerimizle ilgili bilgiler aldık. Bu arada Eğitim Merkezi Müdürümüzün de deprem nedeniyle evinin oturulamayacak derecede hasarlı olduğunu öğrendik ve üzüldük. Ancak böyle bir ortamda mala gelen zarar, cana bir zarar vermeyince insan için bir teselli kaynağı oluyor. Sayın Ergün YÜCEL’e ve görev arkadaşlarına geçmiş olsun dileklerimizle Bolu il merkezinden ayrıldık ve Kaynaş- lı’ya hareket ettik.

DEPREMİN UĞRAK YERİ KAYNAŞLI
Kaynaşlı, Ankara üzerinden İstanbul’a giden hemen hemen herkesin mola için uğrak yeri olan, yurdumuzun tabiat güzellikleriyle dolu şirin bir beldesi. Otomobilinizden indiğinizde nefis bir hava karşılar sizi ve yol yorgunluğunuzu esen hafif rüzgar alır götürürdü üzerinizden. 12 Kasım’da bu kez deprem uğramıştı Kaynaşlı’ya. Hem de ne uğrak. Neredeyse taş üstünde taş bırakmamacasına. Hangi tarafa baksanız çökmüş, yıkılmış binalar. Umutları yok olmuş insanlar. Bir telaş, bir koşuşturma. Her enkazın başında kurtarma araçları ve kurtarma ekipleri, umutsuzluktan umut çıkarma çabasında.
İnsanlar üzgün, insanlar perişan, hava soğuk, depremin acı yüzü buz gibi. Bütün bu olumsuzluklar çemberi içerisinde havayı yumuşatan, Kaynaşlıların yüreklerine sıcak duygular akıtan tek ama çok önemli bir şey var ki, o da en muhtaç olduğu bir zamanda devletini bütün kuramlarıyla ve imkanlarıyla yanı başında bulmuş olması. Kime yaklaşsanız duyduğunuz şey, “ne yapalım Allah’ın takdiri, buna da şükür, Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin.” sözcükleri. Öylesine bir çırpıda dökülüyor ki dudaklardan, adeta 17 Ağustos sonrası devlet millet kaynaşmasını gölgelemek arzusunda olan bazı medya organlarına inatçasına. Nerede devlet diyenlere işte burada diye haykırırcasına.
Kaynaşlı’ya gönderdiğimiz ekip ve malzemeler bizden önce buraya ulaşmış ve civar illerden gelen din görevlilerimiz bir yandan hükmen şehit sayılan kayıplarımızın defin işlerini yerine getirmeye çalışıyor, bir yandan da kırık ve buruk insanımıza moral vermeye. Burada bir “Diyanet İrtibat Çadırı” kurup, gerekli organizeyi yaptıktan sonra bir diğer yerleşim birimimize, Düzce’ye doğra yol aldık.

DÜZCE ADI GİBİ DÜZ...
Düzce’ye geldiğimizde de manzara Kaynaşlı’dan pek farklı değildi. 17 Ağustos depreminde de ciddi bir sarsıntı geçirmiş olan bu kentimizde o zaman ayakta kalmayı başarmış binalar 12 Kasım depremine dayanamamış ve bir bir yıkılmışlardı. Yol arkadaşım Dış İlişkiler Dairesi Başkanımız Yusuf KALKAN Düzceliydi. O binalardan arta kalan enkaz yığınlarına bakarken, “Aman Yarabbi, Düzce gitmiş, Düzce yıkılmış” sözlerini sürekli tekrarlıyor, bu yaralar nasıl sarılacak diye ekliyordu. “Tek geri getiremeyeceğimiz şey kaybettiğimiz canlarımız, geri kalan her şey yeniden yapılır ve bu yaralar sarılır. Bu büyük milletteki yardımlaşma ve dayanışma ruhu ve devlet-millet bütünleşmesi bütün zorlukları yenecek güç ve kararlılıkta Yusuf Bey” dedim. Yusuf Bey, “Elbette, elbette sarılacak bu yaralar. Allah böylesi felaketleri devletimize ve milletimize bir daha göstermesin” diye karşılık verdi.
Yavaş yavaş gün ışıklarının yerini akşamın karanlığına bırakmaya başlamış olmasına rağmen enkaz kaldırma ve kurtarma çalışmalarının bütün yoğunluğu ile sürdürüldüğü sokaklardan geçerek kriz merkezine geldik. Merkez çadırına girdiğimizde her resmi kuruluşumuzun görevlilerinin bulunduğu masaların başında yoğunlaşmış insanlarımız görevlilere isteklerini bildiriyorlardı. Kalabalığın arasından Düzce’de görevlendirilmiş Vali Yardımcısı İsmail Gündüz ile Belediye Başkanı ve Başkan Yardımcısının bulunduğu masaya doğru ilerledik. Geçmiş olsun dileklerimizi ilettik, Başkanlığımızın hizmetlerini organize etmek ve kendilerine yardımcı olmak için geldiğimizi belirttik. Gerek Vali Yardımcımız ve gerekse Belediye Başkanı Başkanlığımızca Düzce’ye gönderilen görevlilerimizin depremden hemen iki saat kadar sonra kendilerine ulaştığını ve derhal işe başladıklarını, başkanlığımızın yerine getirmesi gereken hizmetlerin aksamadan yürüdüğünü söylediler. Bu nedenle Başkanlığımıza teşekkürlerini bildirdiler.
Yine çadırdaki kalabalığın içerisinden dışarıya çıktık. Kriz çadırında gördüğümüz kalabalık 17 Ağustos Marmara depremi esnasında benzer yerlerde gördüğümüzden u ke/ o insanların çoğunluğu yardım isteyenlerden değil, getirdikleri yardımları nereye bırakacaklarını soranlar ile kurtarma faaliyetlerine yardımcı olmak için geldiklerini anlatan ve görev bekleyenlerden oluşuyordu. Muazzam bir dayanışma ve yardımlaşma çabası hemen göze çarpıyordu. Kriz merkezinden ilçe müftülüğümüzün hizmetleri organize ettiği Merkez Camii’ne geldik. Gece saat bir hayli ilerlemişti. Merkez Camii görevlileri, cami bahçesinde Başkanlığımızca gönderilen yardım ve cenaze malzemelerinin başında nöbette idiler. Merkez Camii de minareleri ve duvarları yıkılmış, enkaz halindeydi. Geceyi Düzce’de geçirdik. Gece boyu büyük bir gürültüyle art arda gelen artçı depremleri yaşadık.
Ertesi sabah erken saatte Merkez Camii’nin avlusuna Ankara’dan getirdiğimiz irtibat çadırı- , mızı kurduk ve cenaze malzemeleri ile diğer yardım malzemelerini de buraya yerleştirdik. Düzce’deki mevcut görevlilerimiz ile Ankara, ’ Sakarya, Kastamonu ve diğer illerden bölgeye gelmiş olan din görevlilerimizle kısa bir değerlendirme toplantısı yaptıktan sonra, hastane, mezarlıklar ve ihtiyaç olan diğer merkezlere gerekli hizmetleri yerine getirmek üzere görevlilerimizi gönderdik, bir kısım görevlimizi de Kızılcahamam ilçesi din görevlilerinden oluşan ekibimize yardımcı olmak üzere Kaynaşlı’ya uğurladık. Böylece depremden hemen sonra başlattığımız faaliyetlerimizi daha organize bir şekilde yapmak için gerekli tedbirler alınmış oldu.
Bu arada Başkan Yardımcılarımız Rıdvan ÇAKIR, Sami USLU ve Mehmet GÜRLER hocalarımız da bölgede incelemeler yapmak ve Başkanlığımızın hizmetlerini yerinde görmek amacıyla ilçeye geldiler. Kriz merkezini ziyaretten sonra depremden zarar görmüş vatandaşlarımıza geçmiş olsun ve başsağlığı dileklerini iletip, halkın ihtiyaçlarını tespit ettiler. Kısacası Devletimizin diğer kurumlan gibi Diyanet İşleri Başkanlığımız da tüm unsurlarıyla bölgede ve insanımızın yanındaydı.
Depremde hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyor, böylesi felaketleri bir daha göstermemesi için Cenab-ı Hakka niyaz ediyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.



DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI VE TÜRKİYE DİYANET VAKFINCA 12 KASIM 1999 GÜNÜ BOLU VE DÜZCE’DE MEYDANA GELEN DEPREMLE İLGİLİ YAPILAN İŞLER
1. Bölgeye 13 Kasım 1999 Cumartesi günü Dış İlişkiler Dairesi Başkam Yusuf Kalkan ve Dini Yayınlar Dairesi Başkanı Harun Öz- demirci gönderilmiştir.
2. 14/11/1999 tarihinde Pazar günü Başkan Yardımcılarından Sayın Sami Uslu, Sayın Rıdvan Çakır ve Sayın Mehmet Gürler inceleme yapmak üzere bölgeye gitmişlerdir.
3. Başkanlığımız müfettişlerinden Mustafa Yılmaz, Mehmet Ko- çer ve Yaşar Çolak deprem bölgelerine 4 gün süre ile görevlendirilmişlerdir.
4. Bolu, Düzce ve Kaynaşlı’da müftülere sevk ve idarede yardımcı olmak üzere 15/11/1999 tarihinde
miştir.
9. Başkanlığımız organizasyonu ile il ve ilçe müftülüklerimizin temin ettiği 217 adet kışlık aile çadırı bölgedeki evleri yıkılan görevlilerimize Türkiye Diyanet Vakfı aracılığı ile peyderpey gönderilmeye başlanmıştır.
10. 12 Kasım akşamı saat 23.00’de 4’ü Ankara’dan l’i Düzce’den olmak üzere 5 adet ambulans sevk edilmiştir.
11. Ambulanslarla kefen
Başkanlık merkezinden Genel Evrak ve Arşiv Şubesi Müdürü Ünal Bayramoğlu, Planlama ve Koordinasyon Şubesi Müdürü Tacettin Öz, İrşat Hizmetleri Şubesi Müdürü H. Hüseyin Biçer görevlendirilmiştir.
5. Ankara müftülüğünce deprem bölgesinde ihtiyaç duyulan hizmetleri yapmak üzere 12 Kasım 1999 tarihinde, Ankara Vaizlerinden Mustafa Köseoğlu başkanlığında 11, Kızılcahamam İlçesi İmam - Hatiplerinden Çetin Günerhan’ın başkanlığında 10, 13 Kasım 1999 tarihinde de Ankara Vaizlerinden Ömer Faruk Serdaroğlu’nun başkanlığında 10 kişilik din görevlisi görevlendirilmiştir.
6. Sakarya’da bulunan 5 mutfaktan 3’ü Sakarya’da bırakılıp, 2’si Düzce ve Kay- naşlı’ya gönderilmiştir.
7. Bölgede vatandaşlarımıza yemek pişirmek üzere 18/11/1999 tarihinde Başkanlık merkezinden aşçı Bekir Sami Halıcı, Kütahya müftülüğünde görevli hizmetli Ali Osman Erikli ve Süleyman Ha- tipoğlu, Bolu Yeniçağa ilçesi müftülük hizmetlisi Kemal Korkmaz görevlendirilmiştir.
8. Bölgedeki vatandaşlarımızın acılarım paylaşmak, onlara moral vermek vaaz ve irşat hizmetlerinde bulunmak üzere 26 Kasım 1999 tarihinde Ankara Müftü- lüğü’nden Müftü Yardımcısı Mahmut Sezgin başkanlığında 3 görevli gönderil
bezi, uyku tulumu, battaniye, muhtelif ilaç, ceset torbası, gıda vs. maddeler birer personel nezaretinde sevk edilmiştir.
12. Bolu Düzce ve Kay- naşlı’da Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıf irtibat büroları kurulmuştur.
13. Bilahare 13 ve 15 Kasım 1999 tarihlerinde günlük 3 kamyon olmak üzere Bolu, Düzce, Kay- naş’lı ve Akyazı’ya muhtelif yardım malzemeleri gönderilmiştir.
14. Diizce’de 600 vatandaşımıza hizmet edecek şekilde seyyar mutfak kurulması çalışması devam etmektedir.