Makale

İçtimaî bir yorum, İnsanî bir tahlil: Hep iyiyi ve güzeli görsek ne kaybederiz?

Abdullah Ceyhan
Dini Yayınlar Dairesi Başkanı

İçtimaî bir yorum, İnsanî bir tahlil:
Hep iyiyi ve güzeli görsek ne kaybederiz?

İnsanoğlu tuhaftır. Hep kötüyü, şüpheli olanı görür. Kendisine göre yorumlar. İyi netice çıkabilecek olaylarda bile, kötü sonuçlar çıkarır. Bu sonuçlardan da haz duyar. Sonuçları başkalarına aktarmada acele eder.
Yapılan işlerde niyet çok önemlidir. Netice kötü bile olsa, iyi niyete bağlı olarak başkasının yararı ve faydası için bir fiili gerçekleştiren kişi, makbûl ve mûteberdir. Nitekim, atı ile yolculuğa çıkan kişi, konakladığı su başında atını bağlamak için yere kazık çaksa, işi bitince, başkalarının atını bağlaması için bu kazığı sökmese, ama bunu görmeyen başka bir yolcu söz konusu kazığa takılarak düşse, hatta bir yeri kırılsa bile, eylemi gerçekleştiren birinci kişi, sırf iyi niyetinden dolayı erdemlidir, değerlidir.
Hep kötüyü göreceğimize, iyiyi ve güzeli görsek ne kaybederiz? Halbuki kazancımızın artması, toplumda saygınlığımızın pekişmesi, sözü dinlenilir kişi olmamız, olayları iyi ve güzel yorumlamamıza bağlıdır.
Yarısına kadar dolu olan bardağı tarif ederken, yarısı boş bardak deyip, dolu olan kısmı, mevcut olan suyu görmezlikten gelmek akıl kârı değildir. Ama insan niçin böyle düşünür; akıl erdirmek de mümkün değildir.
Elinde dolu bir file ile evine giden kişi hakkında, file içinde taşıdığı bir sirke şişesinden dolayı, sırf benzettiği için ille de rakı taşıyor veya içmek için şarap almış, evine götürüyor, şeklinde düşünmesek ne kaybederiz? Dükkana girdiğini gördüğümüz kişi, dükkan sahibine önemli bir haberi ulaştırmak için girmiş olamaz mı? Belki bu adam ev komşusudur, evine hırsız girmiştir. Ailesinin veya çocuğunun başına bir şey gelmiş, onu haber veriyor olamaz mı?
Aniden rahatsızlanan ve yere yığılan bir kadını arabasına alan ve hastahaneye götüren bir adamı görenlerin, illa da bu yardım sever kişiyi, gönül eğlendiren, ırz düşmanı, ahlâksız bir kişi şeklinde düşünmeleri mecburi midir? Bu adam, ihtiyaç içinde ve zorda kalan birisine yardım eden, dürüst ve ahlâklı bir kişi olamaz mı? Niçin böyle düşünülmez de, bu yardımın altında bir şeyler aranır?
Karşı cinsten iki gencin herkesin gözü önünde konuşmalarını bahane ederek gençleri suçlamak kolay bir yoldur. Ancak bu gençlerden birisinin diğerine adres sorduğu, biraz sonra hiç tanımadığı arkadaşından ayrılıp, yoluna devam edeceğini neden düşünmeyelim?
Mevki ve makam sahibi bir kişiyi ziyarete giden birisi için, yine bir- şeyler peşinde, bir iş, bir köşe kapmak istiyor, yoksa onu ziyaret etmesi mümkün değil, şeklinde yorum yapmak zorunda mıyız? O zata selâm götüremez mi? Hiçbir şey beklemeden onu ziyaret edemez mi?
Borç istediğimiz kişiyi, ihtiyacımızı karşılamadı diye, niçin kötüleriz? O anda gerçekten parası olmayabileceği, bu yüzden yardımcı olamadığı mümkün değil mi? Üstelik yardım istediğimiz kişinin, yardımcı olamadığı için üzüldüğü tabiata aykırı bir iş midir?
İnsan yanılabilir. Herşeyde isabetle karar almak mümkün değildir. Kişiyi sezgileri de yanıltabilir. Gördüğü ve duyduğu şeyleri yorumlarken de isabet etmeyebilir. Zanlarla yola çıkanlar çoğu zaman sağlıklı netice elde edemezler. Onun için zannın çoğu dinimizde haram kılınmıştır.
Karşımızdakilerin ne yapmak istediklerini, niyetlerinin ne olduğunu bilemediğimiz için, diğer bir ifade ile, kalblerinde olanları okuyamadığımız için yanılırız. Bu durumda yanılmamız normaldir. Ancak başkalarını izlemek, onların her hareketinden bir şeyler çıkarmak veya mutlaka aleyhlerinde yorumlamak durumunda da değiliz. İyiye ve güzele yormak ve yorumlamak kâmil insanın hasletidir. İnsan olmanın gereğidir.
Yanıltıldığımız diğer bir husus da sırf karşımızdaki kişilerin durumundan kaynaklanmaktadır. Buna en güzel örnek şudur: Bazı insanlar özellikle iş hayatında kendilerini bilgili, becerikli gösterebilmek için, her ortamda otururlarken, konuşurlarken etkileyici olmaya özen gösterirler.
Bu tür insanlar ister istemez, sessiz, sakin, haddini bilenler yanında, başka ve üstün olarak değerlendirilirler.
Keşke herşeyi olduğu gibi göre- bilsek, her işin iyi ve güzel olanını görsek, alsak. O zaman hiç bir kaybımız olmazdı.